Arama:

UŞAK BEYAZ MERMER

  • Ürün Kodu : UUMBL- 64
  • Ürün Adı : Uşak Beyazı
  • Menşei : Yerli – (Türkiye – Uşak)
  • Kullanım Alanları
  • Dış ortam süslemeleri, Zemin kaplama, basamak ve merdiven, küpeşte ve harpuşta yapımı, Hamam çalışmaları.
  • Renk KarakteristiğiBeyaz renkte çok hafif gri desenleri varadır.
  • Ürün DetayıDış alan uygulamalarımızda sıkça kullandığımız yerli bir taştır. Patlatma yöntemi ile son derece dekoratif ve güzel parçalarla yer ve duvar kaplamaları yapılabilmektedir. Beyaz renkte olması hamam çalışmalarında da sıkça kullanmamızı sağlıyor. Uygun fiyatı ve kolay tedarik edilebiliyor olması gibi avantajları da var.
  • Fiyat BilgileriOrta fiyatlı gruptadır.
  • Bilinen Diğer AdlarıUşak White, Uşak kar beyazı mermeri
  • Benzer Ürünler

DETAYLI BİLGİ VE FİYAT İÇİN : 0532 466 60 68 – CEVDET AKIF USTA

Enerji Kimlik Belgesi hakkında bilmek istedikleriniz ;

Enerji kimlik Belgesi - USTALAR
Enerji kimlik Belgesi – USTALAR

EKB – Enerji Kimlik Belgesi

5627 Sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğine göre binalarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını, enerji israfının önlenmesini ve çevrenin korunmasını sağlamak için asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, sera gazı salımı seviyesi, yalıtım özellikleri ve ısıtma ve/veya soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeren belgedir.

Daha basit bir ifade ile buzdolapları, çamaşır makineleri gibi beyaz eşyalardaki ya da klimalardaki enerji performans sınıflandırmaları artık binalar için de geçerlidir. Bu sınıflandırmalar A’dan G’ye kadar yapılmıştır. A sınıfı en verimli seviyeyi belirtirken, G sınıfı en düşük verimli seviyeyi belirtmektedir. Binalarda bu sınıflandırmayı gösteren belgeye Enerji Kimlik Belgesi ya da kısaca EKB denilmektedir.

Yeni yapılacak veya yapılmakta olan binaların enerji kimlik belgesi sınıfı en düşük C sınıfında olacak şekilde tasarlanmalı ve inşaa edilmelidir. C sınıfından daha düşük seviyede çıkan yeni yapılacak veya yapılmakta olan binalar kanunen iskan ruhsatı alamamaktadır.

Mevcut binalar için enerji kimlik belgesi asgari sınıflandırma seviyesi koşulu yoktur. Mevcut binalar halihazırdaki ısı yalıtımı, pencerelerin ısı yalıtımı, ısıtma-soğutma ekipmanları verimi, aydınlatma armatürleri verimliliği gibi parametrelerine bağlı olarak A sınıfından G sınıfına kadar her sınıf Enerji Kimlik Belgesi alabilmektedir.

Ne Zamana Kadar EKB Alınmalı?

“Enerji Kimlik Belgesi” uygulaması için Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğinin Geçici 4. maddesinin birinci fıkrası gereğince 01 Ocak 2011 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, bu tarihten önce yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilmektedir.

Bu tanıma istinaden 1 Ocak 2011 tarihinden sonra yapı ruhsatı almış binaların (yeni binalar), yapı kullanma izin belgesi (iskan ruhsatı) alınması aşamasında Enerji Kimlik Belgesini ilgili idareye (belediye) sunması gerekmektedir. Aksi takdirde, yapı kullanma izin belgesi kanunen verilmemektedir.

Mevcut binalar ve 1 Ocak 2011 tarihinden önce yapı ruhsatı almış ve inşaatı devam edip henüz yapı kullanım izni almamış binalar için Enerji Verimliliği Kanununun yayımı tarihinden itibaren on yıl içinde Enerji Kimlik Belgesi düzenlenir. Kısaca, mevcut binalar kanunen 2 Mayıs 2017 tarihine kadar Enerji Kimlik Belgesi almak zorundadır.

EKB Nasıl Alınır?

Enerji kimlik belgesi düzenlemek üzere yetki belgesi almış olan ve meslek odalarından alınmış SMM belgesine sahip mühendisler veya mimarlar ya da bünyesinde bu vasıflara haiz mühendis veya mimar bulunduran tüzel kişiler yeni yapılacak olan binalara Enerji Kimlik Belgesi (EKB) vermeye Yetkili Kuruluş sayılır.

Bünyesinde EKB Uzmanı mühendis veya mimar bulunduran Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş Enerji Verimlilik Danışmanlık (EVD) Şirketleri, mevcut binalara Enerji Kimlik Belgesi (EKB) vermeye Yetkili Kuruluş sayılır.

USTALAR.COM  & CQC Kalite Mühendislik işbilirliği ile Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş Enerji Verimlilik Danışmanlık (EVD) Şirketi olan A.V.D Enerji Danışmanlık bünyesindeki EKB Uzmanları ve SMM belgesine sahip mühendisler vasıtasıyla hem mevcut hem yeni binalar için Enerji Kimlik Belgesi (EKB) düzenleme hizmetleri sunmaktadır.

Teklif ve Bilgi için :  0212 875 31 86  – 0 532 466 60 68 – Cevdet Akif USTA

Mutfak dolabı nasıl seçilmelidir ?

Evlerde görselliğin yanında işlevselliğin de ön plana çıktığı yer olan mutfak, içinde bulundurduğu hemen her parçasıyla işe yarar, pratik ve kullanışlı olmalıdır. Mutfak dolapları bir zevkin ürünü olduğu kadar tecrübeye dayalı kullanışlılığın da tercihi olmalıdır.

Mutfak dolabı seçerken hangi ayrıntılar göz önünde bulundurulmalı?

  • Mutfak dolapları her şeyden önce önemli bir depolama alanı ve müthiş bir kamuflaj malzemesidir. Eğer yer konusunda sıkıntınız yoksa, yani mutfağınız genişse bol çekmeceli ve geniş bölmeleri olan dolapları tercih edin.
  • Mutfak dolaplarındaki bölmelerin büyük bir tencerenin gireceği kadar geniş olmasına özen gösterin. Böylece ilerleyen zamanlarda dolap kullanımında yer değişikliği yapmak isterseniz, dolap ebatları sizin için sorun çıkarmamış olur.
  • Mutfak dolaplarında kullanılan malzeme konusunda mutlaka seçici olun. Sadece güzel görünen bir malzemeyi tercih etmek yerine kullanımı ve temizliği kolay olan ürünlere yönelin.
  • Mutfak dolaplarını tavana sıfır yaptırırsanız daha çok sayıda ve daha geniş dolaplar için yer kazanmış olursunuz.
  • Mutfak dolaplarının alttaki gözlerini daha küçük ve çok sayıda yaptırmayı tercih edebilirsiniz. Böylece depolamada sınıflama yapmanız daha kolay olur.
  • Üst dolapları daha büyük tercih edebilirsiniz.
  • Mutfak dolaplarınızın “stoplama” takılabilir olmasına dikkat edin ve mutlaka bunlardan taktırın.
  • Kalabalık bir aileniz varsa mutfak dolaplarında çok açık renk tercih etmeyebilirsiniz. Zira kullanan kişi sayısı arttığı için daha fazla kirlenecektir.

kaynak :nasilkolay.com

Kombi arızaları ve tamir seçenekleri

Kombiler ve kalorifer tesisatları ile ilgili karşılaşabileceğimiz başlıca arızalar ve çözüm önerilerini aşağıda bulabilirsiniz. Aşağıdaki bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Daha önce bu tür tecrübeleriniz yoksa müdahale etmeden bize veya kombinizin yetkili servisine danışınız.

Günümüzde kullanılan birçok kombi içerisinde su olmadığı veya basıncı azaldığında emniyet olarak çalışmamaktadır. Kalorifer devre suyu bitmiş veya eksilmiş olabilir. Kalorifer devre basıncı 1,5 bardır.

  • Kombi sigortası atık veya kapalı olabilir.
  • Kombi girişinde bulunan gaz vanası vanası kapalı olabilir.
  • Gaz vanası kapalı iken cihaz çalıştırılmak istenmiş ise ikaz (kırmızı lamba) yanıyor olabilir.
  • Kombinin ön panelindeki (yaz/kış) konum anahtarı istenilen konumda olmayabilir.
  • Kombiniz pilotlu ise pilot alevi yanmıyor olabilir.
  • Tüm bu işlemlere rağmen başarılı olamadıysanız kombinizin Yetkili Servisini çağırınız.

Kombi Çalışıyor Fakat Isıtmıyor

  • Kombi termostat derecesi düşük olabilir.
  • Kalorifer dönüş hattındaki filtre tıkalı olabilir. Temizleyip kontrol ediniz.
  • Petek giriş ve çıkışlarındaki vanalar kapalı olabilir. Vanalarınızın açık olduğundan emin olunuz.
  • Peteklerinizi ve boru hattının temizlenmesi gerekebilir. Bu konuda bizden yardım alabilirsiniz.
  • Kombinin teknik bir sorunu olabilir. Kombinizin Yetkili Servisini çağırınız.

Kombi Patlamalı Yanıyor

  • Cihaz yanmak üzereyken birkaç saniye geç yanarsa. İçeride gaz birikmesi olur bu nedenle şiddetli bir yanma olacağından gaz ve çakmak ayarlarının kontrolü gerekmektedir.
  • Cihaza yıllık periyodik bakım yapılması gerekmektedir. Yetkili Servisinden yardım isteyiniz.

Sıcak Su Açıldığında Petekler Çok Isınıyor

  • Bu arıza meydana geldiğinde musluktaki sıcak su akışında dalgalanma olması gerekir, bir ısınır bir soğur. Normalde sadece musluğa gitmesi gereken sıcak su ikiye bölünüyor. Cihaz siz suyu açtığınızda kalorifer kısmını kapatma işlemini tam anlamıyla yapamadığından bu sorun ortaya çıkar. Yetkili servisden yardım isteyiniz.

Radyatörlerin Üstü Sıcak Altı Soğuk

  • Kambi girişinde bulunan filtreler tıkalı olabilir.
  • Peteklerin içinde tıkanıklık meydana gelmiş olabilir.
  • Cihazın sıcak su ve kalorifer ayrıştırıcı parçalarında (üç yollu vana) aksama olabilir.
  • Kalorifer tesisatınız planlanırken yanlış planlanmış ve yapılmış olabilir.
  • Kombiye yakın peteklerin vanalarını kısarak uzak peteklere su daha hızlı ulaşır
  • Bu işlemlerden sonra çözüm bulamadıysanız tesisatınızda sorun olabilir. Bizden yardım alabilirsiniz

Kombi Su Kaçırıyor – Akıtıyor

  • Kalorifer tesisatına gerekenden fazla su eklemiş olabilirsiniz. Normal devre basıncı 1.5 bardır
  • Kombinizin tesisat bağlantılarında sorun olabilir.
  • Kombinin imbisat (genleşme tankı) deposunda problem olabilir
  • Hava tahliye arızalanmış olabilir
  • Kombinizin su doldurma vanası arızalı olabilir
  • Radyatörün hava alma yerinden su basıncını düşürünüz
  • Tüm kontrollerinize rağmen sorununuz devam ediyorsa bizden yardım isteyebilirsiniz.

Kombi Ses Yapıyor

  • Cihazın fan motorunda problem olabilir.
  • Cihazın devir daim motorunda problem olabilir.
  • Cihazın haznesindeki suda hava olabilir.
  • Cihazın sıcak su ile kaloriferi ayrıştırıcı parçalarda (üç yollu vana) hata olabilir.
  • Kombinizin Yetkili Servisini çağırınız.

Kombi Sıcak Su Gelmiyor

  • Su açıldığında cihaz yanıyor fakat ısıtmıyorsa suyu gereğinden fazla açmış olabilir (kış aylarında)
  • Isınan suyun bir kısmı kalorifer sistemine karışıyor olabilir. Üç yollu vana arızalndığında bu sorun yaşanır.
  • Sıcak su hattına baksa bir yerden su karışması olabilir.
  • Cihazın sıcak su ile ilgili aksamlarında problem olabilir.
  • Kombinizin Yetkili Servisinden yardım isteyiniz.

 

Söve nedir nasıl uygulanır ?

Söve nedir nasıl uygulanır

Söve hem dekorasyon hem yalıtım özelliğine sahip, eps ve xps strafor gibi malzemelerden yapılan üzeri reçine ile kaplanan ve her renge boyanabilen, sınırsız modelli bir dekorasyon ve cephe aksesuar malzemesidir. Söve eps bloğunun kesilerek üzerine akrilik esaslı sıvanın kaplanmasından üretilir. Söve mantolama oldukça estetik bir görünüm sağlar.

Mantolama amacı sağlayan Yalı baskısı (siding), söve mantolama, fugalı Bina Cephe Mantolama ve Kat silmesi Modelleri ve sadece süslemede kullanılan kapı pencere söveleri ve deniz modelleri gibi yüksek estetik ürünü söveler olarak iki çeşittir.

Söve fiyatı çeşitlerine göre Bina Cephe Mantolama ürünlerinden biraz daha pahalı olabilmektedir. Fakat iyi bir söve ürünü binanızın estetik görünümünü de artırdığı için binanıza değer katacaktır. Söve binalarınıza estetik bir güzellik sunmanın yanı sıra ısı, ses gibi dış etkenlere karşı yüksek dayanımlı bir izolasyon malzemesidir.

[wonderplugin_slider id=”1″]

Isı Yalıtımda XPS Dönemi

XPS NEDİR?

1. XPS NEDİR

Homojen hücre yapısına sahip, ısı yalıtımı yapmak amacıyla üretilen ve kullanılan köpük malzemelerdir. XPS’in hammaddesi olan polistren, ekstrüzyon işlemi ile hat boyunca istenilen kalınlıkta çekilir. Sürekli bilgisayar kontrolünde yapılan bu üretim sayesinde homojen balpeteği görünümünde, kararlı bir hücre yapısı elde edilir. Hücreler bütün yüzlerinden birbirine bağlıdır. Hava hücrelerin içine hapsedilmiştir. Hareketsiz kuru hava ile; bilinen en mükemmel ısı yalıtımı sağlanmaktadır.

Hattan çıkan malzemenin yüzeyi, zırhlı veya pürüzlü yüzey olarak malzemenin kullanılacağı detaydaki ihtiyaçlar doğrultusunda yapılandırılır.

Bu yapı sayesinde Ekstrude Polistren malzemeler (XPS) bünyesine su almaz ve nemden etkilenmezler ve diğer ısı yalıtım malzemeleri ile kıyaslandığında haklı bir üstünlüğe sahiptirler.

XPS’İN ÜSTÜN ÖZELLİKLERİ:

• Düşük ısı iletkenlik değeri.
• Su emmeme özelliği sayesinde sürekli ve azalmayan λ- ısı iletkenlik değeri.
• Dona karşı dayanım.
• Yüksek basma ve eğilme mukavemeti sayesinde zaman içinde kalınlığı azalmaz.
• Yüksek elastizite modülü ve boyutsal kararlılık.
• Optimum buhar difüzyon direnci sayesinde kullanım yerine uygun µ değeri.
• XPS ürünler diğer plastiklerle karıştırılmadan geri dönüşümde kulanılabilir.
• Her çeşit kesici aletle kesilebilir,ufalanmaz, fire vermez.
• Kapalı Gözenekli Hücre Yapısına Sahiptir.

2. XPS TARİHÇESİ

İlk Ekstrüde Polistren Köpük 1940’lı yılların başında, Amerika’da askeri amaçlı talep üzerine yüzer sallar için üretilmiştir. Yoğun kullanımı sonucunda, su ve neme karşı oldukça dirençli olduğu fark edilen bu ürünlerin aynı zamanda ısı yalıtım teknik özelliklerinin farkına varılmıştır ve ısı yalıtımı amacıyla üretimine devam edilmiştir. 1960’lı yıllarda ise Avrupa’da üretimine başlanan Ekstrüde Polistren Köpükler, 50 yılı aşkın bir süredir de tüm binalarda ve mühendislik yapılarında güvenle kullanılmaktadır. Bugün Ekstrüde Polistren Köpüklerin tüm dünyadaki kullanımı 15-20 milyon m3 / yıl civarındadır.

Türkiye’de yerli üretim 1994 yılında başlamıştır.2005 yılında toplam üretim 700.000 m3 / yıl iken 2008 yılında 1.600.000 m3 / yıl’ın üzerindedir. İnşaat sektöründeki büyümeye paralel olarak yıllık yaklaşık % 15-20 Pazar büyümesi gerçekleşmektedir. 2012 yılı Pazar büyüklüğü yaklaşık 3 milyon m3‘ün üzerindedir.

3. XPS NASIL ÜRETİLİR

Homojen hücre yapısına sahip, ısı yalıtımı yapmak amacıyla üretilen ve kullanılan köpük malzemelerdir. XPS hammaddesi polistren, bir şişirme ajanı yardımı ile sürekli bir ekstrüzyon işlemi vasıtasıyla sabit basınç altında köpük halinde üretilir. Kapalı hücre yapısına sahip levha haline getirilmiş ürün kullanım yerine uygun olarak yüzey işlemesine tabi tutulur.

Üretimi sırasında işlem parametrelerinin varyasyonu ile çeşitli uygulama gereksinimlerini karşılamak üzere XPS ürün özelliklerinin değişikliğine izin verir. Köpük yoğunluğu ( 20-50 kg/m3) ile basınç mukavemeti değerleri (100-500 kPa) elde edilebilir. Isı iletkenlik hesap değeri 0.030-0.035-0,040 gruplarında üretilir.

4. XPS KALİTE

Avrupa topluluğu içinde inşaat sektöründe CPD (Construction Product Directive) Türkiyede de Yapı Malzemeleri Yönetmeliği gereğince inşaat sektöründe kullanılan kullanılan XPS ısı yalıtım levhalarının CE işareti taşıması gerekir. TS EN 13164’e uygun olarak belirtilen ürün test frekansları ile CE işareti başlangıç tip deneyi (ITT) ve fabrika üretim kontrolü (FPC) için gereksinimleri karşılamak için üretici tarafından uygulanması gerekmektedir.

CE Prosedürü ve XPS ürün etiketleme

EN 13164’e göre CE işareti XPS ısı yalıtım levhaları veya ambalajın üzerindeki etiketlerde yerleştirilir. Zorunlu işaretlemede veriler; ürün adı, üretici, üretim yılı, yangına tepki sınıfı, uzunluğu, genişliği, kalınlığı, ısı iletkenlik ve ısıl direnç değerleri bulunmaktadır. Kimlik anahtarı daha fazla ürün özellikleri bildirir. Bu tanımlama anahtarı ilgili ürünün çeşitli uygulamalar için gerekli tüm ürün özelliklerini içermesi gerekir. Avrupa ürün standardı EN 13164’e göre, aşağıdaki tanımlamaların kullanılmaları zorunludur.

XPS – EN 13164-T1-CS (10 Y) 300-DS (TH)-DLT (2) 5-CC (2/1, 5/50) 100-WD (V) 3-FT2

İŞARETLEME KODLARI

Kısaltma Terimi XPS
Bu Standardın işaret ve numarası TS EN 13164
Kalınlık Toleransı Ti
Basma Dayanımı veya Basma Gerilmesi CS (10/Y)
Belirtilen sıcaklıkta boyut kararlılığı DS (T +)
Belirtilen sıcaklık ve nem şartlarında boyut kararlılığı DS (TH)
Belirtilen basma yükü ve sıcaklık şartlarında deformasyon DLT (i)5
Yüzeylere dik çekme dayanımı TRi
Basma sünmesi CC (i1\i2\y) δ c
Daldırmayla uzun surede su emme WL (T)i
Difüzyonla uzun sürede su emme WD (V)i
Su buharı geçirgenliği Mu veya Zi
Donma çözülme dayanımı FTi

Kalite güvencesi: Dernek içi otokontrol
XPS Isı Yalıtım Sanayicileri Derneği EN13164, üyelerinin kalite kontrol ya da kalite güvencesi olarak adlandırılan bir iç üretim kontrolü ile otokontrol yapmakta, ve ürünün EN Standardına uygunlukta üreticileri zorlamaktadır. Üreticilerin ürün performans testlerinin analizi ve beyan değerlerinin kontrolünü yaparak, ilgili Bakanlığın Piyasa Gözetim Denetim uygulamalarına hazır hale getirmeyi amaçlamaktadır. Dernek bu yöntemle haksız rekabetin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.5. XPS-EPS KARŞILAŞTIRMASI

Ekstrude polistren köpük(XPS) ve polistiren köpük (EPS), Isı Yalıtımı amacı ile kullanılan üretim prosesi ve süreçleri açısından, dolayısı ile ürün performansı açısından birbirinden farklı iki ürün grubudur. Her iki tür köpük levhaların teknik özellikleri birbirinden farklılıklar gösterir. XPS Köpüklerin en belirgin temel özellikleri Su emme değerlerinin çok düşük olması, yüksek basınç direnci, daha düşük ısı iletkenlik değeri ..v.b. bazı özelliklerdir.

Aşağıdaki tabloda Standartlar bazında XPS levhalar ve diğer Isı Yalıtım Malzemelerinin bir karşılaştırması yapılmıştır.

  XPS EPS M.W. P.U.
SU EMME DEĞERLERİ        
Tam Daldırma ile uzun süreli su emme EN 12087 (Wlt) % ≤ 0.7-3 (Wlt) % ≤ 1- 5 (Wlp) ≤ 3 kg/m2  
Difüzyon  ile uzun süreli su emme EN 12088 (Wdv) % ≤ 0,5-5 (Wdv) % ≤ 3-5    
Donma-Çözülme döngüsünde  su emme EN 12091 (Wv) % ≤ 1-2      
YOĞUNLUK (kg/m3) TS 825 25-30 15-30 8-500 30
ISI İLETKENLİK DEĞERLERİ (λ) TS 825  W/Mk 0,030-0,035-0,040 0,035-0,045 0,035-0,050 0,025-0,040
BUHAR DİFÜZYON DİRENCİ (μ) 80-250 20-100   30-100
BASMA DAYANIMI kPa EN 826 100-1000 30-500 10-500 25-800
YÜZEYLERE DİK ÇEKME DAYANIMI  kPa EN 1607 100-900 20-400 1-700 40-150

6.AVRUPA VE DÜNYA PAZARINDA XPS

Xps ürünlerinin Avrupa pazarındaki son 10 yıllık gelişimi: XPS pazarının büyüklüğü 6 milyon m3 ten 14 milyon m3‘e çıkarmıştır. 2015 yılında ise ise Avrupa XPS pazarı 18 milyon m3‘e ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Avrupa ülkeleri arasında ısı yalıtım pazarının en büyük olduğu ilk 4 ülke mercek altına alındığında XPS ürünlerin ısı yalıtım pazarında %10 Pazar payına sahip olduğu görülebilir.

Ülke Toplam Yalıtım
Pazarı
XPS Pazar Payı
Almanya 26,000 1,600 6%
Fransa 20,000 1,300 7%
İtalya 7,300 1,700 23%
İspanya 7,000 1,100 16%
Toplam 17,100 3,735 21.8%

Ülkemize benzer iklim koşullarına sahip ve yalıtım bilincinin gelişimini yakın tarihte tamamlayan ve Türkiye Yalıtım Pazarına yapım sistemi (betonarme karkas) ile benzer özellikler gösteren Güney Avrupa ülkeleri İspanya, İtalya, Portekiz,Yunanistan gibi ülkelerde XPS ürünlerin Pazar payının % 22’ye ulaştığı görülebilir.

Ülke Toplam Yalıtım
Pazarı
XPS Pazar Payı
Portekiz 1,200 375 31%
Yunanistan 1,600 560 35%
Italya 7,300 1,700 23%
İspanya 7,000 1,100 16%
Toplam 17,100 3,735 21.8%

Özetle Avrupa ülkelerinde mantolama uygulamalarında diğer ısı yalıtım malzemeleri kullanıldığı gibi XPS de kullanılmaktadır. Güney Avrupa ülkeleri olarak tanımlayacağımız, inşaat teknikleri ve iklim olarak ülkemize benzerlik gösteren Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerde XPS kullanımı oldukça yaygındır.

 kaynak: xpsturkiye.org

Laminat Parke döşeme ipuçları ;

“Müşterinin satın alma kararını etkileyecek, ona bu konuda yardımcı olacak faydalı birçok özellik bulunmaktadır. Bunlardan biri de ürün ambalajı üzerinde yer alan etiketlerdir. Bu etiketler sayesinde müşteri, hangi bölgeye ne tür parkenin uygun olduğunu kolaylıkla anlayabilmektedir.”

Laminat parke almak isteyen müşterileri bekleyen geniş bir ürün çeşitliliği söz konusu. Bu ürün çeşitliliği ile beraber gelen, parkenin cinsi, fiyat aralığı, kalitesi ve satıcının sağladığı imkanlar gibi müşterinin tercihinde oldukça önemli rol oynayan bir takım seçim kriterleri de mevcut. Peki müşteri, kendisine sunulan bunca çeşit arasından ihtiyacına en uygun ürünü nasıl bulacak?

Kati kuralları olmamakla beraber müşterinin satın alma kararını etkileyecek, ona bu konuda yardımcı olacak faydalı birçok özellik bulunmaktadır. Bunların başında yönlendirici etiketler gelmektedir. Ürün ambalajı üzerinde yer alan semboller sayesinde müşteri, hangi bölgeye ne tür parkenin uygun olduğunu kolaylıkla anlayabilmektedir. Parkenin kullanım alanına göre sınıflandırılması oldukça önemli bir konudur. Örneğin oturma odası ile banyoda kullanılan laminat parkeler arasında mutlak bir fark olacaktır. Merdivenlere döşenen parkeler, oturma odasına kıyasla çok daha yoğun bir trafiğe maruz kalırlar. Bu gibi nedenlerden ötürü ürünlerin ambalajları üzerinde, laminat parkenin yeni Avrupa standartlarına göre oluşturulmuş ve kullanımı zorunlu olan semboller; bir başka deyişle “kullanım kategorileri” yer almaktadır.

Müşteriler için ayrıntılı bilgi

Sayısal düzende 21, 22, 23 ve 31, 32, 33 olmak üzere toplam 6 kullanım kategorisi bulunmaktadır. Bu kategorilerden 21-23 arası yaşam alanları için ve 31-33 arası ise ticari alanlar için oluşturulmuştur. Bu kategoriler de kendi aralarında ‘orta’, ‘genel’ ve ‘yoğun’ olmak üzere 3 yoğunluk grubuna ayrılır. Yoğunluk ve kullanım özellikleri birleştirilerek ortaya parkenin hangi alana ne kadar uygun olduğunu açıklayan bir bilgi etiketi çıkar; örneğin oturma odası ve yemek odası için ’22. sınıf, genel’ ibaresi kullanılır. Girişler, merdivenler ve mutfak için ise ’23. sınıf, yoğun’ ibaresi uygundur. Müşterilerin seçimlerini yaparken dikkat etmesi gereken en önemli nokta; laminat parkenin kesin kullanımının belirlenmesidir çünkü ancak bu sayede seçilen ürünün yıpranma ve aşınma kategorisi saptanabilir.

Peki yıpranma ve aşınma kategorisi tam olarak nedir? Bu kategorinin kriterleri nelerdir? Aşınma direnci parke konusunda oldukça önemli bir özelliktir ancak yeterli olduğu söylenemez. Darbe direnci, lekelenme direnci, sigara yanıklarına karşı direnç ve mobilyaların yarattığı basınç direnci bu kategoride yer alan kriterlerden bazılarıdır. Uzun yıllar boyunca laminat parkenin kalitesinin saptanması konusundaki yegane kriter aşınma direnciydi. Hatta firmalar “daha fazla direnç, daha iyi kalite” sloganını kullanmaktaydı. Ancak bu dönem artık bitti. Laminat parke hususunda oluşturulan yeni Avrupa standartları, aşınma direncinin performans kategorisinin yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu kabul etmektedir.

Sosyal Afetlerde Çatı önemi ;

DEPREM ve ÇATILAR :

Deprem karşısında güvende olabilmemiz için yapılarımızın temelden başlamak üzere çatıya kadar olan her bölümünün dikkat ve itina ile yapılması gerektiği bilinen bir konudur. Bu bağlamda depreme karşı dayanıklı bina yapılırken, binanın mimarisinin, zemin etütlerinin, zemin kalitesinin, mukavemet ve taşıma hesaplarının, kullanılacak demir donatı, beton tip ve kaliteleri ile inşaat tekniklerinin önemli olduğu bilinmektedir. Bunların dışında binaların bazı önemli ve kritik yerleri zaman zaman ihmal edilmekte, gözden kaçmaktadır. Bu çok önemli yerlerden önde geleni Çatılardır. Depremde çatıların davranışı ve oluşabilecek tehlikeler konu olunca sadece çatı kaplama malzemelerinin ağırlığı düşünülmektedir. Halbuki konu bu kadar basit olarak ele alınmamalı, depremde yerinde kalacak, hasar görmeyecek ve çevresinde tehlike yaratmayacak çatıların yapılması için şu önemli adımlara ve tavsiyelere dikkat edilmesi gerekmektedir.

GÜVENLİ ÇATI YAPIMI: PROJE:

Yapının tipine (Konut, Sosyal yapı, Alışveriş merkezi, Sanayi yapıları) göre mimar veya mühendis tarafından hesaplanmış, tüm detayları ile çizilmiş, malzemelerini tarif edilmiş bir projenin olması gerekir. Çatı bütünü içindeki, bilhassa kalkan duvar, parapet, baca, gibi yapıların; deprem sırasında yıkılmayacak, yapıdan ayrılarak çevreye savrulmayacak şekilde projelendirilmeli ve projeye uygun olarak inşa edilmelidir. Projelendirmede bölgesel iklim şartları dikkate alınmalı, proje, özellikle karlı bölgelerde üzerine kar birikmiş çatının, aynı zamanda rüzgar ve deprem etkisi altındaki davranışı dikkate alınarak yapılmalıdır.

MALZEME:

Yapının tipine, coğrafi konuma, standartlara uygun doğru malzemeler ürün kullanım kılavuzları göz önüne alınarak projelerde tarif edilmeli ve kullanılması sağlanmalıdır. Çatı kaplama malzemelerinin seçiminde kullanılacak malzemelerin sistem detayları için gerekli (Isı Yalıtımı, Su Yalıtımı, Havalandırma, Aydınlatma, ve diğer ihtiyaçlar) tüm eleman ve aksesuarlara sahip olup olmadığı kontrol edilmelidir. Projede tarif edilen malzemelerin proje sahibinin onayı olmadan, projede gerekli revizyonlar yapılmadan değiştirilmemesine dikkat edilmelidir.

ÇATI YAPIMI – UYGULAYICI USTALAR VE UYGULAMA TEKNİKLERİ:

İşin başında çatı imalatını yapacak Firma veya Çatı Ustası ile işi tarif eden bir sözleşme yapılmalıdır. Çatılarda çalışacak kişilerin Çatı Sistemleri, Çatı Yapımı ve Teknikleri, Yüksekte Çalışma ve İş Güvenliği konularında eğitimleri ve Sertifikaları olmalı, sosyal sigortalar ile ilgili güncel mevzuata uyulmalıdır. Yapılan iş her safhasında çatı konusunda uzman bir teknik eleman tarafından kontrol altında tutulmalıdır. Bu bağlamda çatı konstrüksiyonu ve sistem kaplamalarının yapımı safhasında; malzemelerin ölçü, özellik ve standartlara uygunluğu devamlı denetlenmeli, rüzgar, deprem bağlantılarının, çatı kaplama montajlarının ürün uygulama kılavuzlarına göre yapılıp yapılmadığına dikkat edilmelidir. Şiddetli rüzgarlı havalarda olduğu gibi depremlerde de sıklıkla rastlanan çatı uçma olaylarının önüne geçilebilmesi için özellikle çatı konstrüksiyonunun bina strüktürüne bağlanmasına özen gösterilmelidir.

TEKNİK AÇIDAN; GENELDE YAPILAN HATALARIN DEPREM İLE İLİŞKİLERİ.

1. Çatıların genellikle ana taşıyıcı olarak seçilen betonarme malzemeye bağlantılarının , her yönde gelebilecek yükleri alabilecek şekilde çözülerek tasarlanması ve uygulanması gereklidir. Bu bağlantıların sadece çivilerle ve doğru olarak yapılmadığı durumlar, vida ve ankraj sistemlerinin kullanılmaması bu noktalarda zayıflığı ve deprem açısından riskleri oluşturur. Aslında Çatıların deprem olmasa bile binada durumları nedeniyle sürekli basınç ve çekmeye çalışması sebebiyle sadece çivilerle yapılan bağlantıların uzun vadede performansının düşmesi söz konusudur. Depremde ise mevcut bina strüktürü ile yatay kuvvetler altında kalan bina çatısının bağlantı şekli çok önemli olup, depremden oluşan yatay kuvvetlerin etkisinin doğru bağlantı malzeme ve biçimleriyle çözülmesi gerekir. 2. Çatının, özellikle ahşap veya çelik olarak seçilen taşıyıcı strüktürün de, eksik bağlantılarla depreme ve hatta normal basınç ve çekme tesirlerini karşılamaya uygun elemanların tasarlanarak çatı taşıyıcı sistemine konmaması önemli bir hatadır.. Taşıyıcıların sadece dikey kuvvetlere göre tahkik edilmesi ve işin ehli olmayan kişilerle önceden düşünülmeden sadece olası düşey yüklere bakılarak yapılması söz konusudur. Deprem yatay yüklerine yönelik yatay kuvvetleri karşılayan çapraz bağlantıların çatı, kolon veya makas düzlemlerinde yapılmaması, veya eksik olarak yapılması deprem karşısında hasara ve yıkılmalara sebep olmaktadır. 3. Proje gereği Çatıların sonlarında özellikle cephe bitişlerinde kalkan duvar yapılması halinde: Kalkan duvarların betonarme kirişlerle tam olarak ana bina taşıyıcı strüktüre hesaplara uygun bir şekilde bağlantısının yapılması gerekir. Bu bağlantıların çatıda var olabilecek kar yükü gibi deprem sırasında daha kuvvetli yüklere dönüşebilen hususları da dikkate alarak bağlantılarının yapılması gerekir. Deprem sırasında kalkan duvarların devrilmeleri en azından sıva parçalarının düşmesi sık görülen bir durumdur. Bu durumda aşağıda zaten panik halinde olabilen kişilerin üstlerine yıkılarak can kaybına yol açabilmektedir. Kalkan duvar hasarları çatının yapımı sırasında normal rüzgar kuvvetleri karşısında bile parçalı veya bütün olarak yıkılma şeklinde görülmektedir. Mimarlar bu malzemeleri hafifleştirerek ve doğru montaj uygulayarak ,yıkılmayacak şekilde yaparak deprem hasarları ve can güvenliğine dikkat etmelidir. 4. Bacaların boyutlarının yatay kuvvetleri karşılamaya uygun olmayacak ince uzun şekilde dizayn edilmesi bir risktir, bu tür bacalar depremlerde çatı yüzeyi düzleminde kesilmeye müsaittirler. Bu durumda imalatta malzeme olarak betonarme seçilmesi doğru olabilir. Ayrıca soğuk bacalar için önerilen havalandırma baca sistemleri hem hafiftir hem de diğer detaylarla uyumludur. Depremde bacaların ve kalkan duvara bağlı bacaların hasarlarının fazla olmasının nedenleri hesapsız imalat formu, farklı salınım, yatay yükleri almaya uygun olmayan malzemeler olarak belirtilebilir. 5. Bina içlerine bakan aydınlık ve ışıklıklar: Betonarmeye doğru yöntemlerle bağlanmayan ve özellikle üzerinde yük olan çatının yatay hareketinden etkilenerek içe doğru yıkım meydana getirmektedir. 6. Çatıda kullanılan son kat kaplama malzemeleri, imalatçılar ve Çatıder tarafından yayınlanan Çatı Sistemleri usullerine ve yatay kuvvetlerde akma ve düşmeye uygun nizamda monte edilmelidir. 7. Çatı Strüktür elemanlarının duvarlarla bağlantılarındaki detaylar doğru şekilde çözülmelidir. Çatı bina içinde depremi en çok hisseden kısımdır.Eksik bağlantılar muhakkak zarara sebep verecektir.

kaynak: çatıder

 

Ustalık Belgesi nedir ve nasıl alınır ?

USTALARIMIZ
USTALARIMIZ

 

Ustalık belgesi son çıkan torba yasası ile hizmet erbabı / ehli ustalar tarafından alınması zorunlu hale geldi.

USTALIK BELGESİ ALMA ŞARTLARI

1) İlgili kanunun 16.Maddesine göre kalfalık belgesi alanlar;

a) Kalfalık belgesini aldığı tarihten itibaren mesleklerinde en az 3 yıl çalışmış ve bakanlıkça açılan Ustalık Eğitim Kurslarını başarılı olarak bitirenler ustalık sınavlarına katılarak başarılı olmaları halinde Ustalık Belgesi alabilirler.( Kanun maddesi:28/b)

 b) Kalfalık belgesini aldığı tarihten itibaren mesleklerinde en az 5 yıl SSK lı olarak çalışanlar doğrudan ustalık sınavlarına katılıp başarılı olmaları durumunda Ustalık Belgesi alabilirler.(Kanun maddesi: 28/c)

2- a) 1985-1986 Eğitim-Öğretim yılı sonuna kadar meslek lisesinden mezun olanlar mezun oldukları meslek dalında doğrudan Ustalık Belgesi alabilirler. (Kanun maddesi: Geçici 1b/2)

  b) 1985-1986 Eğitim-Öğretim yılından sonra meslek lisesinden mezun olanlar doğrudan ustalık sınavlarına katılarak sınavlarda başarılı olmaları halinde Ustalık Belgesi alabilirler. (kanun maddesi:29)

3) Mesleğin kanun kapsamına alındığı tarihten önce vergiye kayıtlı ve bir mesleki teşekküle kayıtlı işyeri sahibi olan ve bu işyerinde fiilen usta olarak çalışan ve bakanlıkça ilan edilecek tarihlerde başvuruda bulunanlar doğrudan Ustalık Belgesi alabilirler. (kanun maddesi: geçici 1b/1)

4) İlgili kanunun Geçici 1a/1 maddesine göre kalfalık belgesi alıp 22 yaşını dolduranlar;

    a) İlköğretim okulu mezunu olanlar ; çıraklık eğitim süresi 2 yıl olan mesleklerde çalışanlar 7 yıl çıraklık eğitimi süresi 3 yıl olan mesleklerde çalışanlar 8 yıl çıraklık eğitimi süresi 4 yıl olan mesleklerde çalışanlar 9 yıl

  b) Lise ve daha üst seviyede genel eğitimden mezun olanlar; çıraklık eğitimi süresi 1 yıl olan mesleklerde çalışanlar 6 yıl çıraklık eğitimi süresi 1.5 yıl olan mesleklerde çalışanlar 6.5 yıl çıraklık eğitimi süresi 2 yıl olan mesleklerde çalışanlar 7 yıl süre ile çalıştıklarını Ek III formu ile belgelendirmeleri halinde ustalık sınavlarına katılabilir, başarılı olmaları halinde de Ustalık Belgesi alabilirler. Ancak 06.01.1998 tarihinden önce kapsama alınan meslek dalları için bu tarihten sonraki çalışmalar SSK?lı, bu tarihten sonra kapsama alınan meslek dalları için kapsama alınış tarihinden sonraki çalışmalar SSK lı olmalıdır. Ayrıca kapsama alındığı tarih ile 06.01.1998 tarihi arasında 18 yaşını tamamladığı tarihten sonraki hizmetleri dikkate alınır. (Kanun maddesi: Geçici 1a/3)

 5) 10.07.2001 tarihinden önce çıraklık eğitimi uygulama kapsamındaki mesleklerde ustalık belgesi olmadığı halde işyeri açmış olanlar, mesleki eğitim merkezlerinde açılacak olan telafi eğitim programlarına katılmaları ve bu eğitim sonundaki sınavlarda başarılı olmaları durumunda Ustalık Belgesi alabilirler.Ancak bu uygulama 10.07.2006 tarihine kadar devam edecektir.

 6) Yabancı ülkelerden alınmış kalfalık ustalık veya kurs belgeleri ile yurt içinde çıraklık okulları, Pratik sanat okulları, Mesleki ve Teknik Açıköğretim okulu, Halk Eğitim Merkezleri, Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri vb. kurumlardan alınmış belgeler çıraklık, kalfalık ve ustalık eğitimine geçişte değerlendirilir.(kanun maddesi:35)

 

işverenler & ustalar dikkat cezalı duruma düşmeyin.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 20.06.2012 tarihinde Kabul edilmiş olup 30.06.2012 tarihli 28339 nolu Resmi Gazetede de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte 4857 sayılı İş Kanunu’nun beşinci bölümünde yer alan İş sağlığı ve Güvenliği hükümleri de mülga olmuştur. 2005 yılından bugüne Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde kanunlarımızda meydana gelen iyileştirmeler sonucu bu kanunun da revize edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

 

Her ne kadar çok tatmin edici ve net hükümler içermiyor da olsa yeniliklere değinmekte, işveren ve çalışanların yükümlülüklerini incelemekte fayda olduğu kanaatindeyim.

Kanunun birinci fıkrasında ilgili kanun hükümlerinin kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir.

Öncelikle bu kanundaki esaslı değişimleri inceleyelim :

-İşyeri olarak kapsam genişletildi ancak bunun uygulanması için beklenecek. Önceki Kanunda kamu ve 50 kişinin altında işçi çalışan iş-yerlerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve başkaca bir sağlık personeli çalıştırma gereği yokken yeni gelen 6331 Sayılı Kanun’la bu işyerlerine de zorunluluk getirilmiştir. Ancak bu hükmün uygulanması; kamu ve 50 kişinin altında işçi çalıştıran az tehlikeli işyerleri için 2 yıl, 50 kişiden az çalışanı olup da tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfına giren işyerleri için 1 yıl ertelenerek uygulamaya girecektir.

-İş kazası; işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğ-ratan olay olarak tanımlanarak 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunundan farklı bir tanımlamaya gidilmiştir. Uygulamada iş kazası olarak hangi tanımlamanın baz alınacağı ise şimdilik belirsiz olup,  bu durum ilerde nasıl sorunlara yol açacak hep birlikte göreceğiz.

-Devlet sonunda 10 kişiden az çalışanı olan yerlere destek vermeye karar verdi. Kamu kuruluşları hariç olmak üzere 10 kişiden az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli işyeri kapsamına giren işyerlerine devlet desteği geliyor.  Bu desteğin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanacağı söylenmekte ise de, ne şekilde verileceği hangi süreler içinde sağlanacağı henüz belli değil. Bu konuda da kanunda bazı eksikliklerin olması tartışma konusu. Bu maddenin yürürlüğe girmesi için de bir yıl beklenmesi gerekecek.

-Yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl süre ile, 27 Kasım 2010 tarihli İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, sorumluluk ve Eğitimleri hakkında Yönetmelik hükümlerine göre C sınıfı iş güvenliği uzmanları tehlikeli sınıftaki işyerlerine B sınıfı iş güvenliği uzmanları da çok tehlikeli sınıftaki işyerlerine hizmet verebilecek. Bu durum, şuan yetersiz olan A ve B sınıfı uzman açığını kapatmak için getiriliyor ancak bunun çözüm olup olamayacağını kanunun uygulamasıyla birlikte görebileceğiz.

Yeni Kanunun işverenler için getirdiği yeni yükümlülüklere ise bir sonraki sayıda yer vererek irdelemeye çalışacağız.

Çözüm Ortağımız

Cevdet Akif USTA

İletişim Tel :  0 532 466 60 68

http://www.cqckalite.com 

doğalgaz nasıl yaptırılır ?

Doğalgazın Özellikleri 

Doğalgaz renksiz, kokusuz ve zehirli olmayan bir gazdır. Ticari kullanıma arz edilen doğalgazda genellikle % 80-95 metan (CH4) , % 5-10 etan (C4 H10) ve propan (C3 H8) gibi hidrokarbonlar mevcuttur. Geri kalan yüzde ise genellikle azot (N2), karbondioksit (CO2), hidrojensülfür (H2S) ile helium (He) gazlarından oluşmaktadır. Doğalgazın alt ısıl değeri 30 – 45 MJ/Nm³, havaya göre yoğunluğu 0.58 – 0.79 (Hava=1.0) arasındadır. Doğalgaz mavi alevle yanar ve hava ile belirli oranda karıştığında patlama özelliği vardır (% 5-15 arasında). Doğalgaz içinde yanmayan madde bulunmadığı için tümü yanar, hava ile çok iyi karışabildiğinden hava fazlalık katsayısı bir civarındadır. Yanmamış yakacak kaybı yoktur. Baca kaybı ise diğer yakacaklara göre çok azdır. Eğer doğalgaz rezervinde kükürt var ise, üretilen gazda da Hidrojensülfür görülür. Bu bileşenin dağıtım şebekesinde ve kullanım yerlerinde meydana getireceği korozyonu önlemek amacıyla doğalgaz şebekeye verilmeden önce genellikle temizlenir.
Doğalgazın bazı özellikleri :
1.    Doğalgaz zehirsizdir.
2.    Belirli oranda hava ile karışması sonucunda patlar.
3.    Doğalgaz havadan hafiftir.
4.    Doğalgaz kuru bir gazdır.
5.    Doğalgaz ısıl değeri, ortalama 35,860 MJ/m3 ‘tür.
6.    Çevreyi kirletmeyen bir gazdır.
7.    Yakılması için ön hazırlama ve depolama gerekmez.
8.    Otomatik kontrole uygundur.
9.    Doğalgaz kazanları yüksek verimlidir.
10.    EKONOMİKTİR…
Doğalgazın yanma özellikleri :
1.    Doğalgaz kömür ve fuel oille karşılaştırıldığında yanma özellikleri açısından mükemmel bir gazdır.
2.    Birim kütle başına ısıl değeri diğerlerinden çok yüksektir.
3.    Yanması için gerekli zaman kısadır.
4.    Küçük kazanlarda da yakılabilir.ocak sıcaklığı yüksektir.
5.    Su buharı oranı çok yüksektir.
6.    Gerekli hava fazlalığı azdır.
1.2 GÜNÜMÜZDE DOĞALGAZ

Günümüzde doğalgaz yakacak ve hammadde olarak çeşitli alanlarda kullanılabilmektedir. Yakacak olarak,termik santrallarda elektrik enerjisi üretimi için, endüstri kuruluşlarında ısıtma, kurutma, pişirme ısıl işlem fırınlarında, kaynak işlemleri ve buhar üretimi için; konut ve işyerlerinde ise sıcak su, pişirme, kurutma, ısıtma ve soğutma işlemleri için doğrudan doğruya kullanılabilir. Doğal gazın bileşiminde bulunan hidrokarbonlar sebebiyle, sanayide amonyak, metanol, hidrojen ve petrokimya ürünlerinin sentezinde, mürekkep, zamk, sentetik lastik, fotoğraf filmi, deterjan, boya, dinamit, plastik,antifriz ve gübre gibi maddelerin üretiminde doğalgaz doğrudan hammadde olarak kullanılır. Bugün dünyadaki metanol üretiminin % 70’i doğalgaz ile sağlanmaktadır. Diğer taraftan özellikle A.B.D’deki Kansas, New Mexico, Oklohama, Texas ve Utah’daki kuyulardan çıkarılan doğalgaz içinde %2 ile 7 helium bulunması sebebiyle, buralardan elde edilen doğalgaz helium üretiminin ana kaynağını oluşturmaktadır.
1996 yılı itibariyle dünya doğalgaz rezervi 142 trilyon m³ olarak tahmin edilmekte ve en büyük rezerv % 42 ile Bağımsız Devletler Topluluğu’nda (% 90 Rusya Federasyonu, % 10 Türkmenistan) bulunmaktadır. Bu ülkeyi İran(% 13), A.B.D (% 15), Katar (% 4), Cezayir (% 3), Norveç, Hollanda, Suudi Arabistan, Nijerya, Venezuella, Endonezya, Mısır, Kanada, Meksika ve İngiltere izlemektedir.
Günümüzde doğalgaz, boru hatlarıyla gaz olarak veya sıvılaştırılmış olarak (LNG) denizyolu ile nakledilerek kullanıcılara ulaştırılabilmektedir.1960’lı yıllardan itibaren birçok ülkede yaygın olarak kullanıma sunulan doğalgaz tüketimi Avrupa’da 1996 yılında 470 milyar m³ olarak gerçekleşmiştir. (Türkiye’de 1996 tüketimi 7,9 milyar m³’dür). Toplam enerji tüketiminin % 20’sini teşkil eden bu rakamın, 2010 yılında 650 milyar m³ ile %35’e ulaşması beklenmektedir.
Ülkemizde Trakya ve Mardin Çamurlu’da yaklaşık 14-15 milyar m³ doğalgaz rezervi mevcuttur. Rusya’dan doğalgaz ithali öncesi Hamitabat doğalgazı bazı sanayi tesislerinde kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle büyük şehirlerdeki hava kirliliğini önlemek ve sanayide doğalgazın avantajlarından yararlanmak amacıyla kapsamlı çalışmalara 1980’li yılların başında başlanmıştır.
Sovyetler Birliği ile 18 Eylül 1984 tarihinde imzalanan, 25 yıl süreli doğalgaz sevkiyatına ait anlaşmaya göre ticari anlaşmanın yapılması görev ve yetkisi BOTAŞ ve SOYUZGAZ EXPORT’a verilmiştir. 14 Şubat 1986 tarihinde de bahse konu iki şirket arasında 25 yıl süreli ticari anlaşma imzalanmıştır.
İthal doğalgaz ilk olarak Haziran 1987’de TEK Hamitabat Kombine Çevrim Santralında kullanılmaya başlanmıştır. Bunu Temmuz 1988’de İGSAŞ’da hammadde olarak (gübre üretiminde), Ağustos 1988’de Ambarlı Kombine Çevrim Santralında elektrik üretimi için kullanımlar takip etmiş ve 1988’in sonlarında Ankara’da konut sektöründe kullanıma başlanmıştır. Gaz arzının sürekliliğini ve güvenirliliğini sağlamak için, arz kaynaklarını çeşitlendirme çalışmaları çerçevesinde ise Cezayir ile sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alımı amacıyla 14 Nisan 1988 tarihinde 20 yıl süreli bir anlaşma imzalanmıştır.

Bina İçi Doğalgaz Tesisatı 
1 DOĞALGAZ BORU HATLARI :
Botaş tarafından yaklaşık 70 bar basınçta çelik boru hatlarıyla taşınan doğalgaz; Bulgaristan sınırında Malkoçlar’dan başlayarak Hamitabat – Ambarlı güzergahını izlemiş Marmara Denizi’ni önce Ambarlı – Pendik arasında geçip, daha sonra Pendik – İzmit üzerinden Muallim mevkiine ulaşmış, İzmit Körfezi’ni Muallim – Hersek bağlantısı ile geçip, Gemlik – Bursa, Bozüyük – Eskişehir üzerinden Ankara’ya varan 842 km’lik bir yol katetmiştir, Ayrıca mevcut boru hattı, İzmit-Köseköy-Düzce üzerinden Karadeniz Ereğlisi’ne, diğer bir hat ile Bursa-Karacabey üzerinden Çan’a ulaştırılmıştır.
Şehir girişlerinde bulunan RMS istasyonlarında basıncı 19-20 bar’a düşürülen doğalgaz PE kaplı çelik borularla bölge regülatörlerine kadar gelmekte, buradan ise 4 bar’a düşürülerek dağıtım hatlarıyla bina önlerine kadar ulaşmaktadır.Şehiriçi dağıtımlarında halen 5 il’de kullanılan doğalgazda değişik teknolojiler kullanılmıştır. Doğalgaz boru hatlarının yapımı için,
Ankara’da ; danışman firma British Gas, müteahhit İngiliz AMEC firması ile Türk Kutlutaş Ortak girişimi,
İstanbul’da ; danışman firma Fransız Sofregas müteahhit Fransız SAE firması ile Türk Alarko Ortak Girişimi,
Bursa’da ; danışman firma İtalgaz, Bonatti kreditör, Alarko mühendislik hizmetleri ve malzeme temini, Akfen yapımcı müteahhit,
Eskişehir’de ; Botaş’ın öz kaynakları ile finanse ettiği yatırımla, müteahhit olarak Epsilon Firması,
İzmit’te ise ; bir belediye kuruluşu olan İZGAZ, Yap-İşlet-Devret sistemiyle, Fransız SAE-Sofregas Ortak Girişimi, görevlendirilmiştir.
Ayrıca ; Ankara projesinde başlangıçta esas olarak mevcut havagazı şebekesinin rehabilitasyonu ve takviyesi esas alınmıştır. İstanbul’da ise mevcut havagazı şebekesinin rantabl olmadığı mazeretiyle ıslahından vazgeçilmiş ve tamamen yeni dağıtım şebekesi inşası esas alınmıştır. Bursa, Eskişehir ve İzmit’te de yeni şebeke inşası ile boru hatları tesis edilmiştir.
Bu sebeple Ankara’da dağıtım hatları 75-100 mbar iken (yeni hatlar hariç), diğer illerde 4 bar basınçla çalışmaktadır ve PE borulardan oluşmaktadır. Yürürlükte olan ve 2.2.1990 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 397 sayılı KHK’ye göre: “Bundan böyle kentsel doğalgaz yatırımları sadece BOTAŞ tarafından gerçekleştirilecek ve kurulacak sistemlerin işletmesi, BOTAŞ, belediye, özel ve tüzel kişilerin ortak olacağı şirketlerce yapılacaktır” denmektedir.

2 DOĞALGAZ DAĞITIM ŞEBEKELERİNDE İŞLETME BASINÇLARI :  
Gaz dağıtım şebekeleri işletme basınçlarına göre aşağıdaki kategorilere ayrılır.
Düşük basınç – 100 mbar’a kadar,
Orta basınç – 4 bar’a kadar
Ara basınç – 5-19 bar
Yüksek basınç – 20-70 bar
Yukarıda da bahsedildiği gibi Ankara’da dağıtım hatları düşük basınç (yeni hatlar hariç) diğer iller’de orta basınç’ta çalışmaktadır. Binalara çekilen servis hattı ise PE boru olup, 4 bar basınçta çalışmaktadır. Bina dışına yerleştirilen regülatörlerde ise bu basınç ihtiyaca göre 21 mbar (düşük basınç) veya 300 mbar’a (orta basınç) düşürülerek kullanıma sunulmaktadır. Bina regülatörlerine kadar olan boru hatlarının yapımı BOTAŞ veya Yerel Gaz Kuruluşları’na aittir. Çelik boru kullanılan ana şebeke borularını korozyondan korumak için Katodik Koruma Metodu (TS 5141) uygulanır. Bu metodun temeli boruyu, toprağa göre negatif hale getirilecek bir güç kaynağı veya boru boyunca negatif magnezyum anotlar yerleştirme esasına dayanır. Katodik koruma kontrol noktaları kolayca ulaşılabilen yerlere konur. Dış sargıda hasar meydana geldiğinde boru hattı karada gömülü ise dolgu toprağının, denizaltında ise deniz suyunun etkisiyle, çelik boruların dış yüzeyinde gittikçe yayılan bir korozyon oluşmaktadır. Sargı malzemesinde meydana gelen bozulmaları (kaplamanın bozularak borudan ayrılması ve termal aşınmalar dahil) ve toprağa gömülü borularda zemin gerilimleri (soil stress) boru kaplama hasarlarının büyük kısmını oluşturmaktadır. İşte bunun için katodik koruma yapılır. Ancak özellikle yüksek dielektrik sabitini haiz kaplamalarda katodik korumada istenilen seviyeye ulaşmakta güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

2.3 ANA EMNİYET VANASI :
Bir binaya verilen gazı tamamen kesebilmek üzere bağlantı hattı sonuna konulan küresel tipte bir gaz kapatma vanasıdır.

2.4 BASINÇ REGÜLATÖRÜ :
Şebeke gaz basıncının gaz tüketim cihazlarının kullanma basıncına indirilmesine yarayan bir regülatör, bina iç tesisat boru hattının girişine yerleştirilmelidir. Ancak basınç regülatörünün, bina iç tesisat boru hattı girişine yerleştirilmesi her sistemde şart değildir. Orta basınçlı sistem olarak adlandırılan 1-4 bar’lık şebeke gaz basıncının uyguladığı yerlerde bu tip uygulamalar olurken, 150-40 mbar’lık alçak basınç sistemlerinde, regülatörün bina iç tesisat boru hattı girişine konulması yerine, apartmanlarda her dairenin girişine konulacak gaz sayaçlarına yerleştirilmesi de mümkündür.

2.5 KOLON VE İÇ TESİSATLAR : 
Binalara döşenecek boru cinsleri çelik veya bakır borular olmalıdır. Apartmanlarda katlara gaz taşıyan düşey ya da yatay kolon hatlarında mukavemetlerinden ötürü çelik borular kullanılmaktadır. Çelik boruların bağlantı biçimleri gaz basıncına ve boru çapına bağlı olarak değişmektedir. Bu kriterlere göre sert lehimli manşonlu, kaynaklı veya flanşlı bağlantılardan hangisinin kullanılacağına karar verilmelidir. Konut içi tesisatta kullanılacak bakır borular, döşeme altından, iç tesisat boruları tabii olarak havalandırılan koruyucu borular içine döşenmelidir. Bakır boruların eklemeleri soketli veya vidalı olmalıdır. Bina iç tesisatlarında boru çaplarının hesaplanması TS 6565 ve TS 7363’e göre yapılacaktır.

2.6  MANUEL VANA :
Apartmanlarda her dairenin gaz sayacından ve gaz cihazlarından önce herhangi bir kontrol/kaçak durumunda gazı kesebilmek için küresel bir vana konmalıdır. (TS 9809)

2.7 GAZ SAYACI :
Bir abonenin belli bir zaman aralığında kullanacağı gaz tüketimi kaydetmeye yarayan sayaçlar, %2 hassasiyetle çalışabilecek nitelikte olmalıdır. Gaz sayacı, elektrik sayacı, buvat, zillere 15 cm’den yakın konumda bulunmamalıdır. Sayaçlar yapılarda konut içine konulmamalıdır. Ticari abonelerde yapı içine konulan sayaçların bulunduğu yerler, gıda maddeleri deposu, çöplük vb. kullanılmamalı ve yakınına patlayıcı ve parlayıcı madde konulmamalıdır. Sayaç sökülmesinde statik elektrikten korunmak için sayacın giriş çıkış boruları arasına iletken tel ile köprüleme yapılmalıdır. Sayaç bağlantılarında ön gerilme oluşturmayacak ve değişik tip sayaçların kullanımına imkan sağlayabilecek şekilde metalden, esnek bağlantı elemanları kullanılmalıdır. (TS 10878)

2.8 GAZ TÜKETİM CİHAZLARI :
Gaz tüketim cihazları;
Pişirme amaçlı
Su ısıtma /ısıtma/soğutma amaçlı olarak 2’ye ayrılır.
Pişirme amaçlı cihazlar ocaklar ve fırınlardır. Bu cihazlar ayrım hatlarına esnek borularla bağlanır.
Su ısıtma ve/veya ısıtma amaçlı cihazlar ise;
Şofben
Termosifon
D/G sobası veya şöminesi
Kat kaloriferi
Kombi
Merkezi ısıtma kazanlarıdır.
Bu cihazların montajı ve dönüşümü Yerel Gaz Kuruluşlarının “Doğalgaz İç Tesisat Yönetmeliği ve Dönüşüm Şartnameleri” ile ithalatçı /imalatçı firmaların “Montaj ve Dönüşüm Kuralları”na uygun olarak yapılmalıdır.

2.8.1 DOĞALGAZ KAZANLARI
Günümüzde ısıtma amacı ile kullanılan doğalgazlı sıcak su kazanlarını üçe ayırmak mümkündür.
1.    Standart kazanlar
2.    Düşük sıcaklık kazanları
3.    Yoğuşmalı kazanlar
Standart kazanlarda çalışma sıcaklıkları yüksektir. Kazan su sıcaklıkları 50 °C ‘nin altına indirilemez. Bu tür kazanların kullanma verimleri azdır. Tam yükte ve büyük kapasitelerde verim %89,1 verimine ulaşabilmektedir.
Sıcak su kazanlarında yıllık yakıt üretiminin ve çevreye verilen zararın en aza indirilmesi temel tasarım hedefleridir. Modern kazanlarda aranan bazı özellikler vardır. Bunlar ;
–      Düşük baca sıcaklığı
–      Aralıklı çalışma kaybının az olması
–      Düşük su sıcaklıkları ile çalışma
–      Yanma veriminin yüksek olması
–      Düşük emisyon değeridir.

2.8.2 GAZ BRÜLÖRLERİ
Gaz yakıt diğer yakıtlarla karşılaştırıldığında en kolay yakılan ve dolayısı ile en basit yapıya sahip olan yakıt tipidir. Doğalgaz brülörlerinin temel görevi yakıt ve havayı karıştırmak ve ateşlemektir. Ayrıca yanmanın kontrolü ve güvenlikle ilgili fonksiyonları da vardır. Gaz brülörleri iki ana gruba ayrılır. :
1. Üflemeli (Fanlı) gaz brülörleri
2. Üflemesiz (Atmosferik) gaz brülörleri
2.8.3 KANAL TİPİ HAVA ISITICI
Tamamen fabrikada monte ve test edilmiş ısıtma veya ısıtma/soğutma kombinasyonu amaçlı cihazlardır. Isıtma amaçlı sıcak hava, gaz yakıt yakılarak temin edilmektedir. Genellikle bodrum kata veya çatı arasına yerleştirilmektedir. Ancak dolap içine veya tesisat odasına da yerleştirilebilir.
Bu cihazlar mutlaka baca bağlantılı olmalı, temiz hava cihazın bulunduğu ortamdan temin edilirken, yanma ürünleri baca ile dış atmosfere atılmalıdır. Isıtma için kullanılacak hava iç ortamdan kanatlara emilir. Temiz dış hava ile belirli oranda karıştırılır ve ısıtıldıktan sonra besleme kanalları ile yine iç odalara gönderilir. Hava hareketi bir fanla sağlanır.

2.8.4 ÇATI TİPİ PAKET ISITICI + KLİMA ÜNTELERİ
Çatı tipi cihazlar tam olarak monte edilmiş ve fabrika testi yapılmış olarak sevk edilir. Bunlar genelde cihazın şantiyeye varmasından önce çatı üzerine monte edilmiştir.
Cihaz filtre, soğutucu ve ısıtıcı bölümlerinden oluşmaktadır. Tek fanla dış hava ve dönüş havası emilerek karıştırılmakta ve şartlandırıldıktan sonra kanal sistemine basılmaktadır. Soğutma DX olup, kompresör, kondenser ve soğutucu serpantin ünitenin kendi bünyesi içindedir. Isıtma elektrikle veya gaz yakıtlı hava ısıtıcı ile gerçekleştirilmektedir.

2.8.5 KOMBİ
Doğal gazlı kat kaloriferi uygulamalarında kullanılan ısı üretim cihazlarından biri de duvar tipi kombi cihazıdır. Duvar tipi şofben prensibi ile çalışan kombi cihazlarında hem ısıtma sıcak suyu hem de kullanma sıcak suyu birlikte üretilir. Cihazlar atmosferik brülörlü olup, ısıtma ve ısı değiştirgeci yüzeyleri paslanmaz çelik, bakır veya bronz malzemeden yapılabilmektedir. Şekil olarak şofbenlere benzer ve duvara asılarak monte edilir.
Bu cihazların avantajları:
a.            Alternatiflere göre ucuzdur.
b.            Hem ısıtma hem de kullanma suyu sağlamak aynı zamanda olasıdır.
c.            Duvara monte edildiği için az yer kaplar.
d.            Sirkülasyon pompası ve kapalı genleşme tankı üzerindedir.
Dezavantajları ise:
a.            Ömürlerinin 3-5 yıl gibi kısa olması.
b.            Servis ve yedek parça giderlerinin fazla olması.
c.            Kapasitelerinin sınırlı olması (genellikle 20,000 kcal/h )
d.            Verimlerinin daha düşük olması
e.            Otomatik kontrol sistemlerinin sınırlı olması.
f.             Tam güvenlik sistemine sahip olmaması
g.            2 kata kadar olan binalarda kombi cihaz daha pratik olabilir.
Sonuç olarak, duvar tipi şofben prensibi ile çalışan kombi cihazlar en fazla 2 veya 3 katlı yapılarda, kazan monte edilecek yeri olmayan 80-100 m2 daireler için dezavantajlarına rağmen pratik olmaktadır.
2.8.5.1 Kombi Cihazları Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1.            Tam emniyet sistemine sahip olmalıdırlar. Tam emniyet sisteminin içinde;
a.     2 ya da 3 manyetik gaz ventili
b.    İyonizasyon alev kontrolü
c.     Düşük basınç kontrolü özellikle bulunmalıdır.
2.            Modülasyon: Kaliteli, ekonomik bir kombi, modülasyon kontrolü, yani su ve oda sıcaklığına göre alev boyunu ayarlayabilen tipte olmalıdır. Bu tür kombiler tasarruf ve konfor sağlar.
3.            Sıcak su eşanjörü: Klasik sıcak su eşanjörlerinin boyutları çok ufaktır. Bu cihazlarda eşanjörlerde çok çabuk kireçlenme olmaktadır. Ayrıca yüksek sıcaklık, korozyona sebep olmaktadır. Bu eşanjörlerin yerine serpatinli mini boyler kullanılan kombiler tercih edilmelidir.
4.            Modern bir kombi arızasını hata mesajlarıyla kullanıcı ve servise gösterebilmelidir.
5.            Mekanik kontrollü kombiler yerine, termostat kontrollü elektronik kombiler kullanılması, sistemin ihtiyaçlara çabuk cevap vermesi sebebiyle konfor ve ekonomi sağlayacaktır.
6.            Bacalı kombilerde, mutlaka baca sensörü kullanılmalıdır.
7.            Kombi cihazları tesisatta genelde en üst katta olduğu için kolay hava tahliyesi yapılabilecek çözümler tercih edilmelidir.
2.9 HAVALANDIRMA SİSTEMİ VE BACALAR:
Yanmış gaz bacalarını üç ana gruba ayırmak mümkündür. (TS 7363) (EK-1)
Adi bacalar
Müstakil (ferdi) bacalar
Ortak (şönt) bacalar
Adi bacalara doğalgaz cihazları bağlanmaz. Sadece tek birimin kullanımını sağlayan müstakil bacalar doğalgaz cihazlarının bağlanması için en uygun bacalardır. Ortak (şönt) bacalar; zeminden çatıya kadar yükselen ana baca ve buna bağlanan her birine ait branşmanlardan meydana gelen bacalardır. Bacalar dairesel veya dikdörtgen kesitli olabilir. Dikdörtgen kesitli bacalarda uzun kenar kısa kenarın en çok 1,5 katı olmalıdır. Metal kılıf geçirilmiş bacaların bulunduğu yapılar paratoner ile korunmalı ve metal bacalar topraklanmalıdır.
Doğalgaz yakılması sonucu oluşan baca gazının 1m³’ünde 154 gr. su buharı bulunmaktadır ve bu da yaklaşık baca gazının % 19’una tekabül eder. Duvarlar boyunca ısı kayıplarından dolayı yoğuşma meydana gelebilir. Yoğuşma meydana gelebilecek yerlerde baca dizaynı yoğuşan suyun kolayca dreneja gidebileceği şekilde olmalıdır. Bacada yoğuşan suyu drene edecek kondensasyon borusu korozyona uğramayan malzemeden yapılmalı, tercihan iç çap 25 mm’den küçük olmamalıdır. Çift yakıtlı tesisatlarda baca, yüksek kükürt içeren baca gazına göre dizayn edilmelidir. Bu tür tesisatlarda baca malzemesinin alüminize çelik, paslanmaz çelik, alüminyum, uygun şekilde korunmuş tuğla veya betondan seçilmesi tavsiye edilir.
Baca gazının daha sıcak ya da daha korozif olduğu veya her iki hali de içerdiği durumlarda aside dayanıklı çimento veya aside dayanıklı ateş tuğlası kullanılmalıdır. Merkezi ısıtma sistemlerinde bodrumdaki yer veya baca uygunsuzluğu olan binalarda kalorifer kazanı çatıya da monte edilebilmektedir. Gürültü seviyesi bakımından atmosferik kazanların çatıya montesi gerekmektedir. Kılıf geçirilen bacalarda mutlaka izolasyon yapılmalıdır. (alttan ve üstten). Eğer bodrum katındaki kalorifer daireleri için bina dışından baca yapılacaksa, bacanın soğumasını ve yoğuşmayı önlemek üzere mutlaka paslanmaz çelik veya alüminyumdan mamül çift cidarlı, arada izole maddesi olan bacalar kullanılır. Bu metal bacaların en alt kısmında izolasyona rağmen yoğuşmuş su buharını toplamak için paslanmaz çelikten drenaj sistemi yapılır. Cihaz atık gaz borusu (duman kanalı) üzerinden cihaz çıkışından itibaren boru çapının 2-3 katı mesafede atık gaz kontrolu için test deliği olmalı ve sızdırmazlığı sağlanmalıdır. Bireysel ve merkezi sistem kullanılan yerlerde cihazın monte edileceği yerde mutlaka TS 7363’e göre havalandırma yapılmalıdır.
2.10 EMNİYET SİSTEMLERİ :
Doğalgaz normalde kokusuzdur ancak sızıntı halinde fark edilebilmesi için kokulandırılır. Havaya göre yoğunluğu 0,.58-0,79 arasında olup (Hava=1) , havadan hafiftir. Bu sebeple kaçak halinde tavana doğru yükselir. Havadan hafif olması sebebiyle mevcut doğal yada cebri havalandırma ile LPG’ye kıyasla çok daha kolay tahliye edilebilir ve gaz kaçak kontrol sistemleri daha kolay ve ekonomik dizayn edilebilir. Doğalgaz zehirli değildir, ancak hava ile %5-15 oranında karıştığında patlama özelliğine sahiptir. Bu sebeple doğalgaz tesisatı ve cihazı bulunan yerlerde gaz alarm sistemlerinin kullanılması gerekmektedir.
Bir gaz alarm dedektörü ve sistemi şu ana elemanlardan oluşur.
Algılayıcı Sensör
Bu sensör sistemin en önemli elemanıdır. 2 tipi vardır.
Yarı iletken esaslı sensörler : Seçici özelliği yoktur. Her türlü yan oluşuma (duman, yemek buharı, alkol, amonyak v.b) karşı duyarlı olup, doğalgaz dışında da alarm vererek yanlış uyarılara sebep olurlar.
Katalitik esaslı sensörler: Bunlar yakma prensibi ile çalıştıklarından kesinlikle seçicidirler ve doğalgaz ya da LPG gibi hidrokarbon kökenli gazlar dışında hiçbir yan oluşuma karşı yanlış alarm vermezler.
b) Elektronik Değerlendirme / Gösterge/Kontrol panosu
Sesli/Işıklı Uyarı Düzenekleri
d) Otomatik Gaz Kesme Ventili
Gaz alarm sistemleri bu dört elemanın değişik kombinasyonlarında olabilir. Ancak bu tip sistemlerin kullanım gereksinimini ve hangi şartlarda kullanılacağını belirleyen herhangi bir düzenleme henüz ülkemizde mevcut değildir. Genel olarak bir kazanın gücü 140 KW’tan fazla ise veya kazan dairesinin tüm kapasitesi 1400 KW’tan fazla ise ya da kurulu kapasitenin kazan dairesi hacmine bölümü 1100 W/m³’den fazla ise gaz alarm cihazı kullanmak gerekir. Bu değer 2800 W/m³’ten büyük ise 2 cihaz kullanılmalıdır. Aşağıdaki hallerde ise kapasiteye bakılmaksızın mutlaka bir gaz alarm cihazı kullanılmalıdır;
Talebe yurdu, okul, hastane, tiyatro, sinema gibi insanların toplu halde bulundukları yerlerde,
Kazan dairesinin üstünde veya yanında bina varsa,
Aynı kazan dairesinde doğalgazla beraber katı yakıt veya sıvı yakıt kullanılıyor ise.
Konutlarda gaz alarm cihazının konumu doğru çalışma için çok önemlidir ve kontrol edeceği gazın cinsine göre değişmektedir. Doğalgaz için tavandan 20-30 cm aşağıya, LPG için tabandan 20-30 cm yukarıya yerleştirilmelidir. İlk yakma sırasında sızabilecek gazdan etkilenerek yanlış alarm vermesini önlemek için gaz alarm cihazları
Kombi ve kat kaloriferinden 1-2 metre,
Fırın ve ocaklardan 2-3 metre uzağa yerleştirilmelidir.

Boru Çapı Tayini 

Konutlardaki doğalgaz iç tesisatını projelendirmede yapının büyüklüğü önemli bir faktördür. Büyük yapılarda genellikle kalorifer kazanlarına giden tesisat ile yemek pişirme ve sıcak su ihtiyacı için döşenecek iç tesisat ayrılır. Kalorifer kazanlarında büyük ölçüde gaz tüketirli. Bu boru çaplarının büyük olmasını gerektirir.
Villa tipi küçük yapılarda bu tip ayrıma gerek yoktur. Bina tek bir regülatörden beslenecektir. Tek regülatörde çıkış basıncı 22,6 mbar değerindedir.
Boru içinde akış halinde, akışkanla cidar arasındaki sürtünme kayıpları ve yerel rahatsızlıklardan doğan özel kayıplar dolayısıyla boru giriş çıkışı arasında bir basınç farkı oluşur. Bu basınç farkı veya kaybı bir çok faktöre bağlı olmakla birlikte esas olarak hıza bağlıdır. Basınç kaybı hızın karesi ile doğru orantılı olarak artar. Boru çapları ne kadar küçük seçilirse akış o kadar da büyük olacak ve buna bağlı olarak basınç kaybı artacaktır.
Boru hesabının temelini, kullanabileceğimiz basınç farkı teşkil eder. Bu basınç farkı standartlarca veya sistem şartları tarafından belirlenir. Boru çapı bu farkı kullanabilecek şekilde hesaplanarak seçilmelidir.

3.1 İÇ TESİSAT BORU ÇAPI HESABI 
İç tesisat boru çapı hesabında farklı standartlar farklı yöntemler ortaya koymaktadır. Yöntemlerin farklılığı basitleştirici kabullerden kaynaklanmaktadır.
Basitleştirici kabullerin az olduğu, bu sebeplerle de biraz daha uzun ve yorucu yöntem Türk Standartları tarafından da kabul edilen TRGI Teknik Kurallarındaki Diferansiyel yöntemdir.
İç tesisat hesabı aşağıdaki adımlardan oluşur :
a.    Tesisat planında, boru tesisatı, tesisat bölümlerine (TB) ayrılır.
b.    Kritik devre seçilir.
c.     Her tesisat bölümü için maksimum gaz debisi ile hız hesaplanır.
Bu gaz debisi aşağıdaki formülle hesaplanır.
Burada ;  H : Ocaklar, Fırınlar
D : Şofbenler
R : Soba ve termosifonlar
U : Kombi cihazlar, kat kaloriferleri
d.    Basınç kayıpları hesabı
Bina içi tesisatta kabul edilebilir toplam basınç kaybı 2,8 mbar değerindedir. Bina girişindeki regülatör ile en sondaki cihaz arasında gazın akışı için kullanılacak olan bu basınç farkının, ΔPm  hatlar arasındaki dağılımı şöyledir.
Bina bağlantı hattı             ΔPm= 0,2 mbar
Dağıtım hattı                  ΔPm= 0,3 mbar
Düşey kolon hattı            ΔPm= 0,0 mbar
Sayaç bağlantı hattı          ΔPm= 0,8 mbar  (tüketim hattı)
Cihaz bağlantı hattı           ΔPm= 0,5 mbar
Sayaç                       ΔPm= 1,0 mbar
Bu dağılım çok daireli binalarda hesabın sistematik bir şekilde yapılabilmesi için ortaya konmuştur. Örneğin bir villa iç tesisatında böyle bir dağılıma gerek duyulmaksızın toplam basınç kaybını kullanacak şekilde boru çapı hesaplanır. Bina içi tesisatta gaz hız sınır değeri ise 6 m/s ‘dir. Bu değer hiçbir tesisat bölümünde aşılmamalıdır. Her tesisat bölümündeki toplam basınç kaybı, ΔP aşağıdaki denklemle ifade edilir.
ΔP = R.L + Z + ΔP
Bu denklemde ;
R= Özgül sürtünme kaybı , mbar/m
L= Boru boyu ,m
R.L. = Sürtünme basıncı kaybı , mbar
Z= Yerel basınç kaybı, mbar
ΔP= Yükseklik farkından doğan basınç kaybı veya kazancı , mbar
Boru hesabında ana kriter ; Her hatta meydana gelecek basınç kaybının, müsaade edilebilir basınç kaybından küçük olmasıdır.
İç tesisata ait hesaplar yapılırken aşağıdaki FÖY dikkate alınır.

HAT ADI 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17
TB Cihaz / Adet ∑V f 3 x 4 Vs L DN v R R x L ∑ξ Z ΔH ΔPh ΔP Kontrol
m3/h m3/h m3/h m m/s mbar/m mbar mbar m mbar mbar

3.2 GENEL HUSUSLAR
Tüm yurttaki gaz kullanımı ile ilgili her türlü mevzuatı düzenleyici, icra ve koordine edici “Ulusal Gaz Enstitüsü” kurulmalıdır.
Yerel gaz kuruluşlarının ve BOTAŞ’ın “İç Tesisat Yönetmeliği ve Dönüşüm Şartnameleri” hala farklılıklar içermekte olup, günün şartlarına göre revize edilip, Enerji Bakanlığı’nca yayınlanarak yürürlüğe konmalıdır.
Doğalgazın en uygun kullanımı halinde tehlikesiz olduğu, hava kirliliğine sebep olan en az emisyon değerlerine sahip olduğu ve gerek kullanım kolaylığı gerekse ekonomik oluşu tüm medya da sürekli olarak işlenmelidir. Ve tüketiciler doğal gaz kullanımına teşvik edilmelidir.
Binaların doğal gaza geçerken ilk kuruluş maliyeti olarak 6-8 daire kadar bireysel sistem, daha fazla daireli yapılarda ise merkezi sistem seçilmelidir.
Yeni yapılacak binalardaki kalorifer daireleri ve bacaların doğalgaza uygun şekilde yapılması için gerekli uygulamalara ivedilikle geçilmelidir.
Doğalgaz Tesisat ve Cihazlarında sigorta mutlaka zorunlu hale getirilmelidir.
Doğalgaz projesi yapan taahhütçü firma mühendislerinin proje onay yetkisini öncelikle Makine Mühendisleri Odasın’dan almalarını zorunlu hale getirecek düzenleme yapılmalıdır.
Binalarda Tesisata İlişkin (Bölüm IV)

4.1 BORULAR : 
Yer altına döşenen borular satıhtan 50 cm aşağıya döşenmeli alt ve üstüne kum yastıklanması yapılmalı, (10 ve 20 cm) çelik borular korozyona karşı (TS 2169’a uygun) korunması için tam olarak izole edilmelidir. İzolasyon % 50 bindirmeli sıcak veya soğuk sargı ile yapılmalıdır. Kaplama toprak seviyesinden çıktığı yerden itibaren en az 20 cm yukarıya devam etmelidir. Yer üstü borular ise sarı renkli yağlı boya ile boyanmalıdır. (Galvenizli boru kullanılmaz ise). İhtiyaç duyulan yerlerde katodik koruma yapılmalıdır.
Bina bağlantı hatları binaya, bina girişine yakın, yeterince aydınlatılmış, kuru, kendi kendine havalanabilen tehlike anında kolayca ulaşılabilecek bir yerden girmelidir. Buradaki gaz boru ve ana vanası hasara uğramayacak şekilde korunmuş olmalıdır.
Bina bağlantı ve kolon hatları bina dış duvarı ve döşemeden koruyucu borularla geçirilmelidir. Zemin üstüne çıkış ve bina içine giriş noktası arasında kalan kısımları korozyona ve mekanik darbelere karşı korunmuş olmalıdır. Koruyucu borunun iç çapı, gaz borusunun dış çapından en az 20 mm daha büyük olmalıdır. Koruyucu boru, bina dış duvarı içine sıkı ve tam sızdırmaz biçimde yerleştirilmeli ve duvarın her iki tarafından dışarı doğru en az 50 mm taşmalıdır. Koruyucu boru ile gaz borusu arası uygun macunla doldurularak tam sızdırmaz hale getirilmelidir.
Bina bağlantı hatları ile telefon, elektrik hatları ve sıcak, kızgın su boruları arasında en az 30 cm’lik bir açıklık olmalıdır.
Gaz boruları kendi amacı dışında (Elektrik, Topraklama hattı vb.) kesinlikle kullanılmamalıdır.
Sıva üstü hatları duvara çelik dübelle tutturulmalıdır.
Duvar içindeki kanallardan geçen hatlar kelepçelerle tespit edilmeli üstleri havalandırmaya uygun kapak ve ızgara ile örtülmelidir. (TS 7363)
Sıva altına kesinlikle doğal gaz tesisat borusu döşenmemelidir.
Yoğuşma, sızıntı ve terlemeden etkilenmemesi için diğer boruların üstünde uygun bir yere yerleştirilmelidir.
İç tesisat hatları; aydınlık, asansör boşluğu havalandırma, duman ve çöp bacaları ile davlumbaz içinden geçirilmemelidir.
Boru hattına girebilecek pislikleri temizlemek için yatay ve düşey hatların birleştiği en büyük kesitli ve en alt noktasına temizleme T parçası yerleştirilmelidir.
Rutubetli yerlere döşenen iç tesisat hatları korozyona karşı tam olarak korunmalıdır.
Gaz boru bağlantı elemanları ile yapılmış dişli bağlantılarda uygun plastik esaslı sızdırmazlık malzemeleri veya sızdırmazlık macunu ile birlikte keten kullanılmalıdır. (TS 10943, TS 10944) (Keten bezir yağı ile doyurulmuş olarak kullanılacaktır.) Ancak uzun vadeli emniyet açısından dişli bağlantıdan kaçınılmalıdır.
Kolon hatları kapıcı dairesi ve sığınak içerisinden geçirilemez.
80 mm ve üzerindeki borular kesinlikle kaynakla birleştirilecektir. 50 mm ve altındakiler oksijen, üzerindekilerde elektrik ark kaynağı yapılmalıdır.

4.2 SAYAÇLAR : 
Bina dışında bulunan doğalgaz sayaçlarının koruyucu kutuları standardlara uygun olmalıdır.
Sayaç vanalarının açma-kapama kolu olmalı ve kolayca ulaşılabilir olmalıdır.
Kalorifer kazanları için kullanılan sayaçlar kesinlikle kazan dairelerine yerleştirilmemelidir.
Açıktan döşenen iç tesisatlarda gaz sayaçları genellikle merdiven sahanlıklarında daire girişlerine yakın yerleştirilir. Ancak sayaçlar uzaktan okunabilecek ve değiştirilebilecek şekilde ve mekanik darbelere karşı korunmuş monte edilmelidir.

4.3 VANALAR :
Cihaz girişlerine mutlaka gazı kesici standartlara uygun emniyet vanası (küresel vana) konmalıdır.

4.4 CİHAZLAR :
Doğal gaz cihazlarının kapasitesi ihtiyacın altında veya üstünde olmamalıdır.
Cihazlar mutlaka üretici/ ithalatçı firma montaj klavuzunda belirtilen kurallar çerçevesinde monte edilmelidir.
Bacalı cihaz seçiminden önce mutlaka uygun baca olup, olmadığı kontrol edilmelidir.
A tipi cihazlar 12 m³, B tipi cihazlar net hacimleri 8m³’den küçük olan yerlere yerleştirilmemelidir. Hacim ne olursu olsun B tipi cihazlar açık balkon, yatak odası, banyo, WC gibi yerlere konmamalıdır.
A ve B tipi cihazların bulunduğu yerler mutlaka havalandırılmalıdır. (TS 7363’e göre)
B tipi cihazlar mümkün olduğu kadar bacaya yakın bir yere konmalı, yatay boru uzunluğu 2 dirsek ve 2,5 metreden fazla olmamalıdır. Atık gaz boruları en az % 3 yükselen eğimle bacaya bağlanmalı, davlumbaz çıkışından itibaren en az boru çapının 2 katı kadar dikey çıkmalı sonra dirsek konmalıdır. 90 ° dirseklerden kaçınılmalıdır.
C tipi cihazların (Denge bacalı) baca çıkış boruları atmosfere açık, hava sirkülasyonu olan yerlere bağlanmalıdır. Kapalı balkonlara baca çıkışı verilemez. Açık alanlarda baca çıkış borularının minimum yüksekliği 0,30 m, insanların geçtiği yerde en az 2 m. olmalıdır. Dışarıya taşan çatı veya alaşım kaplamanın üstten bacaya uzaklığı en az 1,5 m olmalıdır.
Baca tepmesine karşı bacalı tüm doğal gaz cihazlarında atık gaz sensörü olmalıdır.
Merkezi sistemlerde bodrum katı müsait değilse çatı katına kazan konulması düşünülmelidir.
Merkezi sistemlerde; radyatör ve yerden ısıtmalarda Atmosferik kazan, fan-coil sistemlerde ise Cebri brülörlü kazanlar tercih edilmelidir.
Doğalgaz cihazların yıllık bakımı zorunluluk haline getirilmelidir.

4.5 BACALAR : 
Doğalgaz bacaları ısı, yoğuşma ve yanma ürünlerinden etkilenmeyecek malzemeden ilgili standartlara göre imal edilmelidir. Bacalar düşeyle 30 °’lik en fazla 1 sapma yapabilir. Bacalar da kesit daralması olmamalıdır.
Baca tepesi çatı mahyasından en az 80 cm, çatı örtüsünden en az 100 cm yüksekte olmalıdır. Daha yüksek komşu bina var ise bu baca en az komşu bina yüksekliğine ulaşmalıdır.
Bir bacaya ancak benzer çekişli gaz cihazları bağlanmalıdır. Tabi çekişli cihazla, fan çekişli cihaz aynı bacaya bağlanamaz.
Mutfak aspiratör bacalarına gaz cihazı bağlanmamalıdır.
2 şönt baca braşmanı ana bacaya bağlanamaz.
Üflemeli brülörlü cihazlar şönt bacaya bağlanamaz.
Kalorifer bacaları mutlaka çift cidarlı olmalıdır. Baca “Boru + izolasyon + Hava boşluğu + Tuğla duvar veya kaplama”dan oluşmalıdır. (Isı yalıtımı, gürültü önlenmesi, ömür ve güvenlik sebebiyle)
Duman kanalları beyaz cam yünü ile izole edilip, üzeri galvanizli saç veya alüminyum folyo ile kaplanmalıdır.
Bacalar her yıl en az 1 defa temizletilmelidir. (özellikle dönüşüm esnasında kılıf geçirilmeyen bacalar)
Bacanın görevi, duman çıkışlarını çevreye zarar vermeyecek şekilde dışarı atmak ve kalorifer kazanında sıcak gazların istenilen hızda dolaşabilmesi için gerekli doğal çekişi sağlamaktır.
Aşağıdaki tabloda yakıtlara ve kazan gücüne ait baca nominal çapları görülmektedir.
YAKIT = Doğalgaz + Sıvı Yakıt

Kazan gücü (Kcal/h) H=10 H=20 H=30 H=50 H=75
20 000 150 150
30 000 150 150
40 000 150 150
50 000 150 150 150
75 000 175 175 175
100 000 200 200 175

DOĞALGAZLI ŞOFBEN:
Bu tip cihazlar için beş tip baca söz konusudur.
a.   Bağımsız Baca
b.   Havalandırmalı Baca
c.   Ortak Baca
d.    Ortak Şönt Baca
e.   Ortak Havalandırmalı Şönt Baca
Elektrik Tesisatı (Bölüm V)
Kazan dairesindeki elektrik tesisatları TS 1257’de belirtildiği gibi etanş olmalıdır.
Aydınlatma ve pano elektrik tesisat kabloları NYM antigron, brülör kabloları ise, hareketli yerlerde çelik spiral kılıf içerisinden NYAF, hareketsiz yerlerde NYA olacaktır.
Kazan daireleri aydınlatma sistemi tavandan en az 50 cm aşağıda olacak şekilde, tavandan zincirle sarkmalı veya duvarda olmalıdır.
Kazan dairelerine 20 ohm değerinin altında özel topraklama sistemi kurulmalıdır.
Elektrik motorları (pompa v.b.) için termik koruyucu seçerken termik orta noktası cihazın çektiği akım mertebesinde olmalıdır. Termik koruyucu orta noktada ideal çalışır. Benzer durum prosestatlar (basınç şalterleri) için de geçerlidir.
Kazan dairelerinde ve elektrik panoları içinde standartlara uygun malzeme kullanılmalı, açıkta kablo bırakmayacak şekilde (kablo kanalı içinden) tesisat döşenmelidir.
Emniyet Tedbirleri ve Diğer Hususlar (Bölüm VII)

Doğalgaz tesisatları mutlaka gaz kuruluşlarından yetki almış tesisatçılarla, kayıtlı mühendislerin kontrolunda, gaz kuruluşlarının uygulama kurallarına göre yapılmalıdır.
Herhangi bir tehlike anında gazı kesecek olan ana kapama vanası ile elektrik akımının kesecek ana şalter, kazan dairesi dışında olmalıdır.
Apartman girişinde kolayca görülebilecek bir yere, ana vana yerini gösterir bir plaka asılmalıdır.
İleride büyük zarar ve kayıplara uğramamak için kullanılacak tüm malzemeler TSE veya uluslararası kabul görmüş standardlara uygun ve doğalgazda kullanılmak üzere imal edilmiş olmalıdır.
150.000 kcal/h (175 KW)’den büyük kazan dairelerinde bina içinden giriş kapısına ilaveten dışa açılan, bırakıldığında kendiliğinden kapanan metal bir kapı olmalıdır. (TS 1257)
Her kazanın aynı duman kanalı ve bacası olmalıdır.
Bina kolon hatlarının havalandırması için gazın toplanması muhtemel ve çatıya yakın üst noktada havalandırma kanalı açılmalı ve gaz alarm cihazı konmalıdır.
Kazanların önünde en az 1 m yanlarda 0,75 m serbest alan olmalıdır.
Kazan dairesi yüksekliği en az 2,5 m. olmalıdır. Özellikle yeni yapılan binalarda bu zorunluluk getirilmelidir.
Kazan dairelerine mutlaka alarm sistemi kurulmalı dedektör sayısı tavandaki kirişlerde gözönüne alınarak hesaplanmalıdır. Gaz dedektörleri suni alarm vermemesi için yarı iletken tip değil, katalitik tip olmalıdır. Gaz alarm sistemleri herhangi bir tehlike durumunda, ana kesme vanası önündeki selonoid vanayı kapatarak sesli ve ışıklı uyarı vermelidir.
Kazan dairelerinin görülebilecek bir yerine, işletmecinin kolaylıkla anlayabileceği tarzda hazırlanmış bir “İŞLETME TALİMATI” asılmalıdır. (TS 2797) İşletme talimatında, şu bilgiler olmalıdır.
Güvenlik düzenlerinin tanıtılması,
Arıza durumunda yapılacak işler,
İşletme kesintilerinde yapılacak işler,
Dönüşüm için teklif verilmeden, önce binanın baca ve havalandırma durumları detaylı bir şekilde incelenmeli ve varsa özel durumlar projede belirtilmelidir. Kazan dairelerinde binanın diğer katlarına ait aspiratör, klima santralı gibi cihazların olmaması gerekir. Vakum etkisi yapıp, kazan çekişini etkileyerek arızaya sebep olabilir.
Radyatörlerde termostatik vana mutlaka kullanılmalıdır. Büyük miktarda ısı ekonomisi ve konfor sağlayacaktır.
Sirkülasyon pompalarının mutlaka gidişe yerleştirilmesi gerekmektedir. Böylece sistemin hava yapması ve üst katların ısınmama problemleri çözümlenir.

Cam Balkon nedir ?

Kışın sona eren balkon keyfinizi devam ettirebilmeniz için tasarlanmış bir sistemdir. Dış etkenlerin ve hava şartlarının balkonunuzdan yararlanmanızı engellediği durumlarda cam balkon sistemini kapatarak dış dünyaya tamamen kapalı, fakat aynı zamanda tamamen panoramik bir kapalı mekan elde etmiş olursunuz.

Glasstech Cam balkon kapama sistemleri evinizde estetik ve fonksiyonel bir balkon yaratmanın en modern yoludur. Camların katlanarak aynı veya farklı noktalara toplanma özelliği ile mevsimsel değişikliklere en iyi cevap verebilen bir sistemdir. Cam balkon kapama sistemleri yapıya ve zevklerinize uygun renk seçenekleri sunmasının yanı sıra, son derece kullanışlı ve dayanıklıdır.

Cam balkon sisteminde kullanılan camlar 8 mm kalınlığında Temperli camlardan oluşmaktadır, kırılması halinde çok küçük parçalara ayrılır canlılara ve çevreye zarar vermez.

Glasstech katlanır cam balkon sistemleri saatte 150 km esen rüzgara dayanıklı olarak tasarlanmış ve imal edilmiştir. Cam balkon sistemimizde isteğe göre farklı renklerde füme, bronz, reflekte, satina cam uygulaması yapılabilmektedir.

Balkonlarınızı daha işlevsel hale getirmek ve daha hoş yaşam alanları oluşturmak için size balkonlarınızı Glasstech cam balkon sistemi ile kapatmanızı öneriyoruz.

  • Cam balkon evlerinizde ek alanlar oluşturarak kullanım alanlarınızı genişletir.
  • Cam balkon ile kapatılan oda, salon veya mutfağınızın ısı değerlerinde artış olur, enerji tasarrufu sağlar.
  • Cam balkon kapatma yapılarınızın görünümünü değiştirmez ayrıca değerini yükseltir.
  • Binanızın mimari görüntüsü değişmediğinden dolayı yerel yetkililer tarafından izin almanıza gerek kalmaz.
  • Sağladığı konfor ile dengeli bir fiyat & performans oranı sunar.
  • Katlanır cam balkon hırsızlık riskini önemli derecede azaltır.
  • Balkon mobilyalarınızı korur, ömrünü uzatır.
  • Cam balkon sizlere şekil, renk ve fonksiyon açısından geniş olanaklar sunar.
  • Karmaşık dikey ve yatay kayıtlar olmadan sadece alt ve üst alüminyum profiller sayesinde görüntü ve manzara kaybı oluşturmaz.
  • Cam panellerin istenildiğinde açılıp kapanabilme özelliği sayesinde mevsimlerin güzelliğini doyasıya yaşamanızı sağlar.
  • Cam balkon sisteminde kullanılan hareketli kanatlar sağa, sola yada her iki yöne birbirinden bağımsız olarak açılır, açıldığında az yer kaplar.
  • Sistemimiz balkonunuzla uyumlu modern bir sistemdir.
  • Hava rüzgarlı, yağmurlu yada çok soğuk olabilir. Ayrıca çoğu zaman hava kirliliği ve trafik gürültüsü balkonlarınızdan yeterince yararlanmanızı engeller. Balkonlarınızı Glasstech cam balkon sistemi ile kapattığınızda böyle sıkıntılı durumlarda bile ailenizle birlikte güzel zaman geçirebileceğiniz ve çocuklarınızın oyun oynayabileceği güvenli alanlar kazanırsınız.
  • Glasstech katlanır cam balkon sistemi her türlü konut, daire, vila, teras, kafe, veranda ve restoranta uygulanabilir.
  • Glasstech cam kapama sistemlerinde, camlar taşıyıcı kanat profiline özel esnek yapıştırıcılar ile yapıştırılmakta ve doğa şartlarından dolayı deformasyona uğramamaktadır.
  • Balkon kapatma sistemimizde kullanılan taşıyıcı rulmanlar çiftli, polyemid esaslıdır ve metalle sürtünmeden dolayı etkilenmez. Polyemid altı metaller paslanmaz çelik olup, nem ve deniz tuzuna karşı dayanıklıdır.

 

su yalıtımda kesin ve hesaplı çözüm ,

ThermoShield ( ISI KALKANI )

• Ülkemizde yürürlükte olan  yasa  ve yönetmeliklere göre  konut  olarak yapılmış  ve yapılan binalarda cephe kaçağı  %35 çatı  kaçağı  %25 pencere ve cam  kaçağı  %25 temel kaçağı  %15 olarak belirlenmiştir. Çatı ve cephe kaçaklarının ThermoShield  uygulamasıyla tamamı yok edilir. Bu da doğalgaz ve klima masraflarınızda aynı oranda bir tasarruf demektir.

• Şu anda  geçerli olan yangın yönetmeliğine göre ürünümüz A1 sınıfıdır.

• Kasım 2012 tarihi  itibari  ile çıkan  yasa  ile binalarda su  yalıtımı da zorunlu hale  gelmiştir.

Su yalıtımı da piyasadaki ısı yalıtım ürünlerine göre  ThermoShield’in ilave  bir  özelliğidir. Su yalıtımı yaparken nefes alabilme üstün bir membran teknolojisi olduğunu gösterir.

• Günümüzde dünyada yapı malzemeleri sadece ısı yalıtımı değil pek çok özellikle  donanımlı olmak zorundadır. Ve ThermoShield geleceğin teknolojisidir.

• Amerikan Nasa  uzay teknolojisi ile Alman SICC Kimya Endüstrisinin ortak  ürünü olan, ısı ve su yalıtımı sağlarken, nefes alabilen bir thero seramik membrandır.

 

• Isı yalıtımı sağlar. Isı iletkenlik katsayısı = 0,00021 w/mk

• Su yalıtımı sağlar.

 

• Isı ve Su yalıtımı sağlarken nefes alır. Dufüzyon= 1,8

 

• %50 oranında iç boş vakumlu thermo seramik kürecik ve %50 oranında akrelik bağlaçdan oluşur.  Yeşil üründür. İnsana ve Doğaya zararlı hiçbir kimyasal içermez.

 

• Sağlığa  zararlı hiçbir kimyasal içermez. Antialerjik, anti bakteriyel ve anti statiktir.

 

• Dış cephe, Çatı, İç cephe, Endüstriyel, Ahşap ve Tarihi Eser  uygulamaları için ürün  çeşitliliği mevcuttur. Cam, membran, beton,  şap,  sıva, shingle, plastikler, metaller tüm yüzeylere kolaylıkla uygulanır. Adelans  çok yüksektir.

 

• İç cephe uygulamasında, rutubeti %50 – %55 aralığında sabit tutar, fazlasını emer, eksiğini tamamlar, m2  de 450 gram su tutabilir. Küflenmeyi önler.

 

• %200 elastiktir, esner, çatlamaz ve sıva çatlaklarını göstermez.

 

• 4.000 Ayrı renk  seçeneği vardır.

 

• Nano teknoloji bir üründür. Kir tutmaz. Lekelenmez.

 

• Asitlerden, bazlardan ve tuzlardan etkilenmez.

 

• Farklı malzemelerin birleştirilmesinde güçlü tutunma ve yapışma özelliği nedeniyle detay sorunlarını çözer.

 

• Uygulaması son derece kolaydır.

 

 

  1. 1.      Ürünümüz %30-50 arası tasarruf sağlayan ısı ve su yalıtım kalkanı.

 

  1. 2.      Konut olarak yapılan binalarda ortalama %35 ısı kaçağı tespit edilmiştir. Ürünümüz yazın sıcağı kışın ise soğuğu engelleyerek klima-elektrik ve kalorifer yakıtından tasarruf sağlamaktadır.

 

  1. 3.      Her yüzeye uygulanabilir. Ankara Zübeyde Kanım Kız Meslek Lisesi çatısı bakırdır ve tarihi eser niteliğindedir. Kaplaması yapılmıştır. İnanılmaz memnuniyet tespit edilmiştir.

 

  1. 4.      Sayıştay Başkanlığı çatısı ürünümüz uygulanarak tasarruf sağlanmıştır.

 

  1. 5.      Alüminyum sandviç çatılara bile uygulanmaktadır.

 

  1. 6.      İzmir Kemalpaşa Belediyesi binası tarafımızdan yalıtılmış ve 1 yıl sonra klima masraflarından %35 tasarruf tespit edilmiştir.

 

  1. 7.      Havadaki tuz oranı binde 5 tir. Bu oran boyaları çatlatmaya, sıvaları deforme etmektedir. Ürünümüz ise %40 tuz oranına dayanmaktadır. Binde 5 ile Yüzde 40 arasındaki farkı takdirlerinize sunmaktayız.

 

  1. 8.      Piyasada yalıtım yapılan Taş yünü – EPS – XPS gibi ürünler olmakla beraber bunların karşılarında tek ve yıkılmaz bir ürün olarak hem maliyetten hem zamandan hem de garanti süresinden incelendiğinde TERMOSHIELD kullanmak en kârlı çözüm olarak karşınıza çıkacaktır.

 

  1. 9.      4000 renk ve ton seçeneğimiz bulunmaktadır. SOLMAZ – KİR TUTMAZ – YIPRANMAZ – ÇATLAMAZ – DÖKÜLMEZ – ÇEVRE DOSTUDUR – DİĞER ÜRÜNLERİN AKSİNE GAZ SALINIMI YAPMAZ.

 

  1. 10.   Normal boyaların temel malzemesi KALCİD’ dir. KALCİD hava ile çok çabuk tepkimeye girer. Kirlenir-solar-dökülür-çatlar. 

 

Bizim ürünümüzün temel malzemesi SERAMİK‘tir. Dünyada 200’e yakın taklidi, ülkemizde ise 20’ye yakın yerli üretici bulunmaktadır.

 

PEKİ NEDEN TERMOSHIELD;

Burada dikkate alınması gereken konu şudur:

 

TÜM TAKLİT VE YERLİ ÜRETİCİLER VEDE DÜNYADA ÜRÜN İÇERİSİNE EN FAZLA %18 SERAMİK KÜRECİK YERLEŞTİRİLEBİLMİŞTİR.

BİZİM ÜRÜNÜMÜZDE İSE SERAMİK KÜRECİK ORANI % 50’DİR. Bu gibi ürünlerin alımı esnasında   EN 131 belgeniz var mı sorusuna sadece şirketimiz EVET diyebilmekte ve belgeyi sunabilmektedir. EN 131 belgesi seramik oranının %50 olduğunun ispatıdır.

 

  1. 11.   NASA bile atmosferdeki 1660 C ısıdan geçen ve -250 derece soğuğa giren Uzay Mekiğinde bu ürünü kullanmaktadır. Aradaki ısı farkı yaklaşık 1910 derecedir.

 

  1. 12.   Ürünümüz %200 oranında elastiktir. Normal boyanın elastikiyeti ise %3-5’tir. Bu nedenle tuzu, nemi, suyu tolere edemez, çatlar ve yıpranır, dökülür, yanar. Ürünümüzde böyle konular gündeme bile gelemez.

 

  1. 13.   Ömrümüz bina ömrü ile eşittir. Garanti süremiz ise 5 yıldır.

 

  1. 14.   ISI İLETİMİ LAMDA DEĞERLERİ:

EPS-XPS: 0.040

TAŞYÜNÜ: 0.055

TERMOSHIELD: 0.00021’dir.

EPS-XPS’e göre 200 kat, Taşyünü ne göre ise: 300 kat yüksektir.

 

  1. 15.   Yalıtım yasası ülkemizde 2008 yılında çıkmıştır.

2011 yılında zorunlu hale gelmiştir. 2011 yılından bugüne yapılan binalarda yalıtım zorunlu olarak yapılmaktadır. 2017 yılında ise binaların enerji kimlik belgesi olmak zorundadır. Bu belge ile doğalgaz ve elektrik daha ucuza alınacaktır. Yalıtımı iyi olmayan binalar aynı fiyattan, kötü olanlar ise daha yüksek ücretle alabileceklerdir.

2011 yılından önce yapılan binaların çoğunda statik hesaplama bulunmamaktadır. EPS – XPS ve TAŞYÜNÜ kullanıldığında binaya statik olarak m2 ye 11-23 kg yük binmektedir. Bunları uygulamadan önce ise statik raporu alma zorunluluğu bulunmaktadır. Hiç bir statikçi ise bu riske girmeyi uygun görmemektedir. Ürünümüzde m2 ye; 200 gr yük binmektedir. 11-23 kg yük ile 200 gr yükü takdirlerinize sunmaktayız.

Ayrıca diğer ürünlerin kullanımında, mimari dış yüzeyde oluşabilecek değişiklikler için bazı mimarlar dava açabilmektedir. Ankara Batıkent’te 200.000 Tl tazminat kazanılmıştır. Bizim ürünümüz sadece 3 mikron boya ile bu konulardan da sizleri desteklemektedir.

 

  1. 16.   İç mekanlarda uygulandığında ise; %55-60 rutubeti engellemekte, dağ havası ortamı yaratmaktadır. Ülkemize gelecek turistlerin ürünümüzle boyanmış tatil merkezi aramalarının sebebi budur. Sabah 06.30 da dinç bir vaziyette uyanmayı sağlamakta, dağ, yayla havası oluşturmaktadır. Çünkü; ABD – JAPONYA – RUSYA ve çoğu Avrupa ülkesinde EPS-XPS ve kullanımı yasaklanmıştır.

 

  1. 17.   İç mekanda uygulandığında M2 de 450 gr su tutma özelliğimiz bulunmaktadır. Rutubeti engelleyerek 20 m2’lik bir salonda 2 teneke su demektir.

 

  1. 18.   Küf bakterileri %75 ve üzeri ortamda çoğalabilir. Biz rutubeti ve nemi %55’te sabitlediğimizden küf, mantar vs oluşmaz, oluşamaz.

 

  1. 19.   6 cm strafor ve bu straforu 1 m2 için 7 dübelle monte ettiğinizi, dübel deliklerinin de bina statiğine zarar verdiğini, zamanla oradan hava ve su aldığını düşündüğünüzde, bizim bunu daha kaliteli, çevreci, insana, doğaya saygılı %50 seramik küre içeren bir ürünle 3 mikronla ve 6’da  1 sürede yaptığımızı takdirlerinize sunmaktayız. 6 cm lik strafor 5 sene sonra 1 cm’ye düşmektedir, yanma ihtimali bulunmakta ve çevre kirliliği oluşturmaktadır.

 

  1. 20.   Kafelerde vs güneşi, yağmuru önlemesi için kullanılan branda şemsiyeler veya kaplamalar; yukarıdan sigara izmariti atıldığında yanmakta ve ısıyı, soğuğu aynen aşağıya geçirmektedir. Ürünümüzle boyanacak bu branda ve kaplamalar, yanmaz ve ısıyı, soğuğu aşağıya yansıtmaz. Klimatize bir ortam sağlar. Bu da yazın -10 derece, kışın ise +10 dereceye tekabül etmektedir.

 

  1. 21.   Köprüler, viyadükler, demir aksamlar, köprü trabzanları rafineri akaryakıt tankları vs aklınıza gelebilecek her yerde kullanabilirsiniz.

 

KISACASI;

 MÜKEMMEL OLAN BU ÜRÜNÜ SİZLERE, ÜLKEMİZE SUNMAKTAN GURUR DUYMAKTAYIZ.

 

 

 

 

 

Mirpak Temizlik ustalar.com ailesine katıldı.

Kısa zamanda kaliteli hizmet vermek amacıyla işin ustaları ile hizmet alıcıları arasında köprü vazifesi üstlenmiş olan sitemiz ailesine kendini kanıtlamaış, ustalar.com çalışma prensiplerinibenimseyen MİRPAK TEMİZLİK ile çalışma kararı almıştır. Dolu ve Boş daire temizliği, inşaat sonrası temizlik, ofis temizliği, koltuk temizliği, halı yıkama, Dış ve İç cephe temizliği, Cam temizliği, mermer cilası, PVC zemin cilası hizmetlerini sorunsuz ve titizlikle başarılı hizmet vermektedir.

iletişim bilgileri

Adres : Parseller Mah. Taşköprü Cad. No:23/A Y.Dudullu – Ümraniye – İstanbul

Telefon : 0216 612 33 53

http://www.mirpaktemizlik.com

Duvarlara Simli Boya Nasıl Yapılır..

VENTO, Damasco desenli kumaşlardan esinlenerek yapılmıştır. Yıkanabilir, anti statiktir ve uygularken kullanılan alete göre istenilen desen verilebilir. VENTO katalog renkleri ve hayal gücünüze göre değişik renk karışımlarıyla sınırsız renk çeşidi elde edilebilir.

Zemin Hazırlığı

Yeni Yüzeyler : Fix 300 %300 su ile inceltilerek uygulanır

Eski yüzeyler : Önceden sürülmüş olan boya, eğer problemli ise yüzeyden çıkarılır. Fix 300 %300                       oranında sulandırılarak uygulanır, kalitesiz bir yüzey söz konusu ise Fondo sürülür. VENTO Base  olmadan daha önce uygulanmış boyaların üzerine VENTO Desen uygulanamaz.

Uygulama : VENTO Base (alt astar) %15-20 su ile inceltilerek, pösteki veya saten rulo ile bir veya iki kat olarak tüm yüzeye eşit bir şekilde dağıtılarak uygulanır. VENTO Desen %40-50 oranında sulandırılır, düz bir yere dökülür ve doğal deniz süngeri (ıslatılmış) batırılarak boya süngere yedirilir. Boyalı sünger mevcut kurumuş Base`in üzerine sistemli darbelerle tamponlanarak desen verilir. Yüzeyin ayni yoğunlukta olması için süngere ayni miktarda boya emdirmek gerekir.

Seyreltme : VENTO Base %15-20 / VENTO Desen %40- 50 su ile inceltilerek

Uygulama Sıcaklığı: +5˚C ile +40˚C arası

Kuruma Süresi : İlk kuruma 6 saattir, üzerine boya sürülebilmesi için 6-8 saat geçmesi gerekir.

Tüketim : VENTO Base: 4-5 m²/kg. VENTO Desen: 30 m²/lt

Depolama : Min. +5˚C` de serin ve kuru bir ortamda en az 18 ay muhafaza edilebilir.

Ambalaj : VENTO Base 2,5lt – 5lt – 15lt / VENTO Desen 1lt – 2,5lt – 5lt

 

 

 

Duvarlara-Desen-Veren-Boya-Rulosu

Otomatik Hijyenik Klozet Kapağı

Otomatik Hijyenik Klozet Kapağı

Klozet kapaginin çevresinde  Mikro-islemci kontrollü motorla hareket eden bir mekanizma vardir. Bu sayede her yeni kullanici için temiz kullanilmamis bir malzeme serilir ve kullanilmis olan sarf malzeme imha ederek gizli bölümde depolanir.

Her kullanıcı, klozeti yeni ve temiz sarf malzemesi ile kullandığından klozete oturmakla bulaşabilecek hastalıklar ve mikroplar önlenir. (örn; idrar yolları enfeksiyonu, nefrit, üriner sistem enfeksiyonları ve sivilce ile ödem oluşması gibi.)

Kullanımı son derece kolaydır. Dokunmatik butona basıldığında sistem yeni ve temiz sarf malzemesini otomatik serer. Motor ihtiyaç duyduğu gücü mekanizma bölümündeki şarjlı aküden alır. Bu nedenle yüksek voltajlı elektriksel bir bağlantı olmadığından, ıslak mekanlarda son derece güvenilirdir. İç bölüme yerleştirilen şarjlı akü 2.500 adet kullanımlık güç sağlar. Bir adaptörle 3 saat gibi kısa bir sürede kolayca şarj edilir. VİSTAN HİJYENİK KLOZET  Kendi ürün grubundaki garantili tek üründür. Ürün garanti süresince herhangi bir arıza yaptığında tamir için beklemezsiniz. Servisimize arıza bildiriminiz ulaştığında ürün derhal 2-3 iş günü içinde tamiri tarafımızdan yapılır.

 

AVANTAJLARI

  • HİJYENİKTİR- Anti-bakteriyel malzeme kullanılmaktadır.
  • SAĞLIKLIDIR- Her kullanımda kişiye özeldir,hastalık bulaşma riskini ortadan kaldırır.
  • PRESTİJLİDİR- işletmenize değer katar.
  • EKONOMİKTİR- Tuvalet kağıdı ve klozet örtüsüne göre çok daha ucuzdur.
  • METAL PARÇA İÇERMEZ- imha işlemi sırasında jilet kullanılmadığı için paslanma ve arıza riski yoktur.
  • KOKU YAPMAZ- Rulo 80 kullanımlıktır, nemli ve kullanılmış poşet çok uzun süre haznede kalmaz, istenmeyen kokulara neden olmaz.
  • HİDROLİKTİR- Hidrolik kapak sayesinde yavaşça kapanır.
  • SESSİZDİR- Poşet dönmesi sırasında oldukça sessizdir, kullanıcıyı korkutmaz.
  • ŞARJLIDIR- Elektrik tesisatına ihtiyaç yoktur. 2 saat gibi kısa bir sürede 2000 kullanımlık şarj elde edilir.
  • GARANTİLİDİR- Her türlü durumunda teknik servisimiz mevcuttur ve gerektiğinde yenisi ile ücretsiz değiştirilir.
  • ÇEVRECİDİR – Tuvalet kağıdı, klozet örtüsü gibi malzemelerin klozete atılmasını önleyerek hem çevre dostudur hem de tesisatınızda tıkanmalara yol açmaz.

Koli Özellikleri

  • Ölçüler : 83 X 48 X 55 mm
  • Net : 25 KG
  • Adet : 5
  • Yazılı olan ebatlar 5 adet  otomatik kapağı ambalaj halıdır.

 

Tüm ustaların tercihi ürün şimdi ustalar.com’da


BİLGİ İÇİN : SİNAN USTA – 0507 364 82 54

Evinize güzel bir makyajın püf noktaları!

Ev Döşemesi hakkında
Ev Döşüyorum

Salonların nasıl aydınlatılması gerektiğini ve doğru ışığı seçmenin püf noktalarını merak ediyor musunuz?

Interlight İstanbul 2008 Fuarı’nı düzenleyen NTSR Fuarcılık Genel Müdürü Serkan Tığlıoğlu, aydınlatma sektöründe ev dekorasyonuna yansıyan yenilikler,salonların nasıl aydınlatılması gerektiği, doğru ışığı seçmenin püf noktaları ve dekoratif ışık için önerilerini paylaştı.

Aydınlatma sektöründe ev dekorasyonuna yansıyan yenilikler neler?
Aydınlatma çözümleriyle teknolojinin sıradışılığını keşfetmek isteyenler için yenilikçi ürünlersunmaya devam eden Interlight İstanbul 2008 Fuarı’nda, dekoratif ve teknik aydınlatma ile ilgili son tasarımların yanı sıra ev ve ofis dekorasyonunda son yılların gözdesi olan modern ve klasik tasarımlar sergilendi.

Işık kaynakları ve buna bağlı olarak aydınlatma cihazları büyük bir hızla değişiyor. Artık çevreyi kirleten malzemelerden uzaklaşarak imalat yapma isteği ve daha fazla ışık üreten kaynaklara (LED’ler, kompakt veya yeni jenerasyon floresanlar, geliştirilmiş metal halde ampuller) ulaşma hedefi var.

Yine enerji tasarrufu sağlayan teknolojik ürünler ve doğru aydınlatmayı bilinçlendirme ev dekorasyonundaki son yenilikler olarak öne çıkacak. Avizelerde minimalist yaklaşımlar aşırı frapanlığın önüne geçmeye başladı. Lambalarda sanat eserini andıran inanılmaz şık tasarımlar mevcut. Temelinde ev dekorasyonuna yansıyan aydınlatma teknolojisi kadar sanat eseri görünümünde yaratıcılık da önümüzdeki yılların hedefi olacak.

Evin en çok vakit geçirilen alanı olan salonlarda nasıl bir aydınlatma olmalı?
Salon aydınlatmasında, her şeyden önce aydınlatmanın yorucu ve rahatsızlık verici olmaması gerekir. Mümkünse farklı noktaları farklı aydınlatma elemanlarıyla ve yerel olarak aydınlatın.

Mesela, yemek masası için asansörlü ve tavandan asılabilen bir yemek ışığı veya ayaklı lambaları ve yerel aydınlatma yapan abajurları salonda kullanmak idealdir. Geniş odalarda çoğunlukla tavan armatürleri tercih edilmelidir. Daha küçük odalarda ise aplikler de aynı görevi görür. Yemek odasında eşit dağılmış bir ışık için avize kullanmalısınız. Avizeler hem yeterli ışığı sağlar hem de yemek odası ya da bölümünüze görkem kazandırır.

Salonun diğer kısımlarında abajur ve lambader gibi aşağıdan, direkt göze gelmeyen aydınlatma modelleri daha yumuşak atmosfer oluşturur. TV izleme, kitap okuma gibi farklı faaliyetlerin gerçekleştirildiği alanlarda, sabit bir aydınlatma sisteminden kaçınmak gerekir, bu mekanlar için raylı spotlar idealdir. Yarı şeffaf aplikler ve geniş açılı armatürler, koridorlarda kullanılabilir.

Evlerde aydınlatmayla ilgili ne gibi hatalar yapılıyor?
Aydınlatma aslında makyaj gibidir. Makyaj insana kimi zaman renk ve canlılık verir, kimi zaman da vurgu yapar ve öne çıkarırsa, aydınlatma da evi canlandırır ve renklendirir; kamufle eder, yorumlar ve vurgular. Kötü yapılmış makyaj ise çirkinleştirir ve yanlış ve kötü yönlerini belirginleştirir.

İşte ışığında dekorasyon öğesi olarak görevi tam olarak bunlarla ilintilidir. Kötü aydınlatma bir yapıyı olduğundan loş, izbe ve çirkin yapabilir. Kusurlarını açığa çıkarır ve kötü bir sonuçla karşılaşılır. Bunun yanında fazla masrafa da yol açar. Yalnız iyi aydınlatma hiç de beklenmeyecek efektler yaratarak, keyifli ve kullanım amacına uygun ortamlar yaratır.

Nedir iyi aydınlatma? İyi aydınlatma doğru ve hesaplanmış aygıt kullanımıdır. Her aydınlatma aygıtının doğru işlev için ve doğru aydınlık seviyesinde kullanılmasıdır. Mesela özellikle bir ürün vurgulanmak istendiğinde spot, genel aydınlatma istendiğinde ankastre tercih etmek gibi doğru sonuçlar veren çözümler kullanılmalıdır.

Tasarımda yanılgıya düşülen en önemli sorunlardan bir tanesi de farklılık yaratmak için insanların sürekli üst üste eklemelerden oluşan ürünler düşünmesidir.

Aslında güzel olan beğeniye hitap eden çoğu zaman sade olandır. O yüzden özellikle aydınlatma tasarımı yaparken, dekorasyon ürünü olan objeyi fonksiyonellik aracımız olan ışık ile vurgulamak, beğeniye dahil etmek gerekir. Bunun yolu da karmaşıklıktan uzaklaşıp sadeliği bir tasarım konsepti olarak benimsemekte yatıyor. Ekleyip çözüm üretmektense, çıkartıp en yalın haline kadar ulaşabilmek en doğru çözüm yolu aslında.

Doğru ışığı seçmenin püf noktaları neler?

  • Yemek odasında eşit dağılmış bir ışık için avize kullanmalısınız. Avizeler hem yeterli ışığı sağlar hem de görkem kazandırır.
  • Abajur ve lambader gibi aşağıdan, direkt göze gelmeyen aydınlatma modelleri daha yumuşak atmosfer oluşturur.
  • TV izleme, kitap okuma gibi farklı faaliyetlerin gerçekleştirildiği alanlarda sabit bir aydınlatma sisteminden kaçınmak gerekir, bu mekanlar için raylı spotlar idealdir.
  • Yatak ve çocuk odasında, göz kamaştırmayan genel aydınlatmanın yanı sıra okuma için başucu aydınlatması da yapılmalıdır.
  • Yarı şeffaf aplikler ve geniş açılı armatürler koridorlarda kullanılabilir.
  • Mutfakta keskin gölgelerden kaçınmak için açık renkli motifler tercih edilmelidir.
  • Banyo ışıklandırmasında neme dayanıklı ve ıslak mekanlar için tasarlanmış armatürler ya da renk geri verimine sahip lambalar kullanılmalıdır.Dekoratif ışık için pratik öneriler
  • Mumlarınızı yemek masanızın üzerindeki şamdanlı bir avizenin içine yerleştirebilir, ayrıca bir konsolun üzerine avizeli lamba ve duvara da abajur başlıklı aplikler asabilirsiniz.
  • Mekana teatral bir hava katmak için yemek masasının üzerine çok küçük bir abajur koyabilirsiniz.
  • Sadece bardaklara ışık vermek ve ışıldamalarını sağlamak istiyorsanız, avizesi çevrilebilen ampullü bir abajurla bu işi görebilirsiniz.
  • Konukların üzerlerini aydınlatmak istiyorsanız yere konulan uzun ayaklı bir abajur size yardımcı olacaktır.
  • Tavana asacağınız şık bir avize ile ortama sıcak bir görüntü katabilirsiniz. Konsolun üzerine t-ışıklar yerleştirebilirsiniz.
  • Modern bir ortam yaratmak istiyorsanız, ışığın yoğunluğunu mekanın tarzı üzerinde yoğunlaştırıp masanın üzerine şamdanda mumlar koyabilirsiniz.
  • Saydam abajur başlarını ve avizeleri natürel renklere boyayıp üzerlerine bir kat daha boya atarak hoş bir atmosfer sağlayabilirsiniz.
  • Yemek için dolapların altına yerleştirilmiş ışıkları yakmak yeterlidir. Bu tarz bir aydınlatma, ortama hem bar havası verir hem de daha sıcak bir atmosfer yaratır.
  • Mutfak işleri yaparken yararlanmak üzere, raflar ve dolapların altına düşük voltlu halojen spotlar kullanabilirsiniz.Bebek ve çocuk odası aydınlatmaları nasıl olmalı?
    Çocuk odasını, ihtiyaçlara ya da mekan kullanımına göre bölümlere ayırın ve bu alanlardaki ışıkların ihtiyaca göre birbirinden bağımsız olarak açılıp kapanmasını sağlayın.Çocuğunuzun odasındaki aktiviteleri, bu aktivitelerin alanlarını, yaratmak istediğiniz atmosferi ve ışık düzeyini belirleyin.

    Örneğin bir çocuk odasında çalışma, uyuma, giyinme ve oynama alanları olabilir. Bir bebek odasında ise emzirme, alt değiştirme, uyuma ve oynama alanları yer alabilir. Her aktivite farklı ışık gereksinimine sahiptir. Bu fonksiyonları destekleyen bir aydınlatma planı yapmanızı öneririz. Odanın bir genel aydınlatması olabilir ancak çalışma masasında bir masa lambası, emzirme koltuğu yanında bir ayaklı lamba ya da alt değiştirme masasının üstünde bir aplik kullanabilirsiniz.

kaynak :evdose

Eviniz için Pratik Bilgiler

Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin
Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için; yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın daha sonra soğumaya bırakın.
Gömlek yakalarındaki kirleri gidermek için, gömleği makineye atmadan önce yaka kısmına sabun sürüp 15 dakika bekletin.
Tutkal lekelerini çıkarmak için, sirke ile ıslatıp, bol su ile durulanmalıdır.
Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle silin.
Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.
Çay lekesi:
Pamuklu ve yünlülerde: leke taze ise, ılık suya batırılmış bir bezle ovulur.
Eskimiş ise, içine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk parçası ile silinir.Ilık su ile çalkalanır.
Bir yerdeki sigara dumanını yok etmek için hemen mum yakın
Ütüde sararan elbise hemen oksijenli su ile silinirse sararan yerler kaybolur.
Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin
Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız
Tertemiz olacaktır.
Buzdolabındaki nemi almak için, dolaba içi tuz dolu bir kap konur.
Pişirdiğiniz kek kalıbından çıkmıyor ise, kabın altına ıslak bir bez yayarak biraz bekletin
Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.
Kristallerin ışıl ışıl parlaması için, yıkadıktan sonra durulama sırasında sirkeli suya batırın. Bu işlem kristalleri parlatacaktır.
Sararan teflon tava ve tencerelerin içerisine bir miktar su ve birazda çamaşır suyu koyduktan sonra ateşin üzerinde kaynatın. İndirincede önce sıcak suyla daha sonra soğuk su ile iyice durulayın
Parlaklığını yitirmiş bir sürahiye eski görünümünü kazandırmak için yarısına kadar yırtılmış gazete kağıdı doldurun, üçte birine de sıcak suy doldurup sıkı sıkı sallayın
Dibi tutan tencereleri bir gece suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir.
Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı tercih edin sonuç daha mükemmel olacaktır.
karnı baharın haşlama suyuna bir miktar süt katarsanız kar gibi beyaz olduğunu, hem de kötü kokmadığı fark ederisiniz.
Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız üzerini düzleyerek biraz zeytin yağı ilave ederek uzun süre saklayabilirsiniz.,
Yumurta lekesini çıkarmak için önce soğuk suda bekletmeli sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.
Pirinç ve bakliyatların saklanması için cam kavanozları tercih edin.
Balık kokusunu çıkarmak için yıkama suyunun içine bolca kahve telvesi atın.Sonra bolca durulayın.
Rafadan pişireceğiniz yumurtaların çatlamaması için kabın içine fincan tabağı koyarsanız,çatlamasını önlersiniz.
Domatesi kolay soymak için, bıçağın sırtıyla kabuklar, soyulacak yönün tersine sürtülür, veya kaynar suda bir dakika bekletilir.
Patlıcanların acısını almak için, soyunca tuzlu suda bekletilir.
Buzdolabından çıkardığınız yumurtanın akı ve sarısının birbirine karışmaması için hemen kırın.
Sebzeleri tuzlu suda yıkamayı alışkanlık haline getirin. Tuzlu su sebzeleri daha etkili ve çabuk temizler.
Sosislerin patlamasını önlemek için; fırın yada ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanı yeterli olacaktır.
Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın
Taze ceviz lekesini elden çıkarmak içi, eller önce bir – iki dakika sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur, sonra soğuk suyla ovulur ve yıkanır.
Çamaşırdaki pas lekesi için lekenin üzerine limon damlatılıp ütülenir.
Çikolata sosu hazırlanırken içine biraz kahve konursa tadı çok daha değişik olur.
Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece atınız. Unla beraber çöplerde düşer.
Zeytin yağı lekesini çıkarırken bir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerine gezdirilmelidir.
Soğanların üzerine biraz un serpilirse kavururken kararmaz.
Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırınca tencereye birkaç parça çiğ patates atın, fazla tuzu çekecektir.
Soğan soymaya başlamadan önce parmaklarınızı sirkeye batırırsanız, soğan kokusunun elinize sinmediğini göreceksiniz.
Yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutulup biraz bekletilir.
Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.
Parlaklığını kaybeden çelik tencereler ısıtılmış sirke ile ovulup sonra iyice durulanır, ve bir bez parçası ile parlatırsanız tencereniz pırıl pırıl olur.
Etleri limon suyu ile pişirirseniz hem çabuk hem de lezzetli olur.
Mantar sotelenirken tencerenin kapağı açık olursa, hem mantarların suyunu vermesi hem de kararması önlenir.
Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.
Ekmeğin küflenmemesi için ekmek kutusuna biraz tuz koymayı ihmal etmeyin.
Pastaların daha gevrek olması için hamurun içerisine bir çay kaşığı tuz atın (tatlı – tuzlu farketmez)
Bir kumaşı benzin yada başka bir leke çıkarıcı ile silmeden önce oldukça tuzlu bir su ile silerseniz leke çıkarıcı iz bırakmaz.
Eğer örtünüze meyve suyu dökülürse hemen tuz serpin ilk yıkamada çıkacaktır.
Ağız kokusu için kahve çekirdeği çiğneyin.
Cam tencerede yemek pişirirken kapağın buharlaşmaması için iç yüzeyi limon kabuğu ile silinir.
Teflon tavanızda oluşan lekeleri temizlemek için bir bardak suya iki çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Bunu tavanızın içine dökün 10 dakika kaynatın.
Lavaboyu temizlerken tuzla bastırarak silince hem iyi temizler hem de kokuları giderir.
Uzunca bir süre kullanılmayan eski çaydanlıkların kötü kokusunu gidermek için içine bir parça kesme şeker koyun.
Pilavınızı tekrar ısıtırken bir kabın içine su koyup bu kabın üzerine pilav tenceresi koyularak ısıtılırsa pilav taneli kalır tazeliğini muhafaza eder.
Patates pişirirken suyuna bir kaşık sirke konursa hem rengi sarı kalır hemde daha lezzetli olur.
Halının rengini canlandırmak için en son suyuna sirke konur.
Çizik zeytin yağ ve limonla servis esilirse daha lezzetli olur.
Sütü ocağa koymadan tencere soğuk suyla çalkalanırsa süt kaynarken dibine yapışmaz.
Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve temiz yıkandığını göreceksiniz.
Renkli gömlekler yıkanmadan önce iki saat sirkeli suda bırakılırsa renkleri canlı olur.
Yoğurdu sulandırmak için tahta kaşıkla üstten almak gerekir.
Elbiselerin fermuarları yıkarken bozuluyorsa makineye atmadan önce kapatılır.
Kapılarınız veya çekmeceleriniz bir müddet sonra itsenizde çeksenizde kapanmaları zorlaşır. Kapınızın, çekmecenizin sürten kısmına vazelin sürün.
Baş ağrısı için: Kahve çekirdeğine limon suyu sıkın yavaş yavaş yiyin. (Birkaç tane)
Mantar kapaklı şişeleri yatık vaziyette saklamalısınız.
Sarap şiselerinin mantarını tekrar şişeye geçirmek için: Mantarı kaynar suyun içine atın.
İçkilere güzel tat ve görüntü vermek için: Buzu dondururken buz kabının içine kiraz, nane yaprağı, yeşil zeytin vs. koyup dondurun.
Buz dondururken: Suyu kaynatın, soğuyunca buz kalıplarına koyup dondurun. Buzlar daha canlı kristal gibi görünür. Kaynamış suda oksijen azalır… Buda buzun mat görünmemesini sağlar.
Dişlerinizi doğal temizleyin: Çileği ezin diş fırçanızın üzerine koyun diş etlerinize kompres yapın. Sonra dişlerinizi fırçalayın.
Küçük yanıklar için: Temiz bir süngeri hafifçe ıslatın buzdolabınızın derin dondurucu bölümüne koyun. Yanmış yerin üzerine hafif hafif kompres yapın.
Ağız kokusu için: Kahve çekirdeği çiğneyin.
Arı, sivri sinek sokmalarına karşı: Kesme şekeri hafif ıslatın sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehir’i alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.
Fermuarlar sıkışırsa: Kurşun kalemle fermuar dişlerinin üzerini karalayın.
Gözlük camları: Gliserin ile silerseniz buğulanmadığını göreceksiniz.
Ayakkabılarınız ayağınızı sıkıyorsa: Bir bardak saf alkolü ayakkabınızın içine dökün. İyice derisine yedirin ve giyin. Derisi ayağınıza göre açılacaktır.
Cam sil ile deri ayakkabılarınızı silmeyi hiç denediniz mi?
Çiçekleriniz için, haşladığınız yumurtanın suyunu saksıya dökün.
Gülleriniz boyunlarını bükerse, ilk önce sıcak suya sonra soğuk suya batırın.
Sigara küllerini saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt böcek vs. yok edersiniz.
Kapılarınızı vs. cila yaparken: Cila olmamasını istediğiniz yerlere vazelin sürün buralara cila taşarsa bile kuruyunca çok kolay çıkarabilirsiniz.
Akü başları oksitlenirse cola sürerseniz oksitlenmeyi önlersiniz
Fareleri kaçırmak için nane yağını bir karton parçasının üzerine sürün farelerin geldiği yere koyun.
Boya fırçaları sertleşmiş ise kaynamış sirkeli suda bekletin yumuşadığını göreceksiniz.
Elinize uhu yapıştırıcı bulaşırsa, asetonla silin
Mangal ızgaranızı temizlemek zordur: Ilıkken cam sille temizleyin veya ılıkken nemli gazete kağıdına sarın bir müddet sonra sertleşmiş artıkların yumuşadığını göreceksiniz.
Boya kokusunu gidermek için iki büyük baş soğanı soyup ikiye bölün suyun içine atın bunu da kokulu odaya koyun.
Cam kırıklarını temizlersiniz fakat kıymıkları göremezsiniz bunu da temizlemek için ıslak pamuk imdadınıza yetişir.
Ağzı dar şişe kavanoz temizlemek için biraz deterjan biraz su bir kasık pirinç çalkalayın
Balık kokan tavayı limonla bir güzel ovalayın ve yıkayın.
Kesik limonu nasıl saklarsınız: Küçük bir tabağa toz şeker serpin, kesik tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde koyun iki hafta limon kurumadan saklanır.
Ampülün üzerine biraz parfümünüzden sıkınız yakıldığında mis gibi kokar odanız.
Patates haşlarken: Haşlama suyunun içine bir kaşık margarin koyun patateslerin vitaminlerini kaybetmemiş olursunuz. Aynı zamanda patatesler daha çabuk.
Soyulmuş patateslerin kararmadan saklanabilmesi için: Saklanacak kabın içine su, bir tutam tuz koyun. Buzdolabında saklayın gerektiği zaman suyla yıkayıp kullanın.
Pastaların daha gevrek olması için: (tatlı*tuzlu farketmez): Hamurun içine bir çay kaşığı tuz atın.
Dereotonu saklamak için: Temiz bir havluya kaplayacak şekilde sarın, bu şekilde naylon torbaya koyup buzdolabına saklamaya bırakabilirsiniz.
Tazeliği gitmiş pörsümüş yeşillikleri canlandırmak için: İki kaşık limon suyu karıştırılmış buzlu su dolu kabın içine koyun 1 saat buz dolabında bekletin.
Yeşil sebzelere renk veren, klorofil maddesidir. Pişirdiğinizde sebzelerin bu yeşil rengi daha az kaybetmeleri için, önce bol buzlu suda bekleterek, klorofilin sabitleşmesini sağlayın.
Soğanları kızartmadan üzerlerine biraz un serperseniz, kavururken kararmazlar.
Börek üzerinin kızarması için üzerine yumurta sürülür, evde yumurta kalmamışsa, biraz yoğurdu bir yemekkaşığı yağla karıştırıp sürün, güzel bir renk olduğunu göreceksiniz.
Yeşil salata ve marulun yapraklarını yıkadıktan sonra bıçakla keserek doğramak yerine, elinizle koparın. Böylece vitamin kaybını önlemiş olursunuz.
Reçel yapacağınız meyvaları iyice yıkayıp kurulamalısınız. Karıştırırken mutlaka tahta kaşık kullanmalısınız. Şekerlenmeyi önlemek için limon tozu yerine, limon suyu kullanın. Kavanozlara koyduğunuzda iyice soğumadan ve üzerindeki hava kabarcıklarını kağıt havlu ile almadan kavonozun ağzını kapatmayın. Reçellerinizi serin ve karanlık yerde saklayın.
Çikolata sosu hazırlarken içine koyacağınız bir tutam tuz, çikolata sosunun kokusunu daha da belirgin kılar. Çikolata sosun içine biraz kahve eklediğinizde, tadının çok değişik olduğunu göreceksiniz.
Katı haşlanan yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutun ve bir süre soğuk suda bekletin. Su kabuğun gözeneklerinden girerek soymayı kolaylaştırır.
Mantar sote pişirirken, tencerenin kapağını açık bırakırsanız, hem mantarların su koyuvermesini hem de kararmasını önlersiniz.
Pişirip sakladığınız yumurtaları, çiğ yumurtalarla aynı yere koyuyorsanız, bunları ayırmanın en kolay yolu çiğ yumurtalar döndürdüğünüzde kolaylıkla dönmezken, pişmiş yumurtalar kendi ekseni etrafında rahatlıkla dönerler.
Tavuk eti çabuk bozulan gıdalardandır. Son kullanıcı olan müşteriye ulaşıncaya kadar hijyenik ortamlarda saklanması bir zorunluluktur. Denetim altında kesildikten sonra bakteri üretimine yol açmaması için +40 C’ de saklanmalıdır. Tavuk eti müşteri tarafından satın alındıktan sonra buzdolabında en fazla 1 gün bekletilip tüketilmelidir. Derhal tüketilmeyecek ise,temizledikten sonra tavuk plastik folyoya sarılarak derin dondurucuda bekletilebilir. Bu şekilde dondurulmuş etler *180 C’ de 3 ay kadar saklanabilir.Ayrıca, tavuk eti tahta et tahtası üzerinde kesilmemelidir. Siyah etten farklı olarak mikro organizmalara karşı daha dayanıksız olan tavuk etininmermer veya plastik üzerinde kesilmesi gerekir.
Yoğurttan daha fazla yararlanmak için suyunun atılmaması gerekir. Yoğurdun tüm vitamin ve mineralleri bu suda bulunmaktadır. Ayrıca, bu su yemeklere ekşi bir tat kazandırmak istenildiğinde de kullanılabilir.
Satın alınıp buzdolabında saklanan yeşil sebzeler bir süre sonra canlılıklarının yitirirler. Tekrar canlı hale getirmek için ise, yıkanıp 10*15 dakike kadar 2 litrelik suya katılmış 1 yemek kaşığı limon suyunda bekletilmesi yeterli olacaktır.
Ekmeğiniz durup dururken dolabında küfleniyorsa, ekmek kutusunu 15 günde bir sirkeli suyla silmek yeterlidir.
Evinizde mayonez yaparken zeytinyağ yerine susam yağı kullanın. Mayonezinizin daha uzun zaman bozulmadığını göreceksiniz.
Yeşil salatalık malzemelerinizi elinizle koparırsanız vitaminlerini öldürmezsiniz.
Balık çorbası yaparken:S uyunun daha lezzetli olması için balıkları en az 45*60 dakika kaynatın. Baş ve kuyruk kısımlarının en lezzetli yerleri olduğunu unutmayın.
Karnabahar pişirirken eve yayılan kokudan kurtulmak için pişirme suyuna bir parça tuz ve iki kaşık sirke ilave edip, suyun üzerinde köpük oluşumunu bekledikten sonra, içine sebzeleri atmayı deneyin. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz.
Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için ızgaranın üzerine defne yaprağı, ada çayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.
Sosislerin patlamasını önlemek için fırın ya da ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanız yeterli olacaktır.
Meyvelerin arasına serpiştireceğiniz herhangi bir türden yapraklar onları uzun süre taze tutacaktır.
Nane, adaçayı ve çekilmiş cevizin pek çok yemekte kullandığınız beşamel sosa çok hoş lezzet kattığını biliyor muydunuz ? Fakat bu aromalı otları, sos pişip ateşin söndürülmesine yakın tencerenin içine ilave etmeye dikkat edin.
Bayat ekmeği ince ince dilimleyin üzerine az miktarda süt serpin ve kızgın yağda bir yüzünü kızartın. Ters çevirip üzerine domates ve taze kaşar peyniri koyun. Peynirler erimeye başlayınca üzerlerine kekik ve karabiber serpip sıcak sıcak servis yapın.
Sıkılmadan önce bir süre soğuk suda bekletilen portakalların daha fazla verdiklerini biliyor muydunuz?
Tavuk etinizin daha yumuşak, daha güzel kokulu ve daha lezzetli olması için pişirmeden önce tavuğu yarım limon ile iyice ovalayın ve sonra tavuğun üzerine ve içine rendelenmiş limon kabuğu koyun.
Portakalları sıkmadan önce yarım saat soğuk suda bekletirseniz sıktığınızda daha çok portakal suyu elde edersiniz.
Sarımsakların daha çabuk ezilmesi için cam bir kavanozda ve buzdolabında saklamanız yeterli olacaktır.
Patlıcan kabuklarını soyduktan sonra içine sirke ve çok az zeytinyağı konmuş suda bir süre haşlayın. Daha sonra istediğiniz küçüklükte dilimleyin ve pilav yaparken içine karıştırın.Göreceksiniz pilavınız çok leziz olacak.
Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokularını temizleyip yerine güzel kokular bıraksın diye satın aldığımız o pahalı ürünler istediğiniz gibi ferah bir koku bırakmıyorsa, size daha pratik ve ucuz bir önerimiz var. Yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın. Daha sonra soğumaya bırakın. Fırınınız umduğunuzdan da güzel kokacak.
Eskilerin yöntemleri her zaman en iyi, en doğrudur. Bisküvilerin ve kurabiyelerin taze kalması için, teneke bir kaba koyun ve yanına bir avuç pirinç bırakın; bayatlama sorunu ortadan kalkacaktır.
Elmanın faydaları bitmez. Lahana yemeği yaptıktan sonra evinize sinen ve pencereleri açsanız da çıkarmayı başaramadığınız lahana kokusundan kurtulmak artık çok kolay. Bir elmanın kabuğunu soyup lahanın pişme suyuna ekleyin. Hem koku çabucak yok olacak, hem de lahananın hazmı daha kolay olacak.
Kaynak: Evimiz

Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin
Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için; yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın daha sonra soğumaya bırakın.
Gömlek yakalarındaki kirleri gidermek için, gömleği makineye atmadan önce yaka kısmına sabun sürüp 15 dakika bekletin.
Tutkal lekelerini çıkarmak için, sirke ile ıslatıp, bol su ile durulanmalıdır.
Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle silin.
Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.
Çay lekesi:Pamuklu ve yünlülerde: leke taze ise, ılık suya batırılmış bir bezle ovulur.Eskimiş ise, içine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk parçası ile silinir.Ilık su ile çalkalanır.
Bir yerdeki sigara dumanını yok etmek için hemen mum yakın
Ütüde sararan elbise hemen oksijenli su ile silinirse sararan yerler kaybolur.
Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin
Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınızTertemiz olacaktır.
Buzdolabındaki nemi almak için, dolaba içi tuz dolu bir kap konur.
Pişirdiğiniz kek kalıbından çıkmıyor ise, kabın altına ıslak bir bez yayarak biraz bekletin
Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.
Kristallerin ışıl ışıl parlaması için, yıkadıktan sonra durulama sırasında sirkeli suya batırın. Bu işlem kristalleri parlatacaktır.
Sararan teflon tava ve tencerelerin içerisine bir miktar su ve birazda çamaşır suyu koyduktan sonra ateşin üzerinde kaynatın. İndirincede önce sıcak suyla daha sonra soğuk su ile iyice durulayın
Parlaklığını yitirmiş bir sürahiye eski görünümünü kazandırmak için yarısına kadar yırtılmış gazete kağıdı doldurun, üçte birine de sıcak suy doldurup sıkı sıkı sallayın
Dibi tutan tencereleri bir gece suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir.
Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı tercih edin sonuç daha mükemmel olacaktır.
karnı baharın haşlama suyuna bir miktar süt katarsanız kar gibi beyaz olduğunu, hem de kötü kokmadığı fark ederisiniz.
Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız üzerini düzleyerek biraz zeytin yağı ilave ederek uzun süre saklayabilirsiniz.,
Yumurta lekesini çıkarmak için önce soğuk suda bekletmeli sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.
Pirinç ve bakliyatların saklanması için cam kavanozları tercih edin.
Balık kokusunu çıkarmak için yıkama suyunun içine bolca kahve telvesi atın.Sonra bolca durulayın.
Rafadan pişireceğiniz yumurtaların çatlamaması için kabın içine fincan tabağı koyarsanız,çatlamasını önlersiniz.
Domatesi kolay soymak için, bıçağın sırtıyla kabuklar, soyulacak yönün tersine sürtülür, veya kaynar suda bir dakika bekletilir.
Patlıcanların acısını almak için, soyunca tuzlu suda bekletilir.
Buzdolabından çıkardığınız yumurtanın akı ve sarısının birbirine karışmaması için hemen kırın.
Sebzeleri tuzlu suda yıkamayı alışkanlık haline getirin. Tuzlu su sebzeleri daha etkili ve çabuk temizler.
Sosislerin patlamasını önlemek için; fırın yada ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanı yeterli olacaktır.
Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın
Taze ceviz lekesini elden çıkarmak içi, eller önce bir – iki dakika sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur, sonra soğuk suyla ovulur ve yıkanır.
Çamaşırdaki pas lekesi için lekenin üzerine limon damlatılıp ütülenir.
Çikolata sosu hazırlanırken içine biraz kahve konursa tadı çok daha değişik olur.
Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece atınız. Unla beraber çöplerde düşer.
Zeytin yağı lekesini çıkarırken bir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerine gezdirilmelidir.
Soğanların üzerine biraz un serpilirse kavururken kararmaz.
Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırınca tencereye birkaç parça çiğ patates atın, fazla tuzu çekecektir.
Soğan soymaya başlamadan önce parmaklarınızı sirkeye batırırsanız, soğan kokusunun elinize sinmediğini göreceksiniz.
Yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutulup biraz bekletilir.
Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.
Parlaklığını kaybeden çelik tencereler ısıtılmış sirke ile ovulup sonra iyice durulanır, ve bir bez parçası ile parlatırsanız tencereniz pırıl pırıl olur.
Etleri limon suyu ile pişirirseniz hem çabuk hem de lezzetli olur.
Mantar sotelenirken tencerenin kapağı açık olursa, hem mantarların suyunu vermesi hem de kararması önlenir.
Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.
Ekmeğin küflenmemesi için ekmek kutusuna biraz tuz koymayı ihmal etmeyin.
Pastaların daha gevrek olması için hamurun içerisine bir çay kaşığı tuz atın (tatlı – tuzlu farketmez)
Bir kumaşı benzin yada başka bir leke çıkarıcı ile silmeden önce oldukça tuzlu bir su ile silerseniz leke çıkarıcı iz bırakmaz.
Eğer örtünüze meyve suyu dökülürse hemen tuz serpin ilk yıkamada çıkacaktır.
Ağız kokusu için kahve çekirdeği çiğneyin.
Cam tencerede yemek pişirirken kapağın buharlaşmaması için iç yüzeyi limon kabuğu ile silinir.
Teflon tavanızda oluşan lekeleri temizlemek için bir bardak suya iki çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Bunu tavanızın içine dökün 10 dakika kaynatın.
Lavaboyu temizlerken tuzla bastırarak silince hem iyi temizler hem de kokuları giderir.
Uzunca bir süre kullanılmayan eski çaydanlıkların kötü kokusunu gidermek için içine bir parça kesme şeker koyun.
Pilavınızı tekrar ısıtırken bir kabın içine su koyup bu kabın üzerine pilav tenceresi koyularak ısıtılırsa pilav taneli kalır tazeliğini muhafaza eder.
Patates pişirirken suyuna bir kaşık sirke konursa hem rengi sarı kalır hemde daha lezzetli olur.
Halının rengini canlandırmak için en son suyuna sirke konur.
Çizik zeytin yağ ve limonla servis esilirse daha lezzetli olur.
Sütü ocağa koymadan tencere soğuk suyla çalkalanırsa süt kaynarken dibine yapışmaz.
Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve temiz yıkandığını göreceksiniz.
Renkli gömlekler yıkanmadan önce iki saat sirkeli suda bırakılırsa renkleri canlı olur.
Yoğurdu sulandırmak için tahta kaşıkla üstten almak gerekir.
Elbiselerin fermuarları yıkarken bozuluyorsa makineye atmadan önce kapatılır.
Kapılarınız veya çekmeceleriniz bir müddet sonra itsenizde çeksenizde kapanmaları zorlaşır. Kapınızın, çekmecenizin sürten kısmına vazelin sürün.
Baş ağrısı için: Kahve çekirdeğine limon suyu sıkın yavaş yavaş yiyin. (Birkaç tane)
Mantar kapaklı şişeleri yatık vaziyette saklamalısınız.
Sarap şiselerinin mantarını tekrar şişeye geçirmek için: Mantarı kaynar suyun içine atın.
İçkilere güzel tat ve görüntü vermek için: Buzu dondururken buz kabının içine kiraz, nane yaprağı, yeşil zeytin vs. koyup dondurun.
Buz dondururken: Suyu kaynatın, soğuyunca buz kalıplarına koyup dondurun. Buzlar daha canlı kristal gibi görünür. Kaynamış suda oksijen azalır… Buda buzun mat görünmemesini sağlar.
Dişlerinizi doğal temizleyin: Çileği ezin diş fırçanızın üzerine koyun diş etlerinize kompres yapın. Sonra dişlerinizi fırçalayın.
Küçük yanıklar için: Temiz bir süngeri hafifçe ıslatın buzdolabınızın derin dondurucu bölümüne koyun. Yanmış yerin üzerine hafif hafif kompres yapın.
Ağız kokusu için: Kahve çekirdeği çiğneyin.
Arı, sivri sinek sokmalarına karşı: Kesme şekeri hafif ıslatın sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehir’i alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.
Fermuarlar sıkışırsa: Kurşun kalemle fermuar dişlerinin üzerini karalayın.
Gözlük camları: Gliserin ile silerseniz buğulanmadığını göreceksiniz.
Ayakkabılarınız ayağınızı sıkıyorsa: Bir bardak saf alkolü ayakkabınızın içine dökün. İyice derisine yedirin ve giyin. Derisi ayağınıza göre açılacaktır.
Cam sil ile deri ayakkabılarınızı silmeyi hiç denediniz mi?
Çiçekleriniz için, haşladığınız yumurtanın suyunu saksıya dökün.
Gülleriniz boyunlarını bükerse, ilk önce sıcak suya sonra soğuk suya batırın.
Sigara küllerini saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt böcek vs. yok edersiniz.
Kapılarınızı vs. cila yaparken: Cila olmamasını istediğiniz yerlere vazelin sürün buralara cila taşarsa bile kuruyunca çok kolay çıkarabilirsiniz.
Akü başları oksitlenirse cola sürerseniz oksitlenmeyi önlersiniz
Fareleri kaçırmak için nane yağını bir karton parçasının üzerine sürün farelerin geldiği yere koyun.
Boya fırçaları sertleşmiş ise kaynamış sirkeli suda bekletin yumuşadığını göreceksiniz.
Elinize uhu yapıştırıcı bulaşırsa, asetonla silin
Mangal ızgaranızı temizlemek zordur: Ilıkken cam sille temizleyin veya ılıkken nemli gazete kağıdına sarın bir müddet sonra sertleşmiş artıkların yumuşadığını göreceksiniz.
Boya kokusunu gidermek için iki büyük baş soğanı soyup ikiye bölün suyun içine atın bunu da kokulu odaya koyun.
Cam kırıklarını temizlersiniz fakat kıymıkları göremezsiniz bunu da temizlemek için ıslak pamuk imdadınıza yetişir.
Ağzı dar şişe kavanoz temizlemek için biraz deterjan biraz su bir kasık pirinç çalkalayın
Balık kokan tavayı limonla bir güzel ovalayın ve yıkayın.
Kesik limonu nasıl saklarsınız: Küçük bir tabağa toz şeker serpin, kesik tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde koyun iki hafta limon kurumadan saklanır.
Ampülün üzerine biraz parfümünüzden sıkınız yakıldığında mis gibi kokar odanız.
Patates haşlarken: Haşlama suyunun içine bir kaşık margarin koyun patateslerin vitaminlerini kaybetmemiş olursunuz. Aynı zamanda patatesler daha çabuk.
Soyulmuş patateslerin kararmadan saklanabilmesi için: Saklanacak kabın içine su, bir tutam tuz koyun. Buzdolabında saklayın gerektiği zaman suyla yıkayıp kullanın.
Pastaların daha gevrek olması için: (tatlı*tuzlu farketmez): Hamurun içine bir çay kaşığı tuz atın.
Dereotonu saklamak için: Temiz bir havluya kaplayacak şekilde sarın, bu şekilde naylon torbaya koyup buzdolabına saklamaya bırakabilirsiniz.
Tazeliği gitmiş pörsümüş yeşillikleri canlandırmak için: İki kaşık limon suyu karıştırılmış buzlu su dolu kabın içine koyun 1 saat buz dolabında bekletin.
Yeşil sebzelere renk veren, klorofil maddesidir. Pişirdiğinizde sebzelerin bu yeşil rengi daha az kaybetmeleri için, önce bol buzlu suda bekleterek, klorofilin sabitleşmesini sağlayın.
Soğanları kızartmadan üzerlerine biraz un serperseniz, kavururken kararmazlar.
Börek üzerinin kızarması için üzerine yumurta sürülür, evde yumurta kalmamışsa, biraz yoğurdu bir yemekkaşığı yağla karıştırıp sürün, güzel bir renk olduğunu göreceksiniz.
Yeşil salata ve marulun yapraklarını yıkadıktan sonra bıçakla keserek doğramak yerine, elinizle koparın. Böylece vitamin kaybını önlemiş olursunuz.
Reçel yapacağınız meyvaları iyice yıkayıp kurulamalısınız. Karıştırırken mutlaka tahta kaşık kullanmalısınız. Şekerlenmeyi önlemek için limon tozu yerine, limon suyu kullanın. Kavanozlara koyduğunuzda iyice soğumadan ve üzerindeki hava kabarcıklarını kağıt havlu ile almadan kavonozun ağzını kapatmayın. Reçellerinizi serin ve karanlık yerde saklayın.
Çikolata sosu hazırlarken içine koyacağınız bir tutam tuz, çikolata sosunun kokusunu daha da belirgin kılar. Çikolata sosun içine biraz kahve eklediğinizde, tadının çok değişik olduğunu göreceksiniz.
Katı haşlanan yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutun ve bir süre soğuk suda bekletin. Su kabuğun gözeneklerinden girerek soymayı kolaylaştırır.
Mantar sote pişirirken, tencerenin kapağını açık bırakırsanız, hem mantarların su koyuvermesini hem de kararmasını önlersiniz.
Pişirip sakladığınız yumurtaları, çiğ yumurtalarla aynı yere koyuyorsanız, bunları ayırmanın en kolay yolu çiğ yumurtalar döndürdüğünüzde kolaylıkla dönmezken, pişmiş yumurtalar kendi ekseni etrafında rahatlıkla dönerler.
Tavuk eti çabuk bozulan gıdalardandır. Son kullanıcı olan müşteriye ulaşıncaya kadar hijyenik ortamlarda saklanması bir zorunluluktur. Denetim altında kesildikten sonra bakteri üretimine yol açmaması için +40 C’ de saklanmalıdır. Tavuk eti müşteri tarafından satın alındıktan sonra buzdolabında en fazla 1 gün bekletilip tüketilmelidir. Derhal tüketilmeyecek ise,temizledikten sonra tavuk plastik folyoya sarılarak derin dondurucuda bekletilebilir. Bu şekilde dondurulmuş etler *180 C’ de 3 ay kadar saklanabilir.Ayrıca, tavuk eti tahta et tahtası üzerinde kesilmemelidir. Siyah etten farklı olarak mikro organizmalara karşı daha dayanıksız olan tavuk etininmermer veya plastik üzerinde kesilmesi gerekir.
Yoğurttan daha fazla yararlanmak için suyunun atılmaması gerekir. Yoğurdun tüm vitamin ve mineralleri bu suda bulunmaktadır. Ayrıca, bu su yemeklere ekşi bir tat kazandırmak istenildiğinde de kullanılabilir.
Satın alınıp buzdolabında saklanan yeşil sebzeler bir süre sonra canlılıklarının yitirirler. Tekrar canlı hale getirmek için ise, yıkanıp 10*15 dakike kadar 2 litrelik suya katılmış 1 yemek kaşığı limon suyunda bekletilmesi yeterli olacaktır.
Ekmeğiniz durup dururken dolabında küfleniyorsa, ekmek kutusunu 15 günde bir sirkeli suyla silmek yeterlidir.
Evinizde mayonez yaparken zeytinyağ yerine susam yağı kullanın. Mayonezinizin daha uzun zaman bozulmadığını göreceksiniz.
Yeşil salatalık malzemelerinizi elinizle koparırsanız vitaminlerini öldürmezsiniz.
Balık çorbası yaparken:S uyunun daha lezzetli olması için balıkları en az 45*60 dakika kaynatın. Baş ve kuyruk kısımlarının en lezzetli yerleri olduğunu unutmayın.
Karnabahar pişirirken eve yayılan kokudan kurtulmak için pişirme suyuna bir parça tuz ve iki kaşık sirke ilave edip, suyun üzerinde köpük oluşumunu bekledikten sonra, içine sebzeleri atmayı deneyin. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz.
Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için ızgaranın üzerine defne yaprağı, ada çayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.
Sosislerin patlamasını önlemek için fırın ya da ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanız yeterli olacaktır.
Meyvelerin arasına serpiştireceğiniz herhangi bir türden yapraklar onları uzun süre taze tutacaktır.
Nane, adaçayı ve çekilmiş cevizin pek çok yemekte kullandığınız beşamel sosa çok hoş lezzet kattığını biliyor muydunuz ? Fakat bu aromalı otları, sos pişip ateşin söndürülmesine yakın tencerenin içine ilave etmeye dikkat edin.
Bayat ekmeği ince ince dilimleyin üzerine az miktarda süt serpin ve kızgın yağda bir yüzünü kızartın. Ters çevirip üzerine domates ve taze kaşar peyniri koyun. Peynirler erimeye başlayınca üzerlerine kekik ve karabiber serpip sıcak sıcak servis yapın.
Sıkılmadan önce bir süre soğuk suda bekletilen portakalların daha fazla verdiklerini biliyor muydunuz?
Tavuk etinizin daha yumuşak, daha güzel kokulu ve daha lezzetli olması için pişirmeden önce tavuğu yarım limon ile iyice ovalayın ve sonra tavuğun üzerine ve içine rendelenmiş limon kabuğu koyun.
Portakalları sıkmadan önce yarım saat soğuk suda bekletirseniz sıktığınızda daha çok portakal suyu elde edersiniz.
Sarımsakların daha çabuk ezilmesi için cam bir kavanozda ve buzdolabında saklamanız yeterli olacaktır.
Patlıcan kabuklarını soyduktan sonra içine sirke ve çok az zeytinyağı konmuş suda bir süre haşlayın. Daha sonra istediğiniz küçüklükte dilimleyin ve pilav yaparken içine karıştırın.Göreceksiniz pilavınız çok leziz olacak.
Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokularını temizleyip yerine güzel kokular bıraksın diye satın aldığımız o pahalı ürünler istediğiniz gibi ferah bir koku bırakmıyorsa, size daha pratik ve ucuz bir önerimiz var. Yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın. Daha sonra soğumaya bırakın. Fırınınız umduğunuzdan da güzel kokacak.
Eskilerin yöntemleri her zaman en iyi, en doğrudur. Bisküvilerin ve kurabiyelerin taze kalması için, teneke bir kaba koyun ve yanına bir avuç pirinç bırakın; bayatlama sorunu ortadan kalkacaktır.
Elmanın faydaları bitmez. Lahana yemeği yaptıktan sonra evinize sinen ve pencereleri açsanız da çıkarmayı başaramadığınız lahana kokusundan kurtulmak artık çok kolay. Bir elmanın kabuğunu soyup lahanın pişme suyuna ekleyin. Hem koku çabucak yok olacak, hem de lahananın hazmı daha kolay olacak.
Kaynak: Evimiz

Eviniz ile ilgili pratik bilgiler
Eviniz ile ilgili pratik bilgiler

Kalebodur Nasıl Döşenir ?

uuu uygu uygula uygulama

Öncelikle gerekli olan malzemeleri sıralayalım.

  • Kesme makası
  • Kerpeten
  • Terazi
  • İp
  • Mala
  • Spatula
  • Metre
  • Mastar
  • Fayans Tarağı
  • Eldiven
  • Harç yapmak için kap
  • Sünger
  • Çekiç
  • Keski
  • Süpürge
  • Kova (boya için kullanılan kovalardan)
  • Merdiven
  • Plastik çekiç
  • Çivi
  • Hilti
  • Matkap
  • Uzatma Kablosu

Yardımcı mazemeler:

  • Pense ve benzerleri
  • Lokma takımı
  • Su tesisatı malzemeleri
  • Elektrik malzemeleri
  • Vb….

Görüldüğü gibi birçok malzeme sıraladım.Şayet bu malzemelerden birisi eksik olursa işinizi tam yapamazsınız.Çünkü tadilat işine girmeden önce neler olacağı belli değildir.Bazen olmadık borular patlar,elektrik tesisatı zarar görür vss…Saymakla bitmez.

Bu nedenle siz en iyisi hatırı sayılır bir usta ile görüşünüz derim.

Şimdi de nasıl yapıldığını maddeler halinde özetlemeye çalışalım.

  • Yapılacak yer etüt edilir,neler lazım, nasıl yapılacak,hangi malzeme lazım
  • Yapılacak duvar ya da zemin fayans yapılacak düzgünlüğe getirilir.Bu nedenle sıva yapılır bazende ufak tadilatlar gerekir.Bunu yapmışken eski su ve elektrik tesisatlarınızı da değiştirmeniz gerekebilir.
  • Kalekim harcımızı normal kıvamda su ile karıştırırız.
  • Yapacağımız yeri terazi ile kontrol eder ve nerden fayansa başlayacağımıza karar veririz.
  • Elimize aldığımız fayans tarağı ile kalekim harcımızı yapacağımız yere yayarız.Burada önemli olan elimize aldığımız tarağın dişleri kalekimi sürerken duvarla temas edecek.Kalekim 10 dakikadan fazla duvarda kalmamalıdır.Kurumamalıdır
  • Sonrasında ise fayans yada kalebodurları dizmek kalıyor.
  • Fayansların arasına derz artısı kullanmak zorundayız.Derzlerin arası En az 3 mm olmalıdır.Çünkü zamanla genleşen fayanslar derzsiz yapılırsa patlama yapar.Bazende evde tadilat olabilir ve fayansları çıkarmanız gerekir.Derzsiz olursa aradakini çıkartamaz ve tüm fayansları çıkarmanız gerekebilir.Derzsiz fayans,kalebodur kesinlikle yapılmamalıdır.Eğer ustanız derzsiz yapıyorsa o ustadan şüphelenebilirsiniz.En iyisi baştan hiç başlatmamak.
  • yaptığımız yer kuruduktan sonra (24 saat)  derz dolgusu ile  fayans araları doldurulur.
  • Muhakkak Derz dolgusu uygulandıktan sonra kurumadan üstü sünger ile silinmelidir.Yoksa kuruyan derz çirkin görüntü verir.
  • Dediğim gibi bütün bunlar uzman işidir.Yoksa işimiz koca karı işine dönebilir.

Kolay gelsin.Saygılarımla.

Eğer sorularınzı olursa mailime yazabilirsiniz.

ic_38@hotmail.com

kalebodur nasıl döşenir..

Mantolama Nasıl Yapılır ?

 

Mantolama Nasıl Yapılır


Yapılarda gelişen yapı teknikleri sonucu beton satıhlar artmıştır. Betonarme yüzeyler, içeride üretilen enerjinin ısı köprüleri oluşturarak dışarı atılmasına sebep olur. 2000 yılında Türkiye’nin yıllık ısınma harcaması yaklaşık 4 Milyar dolar olmuştur. Yapıları soğutmak için harcanan enerjinin, ısıtmak için harcanan enerjiden daha fazla ve pahalı olduğu da hesaplanırsa bu rakam çok daha yukarılara tırmanmaktadır. Yapılan araştırmalar, ısı yalıtımı yapılmamış betonarme bir binada, oluşan ısı köprüleri sebebi ile üretilen enerjinin %50-%60 ‘ından yararlanılamadığını göstermiştir. Mantolama (Isı yalıtımı) uygulamasındaki maksat bu enerjiden mümkün olduğunca fazla yararlanabilmektir.
Günümüzde, gelişen teknikler, ısı yalıtımı uygulamasından alınan verimin artmasını sağlamıştır. Isı köprülerinin oluşumunu engellemekte en verimli sistem olan (Dışarıdan Yalıtım) Mantolama Uygulamasında çeşitli yoğunluklarda Polistiren veya Taşyünü Levhalar kullanılmaktadır. Sıvalı veya sıvasız her türlü zemine rahatlıkla uygulanabilen bu sistemin safhaları aşağıda verilmiştir. Etkileşimli kesit fotoğraf üzerinde ilgili bölümlere tıklayarak bilgilere ulaşabilirsiniz.

MANTOLAMA UYGULAMASI
Başlangıç profili: Mantolama uygulamasının ilk aşaması olarak, zemine aliminyum başlangıç (su basman) profili çakılır.Başlangıç profili’nin ölçüsü, tercih edilen yalıtım levhasının kalınlığına ve uygulanacak sisteme göre değişiklik gösterir. Profiller duvara özel dübelleri ile çakılarak tespit edilirler.
Yapıştırma Harcı: Profiller çakıldıktan sonra yalıtım levhalarının arka yüzüne dişli mala ile veya noktasal yapıştırma metodu ile özel yapıştırıcı harç sürülür. Harç sürüldükten hemen sonra yalıtım levhaları duvara şaşırtma metodu ile yerleştirilir.
Dubelleme
Dubellemeye başlamadan önce, yapıştırma harcının tam olarak kuruması beklenmelidir. Dübeller yalıtım levhasının üzerine matkap ile uygun bir delik açıldıktan sonra çakılarak sabitleştirilir.
Kenar ve Köşeler: Köşelerde düzgün ve sağlam bir yüzey elde edebilmek için alüminyum köşe profilleri kullanılır. Köşe profilleri, yalıtım levhalarının üzerine donatı katmanı oluşturulmasından önce yerleştirilir ve üzeri donatı sıvası ile kapatılır.
Donatı Sıvası ve Filesi: Köşe profillerinden başlayarak bütün yüzeye donatı sıvası sürülür ve dişli mala ile trifillenir. Bu sıva üzerine sıva henüz yaş iken donatı filesi, kenarları 10’ar cm birbirinin üzerine binecek şekilde yerleştirilir. Filenin üzeri tekraren sıva ile kapatılır.
Hafif Sıva: Son kat hafif sıva, donatı sıvası tamamen kuruduktan sonra istenilen kalınlıkta (2,3,4 mm) uygulanır. Böylelikle, mantolama uygulamasının dışında sert ve dekoratif, koruyucu bir katman oluşturulur.
Boya: Mantolama uygulamasının son aşaması, hafif sıva uygulanmış zeminlerin dekoratif bir dışcephe boyası ile boyanmasıdır.
Yalıtım Malzemeleri Ve Levhaları
EPS: Günümüzde kullanılan yalıtım levhaları arasında, en popüler olanı EPS (Ekstrüde Polistiren) yalıtım levhalarıdır. Oldukça düşük bir ısı iletkenlik (0,031 W/mK)değerine sahip olan EPS’nin yangın sınıfı B-1 (Zor alevlenici) ve min.20 Kg/m³ yoğunluktadır. Ülkemizde, dışcephe ısı yalıtımında, çoğunlukla 3 cm kalınlığında, binili tipleri kullanılmakla birlikte, teras yalıtımı, özel işlemler veya istenildiği durumda, 5 cm kalınlığında levhalar da kullanılmaktadır.
XPS: Ekspande Polistiren. Birim hacim kütlesi 16 Kg/m³ ve Isı iletkenlik değeri 0,040 W/mK’dır. EPS levhalara göre daha ekonomik olan XPS levhalar B-1 yangın sınıfına girerler. Beyaz köpük olarak da bilinir.
Taşyünü: Isı yalıtımı ve ses yalıtımı amacı ile kullanılan taşyünü, diğer yalıtım levhalarına kıyasla daa yüksek bir yoğunluğa sahiptir. Doğal yapısı nedeni ile yangın sınıfı A (Yanmaz) olan taşyünü 0,040 W/mK ısı iletkenlik değerine sahiptir

İlaçlama hakkında herşey ?

HAMAMBÖCEĞİ / HAŞERE İLAÇLAMA
Kalorifer böceği olarak da bilinen bu böcek açık kahverenginde ve ön göğüs bölgesinde iki koyu bant taşırlar. 10-12 mm boyundadır. Hamam böcekleri Çok kolay bir yerden bir yere geçebilir veya taşınabilirler. Bu haşere türü yumurta yöntemiyle ürer ve çoğalır. Hamam böcekleri içinde yumurta bulunan kapsüller halinde ürerler. Hamam böcekleri Her bir kapsül içinde 35-40 adet yumurta bulunur. Bu böcekler yumurtalarını sırtlarında taşıyarak gittikleri her yere yumurtalarını götürürler. 18 gün sonra yavrular yumurtalarda çıkar. Yıl içerisinde 8-10 defa yumurtlayabilirler.
Dişi hamamböcekleri öldükleri anda bile yumurta bırakırlar. Bu hamamböceği türü bulunduğu alandaki her şeyi yiyebilir. Her türlü pisliği, mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar. Evlerde ilk yerleşecekleri mekanlar mutfak ve banyolardır. Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar. Nemli, sıcak ve pis yerlerden hoşlanırlar. Kazan dairesi, depo bodrum altı gibi yerlerde yoğun olarak bulunurlar. Genellikle gıda yerlerinde görülürler. Bu böcekler gıda zehirlenmeleri, verem, hepatit, mantar hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların mikroplarını taşırlar ve bulaştırırlar.
AMERİKAN HAMAMBÖCEĞİ / HAŞERE İLAÇLAMA
Amerikan Hamamböceği: Ortalama 2-3 cm uzunluğundadır. Kanatlı kırmızımsı kahverenginde en büyük hamam böceği türüdür. Bu hamamböceği türü insanların yediği yemediği her şeyi yiyebilme özelliğine sahiptirler. 15 ay ömürleri vardır. Nemli, sıcak ve pis mekanları severler. Evlerde en çok mutfak ve banyolarda bu haşere türüne daha çok rastlanır. Karanlığı severler.
Bu haşere türü çeşitli şekillerde yaşadığımız mekana girebilirler. Bir hamamböceğinin yaşadığımız mekana girmesi yüzlercesinin girmesi anlamındadır. Üreme sürekli devam eder ve kısa bir zaman sonra evimizi istila ederler. Bu böcekler oldukça dirençlidirler. Bilinçsizce, gelişigüzel yapılan bir ilaçlama bu böcekleri ortadan kaldırmaya yetmeyebilir. Bu haşerenin bireysel mücadelesi oldukça zordur. Bireysel mücadele ve satın alınan çeşitli ürünler ile yapılan kısmi mücadele başarılı olmadığı gibi zaman ve ekonomik kayba da yol açar. Aynı zamanda bu süre zarfında üremeleri de artar.bu haşere türü ile etkin bir mücadele, uygun ilaç ve periyodik uygulama gerekir.
ORYANTAL HAMAMBÖCEĞİ  / HAŞERE İLAÇLAMA
Oval biçimli, parlak siyah ve çok koyu kahverengindedirler. Çoğalmaları ise periplaneta americana gibidir. 25-30 mm. boyundadırlar. Erkeklerin kısa kanatları işlevsel olup dişilerin ise körelmiştir. Anavatanları Asya olup buradan tüm dünyaya yayılmıştırlar. Erkeklerinin iki kahverengi kanadı vardır. Dişileri oval erkekler ise daha ince yapıdadır. Halk arasında KARA FATMA diye de tabir edilirler.Bu haşere türleri bodrum, bina boşlukları,lağımlarda ve ev içlerinde yuvalarını yaparlar. Ömürleri 6 ay kadardır. Her türlü gıda ve organik maddeyi yeme özelliğine sahiptirler. Her türlü pisliği,mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar. Bu böcekler gıda,su ve sıcağa duydukları ihtiyaçtan dolayı insanların yaşadığı her alanda görülürler. Özellikle evlerde ilk yerleşecekleri mekanlar mutfak ve banyolardır. Bu haşere türü zamanın büyük bir bölümünü yuvalarında geçirir. Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar. Dirençlidirler. Bilinçsizce yapılan amatör mücadelede ilaçlara karşı çok çabuk direnç kazanırlar. Bu böcekler gıda zehirlenmeleri, verem, hepatit, astım gibi hastalıkların mikroplarını taşır ve bulaştırırlar.
TAHTA KURUSU / HAŞERE İLAÇLAMA
Heteroptera (yarım kanatlılar) takımının cimicidae ailesindendirler. Yaklaşık 75 değişik türleri olmasına karşın bizi en çok ilgilendiren “cimex Lectularius” türüdür. İnsan, memeli hayvan ve kuşların kanlarını emerek beslenirler. Erişkinleri 4-5 mm. Uzunluğunda, yassı oval ve kızıl kahverengindedirler. İtici bir koku salgılarlar. Emdikleri kanı sindirmeleri günlerce sürebilir ve bir kez beslenen tahtakurusu gerektiğinde bir yıl beslenmeden yaşayabilir. Tahtakuruları ısırdıkları yerde kızarıklık, kabartı ve kaşıntıya neden olarak rahatsız edicidirler. Genelde bulaşıcı hastalık vektörü değillerdir.
PİRE / HAŞERE İLAÇLAMA
Siphonaptera takımını oluşturan küçük, kanatsız ve kan emerek beslenen böceklerdir. Sıcak ve ılıman iklim bölgelerini çok severler. Özel vücut yapıları sayesinde insan, memeli hayvanlar ve kemirgenlerin derilerine yapışarak kanlarını emerler ve Narlıdere değiştirirken birçok tehlikeli hastalığın taşınmasına neden olurlar. Erişkinlerin vücut uzunlukları 1-10 mm. arasında değişir. Yaşam süreleri birkaç hafta ile bir yıl arasındandır. Güçlü bacakları sayesinde boylarının 200 katını aşan mesafelere sıçrayabilir. Uzun bacaklı ve yassı vücutlu bu asalak yumurta, larva, pupa ve erişkin ve erişkin siklusu içerisinde çoğalırlar. Pupalar içinde olgunlaştıkları kozadan çıkar çıkmaz hemen tutunabilecekleri bir memeli veya kuş bulurlar. Bazı pireler tek bir Narlıdere türünde yaşadıkları gibi bazı türleri değişik Narlıderelarda yaşayabilir. Vebanın insanlara bulaşmasında baş rol oynayan pireler (Xenopsylla cheopsis) ortaçağda Avrupa nüfusunun yaklaşık dörtte birinin ölümünden sorumludur. Vebanın bulaştığı kemirgenler (özellikle fareler) dayanıklı değildir ve çabuk ölürler. Ölen Narlıderetan ayrılan pireler rahatlıkla insanlara ulaşarak bu hastalığı taşıyabilirler. Pireler veba’nın yanı sıra tifus ve tularemi hastalıklarını da bulaştırır.
BİT / HAŞERE İLAÇLAMA
Phthiraptera takımından yaklaşık 3.300 değişik türü olan, küçük, kanatsız, yassı ve renkleri kirli beyazdan-siyaha varan asalaklardır. Çin’de insan bitinin de bulunduğu Anoplura alt takımı üyeleri emicidirler ve sadece memelileri Narlıdere olarak seçen bu alt takıma “gerçek bitler” de denilmektedir. İnsan vücut bitlerinin dışında tüm bitler, hayat evrelerinin tamamını Narlıdereladıkları canlının vücudunda geçirirler. Sadece vücut biti giysi kıvrımlarında barınır. Dişi bit sirke denilen yumurtalarını, tek tek veya topaklar halinde saç,tüy ve kıl diplerine bırakırlar. Tek bir dişi bit iki ay içerisinde 5000 yumurta bırakabilir.Bitler genellikle yaşadıkları Narlıdereları değiştirmezler. Özellikle evcil hayvanlarda aşırı çoğalmaları halinde hayvanın derisini tahriş ederek yaraların açılmasına ve sekonder enfeksiyonlara neden olurlar. İnsanda en çok görülen bit türü Pediculus humanus’tur. Vücut üzerinde yaşadığı bölgeye göre de değişik isimler alır. Baş biti (Pediculus humanus capitis), Vücut biti ( Pediculus humanus humanus ), Kasık biti (Pediculus humanus pubis) gibi. Bitlenme, şiddetli kaşıntı ve derinin tahrişi sonucu açılan yaralarda seconder enfeksiyonlara, özellikle çocuklarda impedigo denilen iltihaplı deri hastalığına yol açar. Ayrıca vücut biti tifus, siper humması reccurent humması gibi hastalıklara neden olan mikroorganizmalarında taşıyıcısıdırlar.
DERİ BÖCEKLERİ  / HAŞERE İLAÇLAMA
Ergin 7-9 mm olgun larva 11-13 mm larva sarımsı kahverenkte vücut kıllarla kaplıdır. Vücut sonunda uzun bir kıl demeti bulunur.
Kışı ergin olarak genelde ağaç kabukları altında geçirirler. Mayıs veya Haziran aylarında uçarak depo etrafına yumurtalarını bırakırlar. 10-15 günde açılan yumurtalardan çıkan larvalar etraftaki gıdalarla beslenirler. Pupa olmak için gıda ortamı, hatta tahta veya kurşun aksamında delik açarak pupa yeri hazırlarlar. 18-20 C’de yumurtadan ergine kadar 40-50 gün geçer. Yılda 1-5 defa döl verir. Ergin ömrü bir yıldır.
Bu larvalar peynir, et ve salamı besin olarak tercih ederler. Ancak aynı cinse bağlı Dermestes maculatus türleri deri ve kürk depolarında önemli derecede zarar yapabilirler.
SİYAH HALI BÖCEĞİ  / HAŞERE İLAÇLAMA
Ergin 3-5 mm olgun larva 7-8 mm vücut üzeri sert ve koyu kahverengi kıllarla kaplıdır. Yumurtalar 6-11 günde açılır. Erginler 35-40 gün yaşar. Larva dönemi besin durumuna göre 260-640 gün arasında değişir. Larvalar yün,ipek ve bunlardan imal edilmiş elbise, kürk, deri, kıl, tüy, ölü böcek, kitap ve süttozu ile beslenirler. Bu tip eşya ve yiyeceklerin olduğu depolarda sık rastlanır.
TESPİH BÖCEKLERİ  / HAŞERE İLAÇLAMA
Bodrumlarda ağaç kabukları altında rutubetli yerlerde yaşar, tespih böceği kendisini küre şekline getirebilir. Uzunluğu 2 cm kadardır. Rutubetli ve sebze artığı olan her türlü yerde yaşar, tespih böceği mahzen çatı ve bodrum gibi yerleri severler. Saksı bitkilerine zarar verirler. Tehlike hissettiklerinde yumrularak tespih şeklini aldıkları için bu adı almışlardır.
KARASİNEK / HAŞERE İLAÇLAMA
Bu zararlılar ev sineği (musca domestica) olarak bilinirler. Diptera (çift kanatlılar ) muscidae ailesindendirler. Yerleşim yerlerinde ve hemen hemen her yerinde bulunurlar. Çöpler ve çürümekte olan organik atıklarla beslenirler. Ağız yapıları sokma-ısırma niteliği taşımadığı için yalayıcı-emici özellikte gelişmiştir. Bu nedenle insan ve memelileri sokmamakla birlikte bacakları ve vücutları aracılığı ile binlerce hatta milyonlarca zararlı madde ve mikroorganizmayı insanların yiyecek içeceklerine bulaştırmak suretiyle birçok hastalığın taşınmasında önemli rol oynarlar kara sinek, tahta kurusu, akrep, hamam böceği, bit pire gibi ilaca dayanıklı değildir.
TATARCIK / HAŞERE İLAÇLAMA
Diptera (çift kanatlılar) takımının “phlebotamidae” ailesindendirler. Tüm sıcak ülkeler ve Akdeniz ikliminde bol miktarda bulunurlar sadece dişi cinslerinin kan emdiği bu sineklerin erişkinleri sivrisineği andırırlar. İyi uçucu olmadıklarından dolayı üredikleri alandan fazla uzaklaşamazlar. Çoğunlukla gündüzleri kuytu yerlerde saklanarak geceleri ortaya çıkar ve soktukları yerde şiddetli ağrı, kızarma ve kaşıntıya neden olurlar. Tatarcıkların dişileri genelde bir kez yumurtlar ve ölürler. Ancak bu evrimi bir kaç kez yenileyeni de vardır. Yumurta ve larvalar ya sulu organik atıklarda yada bataklılarda gelişirler. Şark çıbanı, kala-azar ve tatarcık humması gibi hastalıkların insanlara taşınmasında aktif rol oynarlar.
SİVRİSİNEK / HAŞERE İLAÇLAMA HİZMETİ
Bu cins sivrisinekler “Virüs Ansefaliti” ve sıcak bölgelerde görülen “filariasis” hastalıklarının taşıyıcılarıdır. Sivrisinek istirahat halindeyken gövdeleri dinlenme yüzeyine paralel, hortumları aşağı yönde eğiktir. Kanatları tek renktir. Temiz yada kirli tüm tatlı sulara yumurta bırakırlar. Yumurtalar kümeler halinde yüzerler. Larvaları su yüzeyinde 45 derecelik bir açı ile baş aşağı olarak asılırlar. Yaşam siklusları 10-14 gündür sivri sinekler ıslak nemli ortamı severler sivri sinekler genelde toplu olarak görülürler.
GÜVE / HAŞERE İLAÇLAMA
Kelebeğin vücudu ve kanatları homojen olarak parlak altın renginde, kanat açıklığı 13 mm, olgun larva 13 mm dir. Dişi kelebek yumurtalarını gıda ortamına yapıştırarak tuttururlar. Larvalar kendilerine bir kolon örerek içerisinde beslenirler. Gıda bitince tekrar bir tüp daha örerek orada beslenmeye devam ederler. Bu tüpler elbiselerin yaka altı, dikiş araları, koltuk altı vb. yerlerde bulunur ağların varlığı ile içerisinde güve olduğu anlaşılmaktadır. Larvalar yün, ipek, kürk, deri gibi materyalleri mobilya döşemelerini yiyerek önemli zararlara neden olurlar. Uygun olmayan ortamda kolon içerisinde 8-24 ay dormant halde kalabilirler. Uygun koşullarda larva dönemi 30-35 günde tamamlanır. Pupa dönemi yazın 8-10 gün, kışın 21-28 gün sürer. Isıtılan binalarda yılda 3-4 döl, ısıtılmayanlarda 1 döl verir.
YABAN ARILARI  / HAŞERE İLAÇLAMA
Yaban arıları ısırmaları ve insanlarda alerjik reaksiyonlara neden olarak zarar verirler. Yaban arıları ağaç dallarında ve fundalıklarda binaların tavan aralarında veya yer altında yuva yaparlar. Yaban arıları ile mücadelede bu hayvanları çekici yiyeceklerin ve su birikintilerinin ortadan kaldırılması önemlidir. Mekanik olarak tuzaklar içerisine çekici yemler konarak arıların buraya girmesi sağlanır ve girdikleri zaman çıkamazlar. Kimyasal mücadelede yuvaları direk ilaçlanır. İlaçlamanın; yaban arılarının içeride bulunduğu zaman yapılması çok önemlidir.
AKREPLER / AKREP İLAÇLAMA SERVİSİ
Kıskaçları ve uzun kuyrukları ile kolaylıkla tanınabilirler. Akrepler kızdırıldığı zaman zehirli iğnelerini insanlara batırırlar. Akrepler geceleri hareket eder gündüzleri ise taşların altında, ağaç kovuklarında,molozlarda, tavan aralarında ve evlerin alt kısımlarında saklanır. Akrepler böcek,örümcek, kırkayak ve kara tespih böcekleriyle beslenirler. Çoğunlukla karnivordur, pek azı bitki öz suyu ile beslenirler. Akreplerin Bazıları bir yıl kadar açlığa dayandıkları tespit edilmiştir. Kurak yerler de ve özellikle sıcak bölgelerde bulunurlar. Akreplerin birçoğu toprakta derinlere iner ve yuva yaparlar.
Akreplerin vücutları oransal olarak büyük olmalarına rağmen yassı yapılarından dolayı dar aralıklardan geçebilirler. Akrepler yumurtlamaz, bunun yerine canlı yavrular doğururlar; yavru doğumdan sonra bir süre annenin sırtında taşınır.
Mücadelede saklandıkları alanın yok edilmesi büyük önem taşır. Pestisitlerin akreplerin sakladığı klozetler, boru giriş yerleri, tavan araları, bodrum katları gibi yerler, dışarıda taş yığınları ve odunluklar ilaçlanmalıdır. Ayrıca akrep sokmalarından korunmak için yatarken tavandan düşmelere karşı cibinlik kullanılabilir. Akrepler bahçeli evlerde villalarda da görülür. Akrepler merdivenlerden ve aydınlatma boşluklarından en üst daireye bile tırmanabilir.
KARINCALAR / KARINCA İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Sosyal yaşayan, yapıları ve görevleri ile farklı sınıflardan topluluk oluştururlar. En kalabalık olan sınıf işçi kısmıdır. İşçilerin eşeysel organları körelmiştir.Besin sağlama, yuva yapma,savunma ve yavru bakımı gibi işlevleri yerine getirirler. Kraliçenin ise eşeysel organları oldukça gelişmiştir. Sadece yumurta bırakırlar. Çiftleşme döneminde kanatlı olmaları ile işçilerden ayrılırlar. Karıncaların bazıları 15-20 yıl yaşamaktadırlar. Erkekler; işçi ve kraliçeden belirgin olarak ince yapılı karınca olmaları ile ayrılır. Kanatlarını atmazlar, karıncalar çiftleşmeden hemen sonra yuvadan uzaklaşan erkekler birkaç gün içerisinde ölürler. Kraliçe ilk yumurtalarını martta bırakmaya başlar ve ilk yumurtadan kanatlı eşeysel bireyler oluşur. Karıncalar da eylülde yumurta bırakma durur. Bir çok tür besin depo eder ve özellikle tahıl tanelerini yuvalarına taşırlar. Evlerde istenmeyen görüntüler oluşturdukları için mücadele yapılmalıdır. Mücadelede yuvalarının tahrip edilmesi, kraliçenin bulunması ve elimine edilmesidir. Karıncalar kış süresince görüldükleri takdirde, iç mekanlarda yuva yaptıkları düşünülmelidir. Yazın dış mekanlarda yuva yapmayı tercih ederler. Kimyasal olarak; halk sağlığı alanında kullanılan Sağlık Bakanlığından ruhsatlı insektisitlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.
GÜMÜŞ BÖCEĞİ / GÜMÜŞ BÖCEĞİ İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Vücut 7-10 mm. Erginin üst kısmı gümüş renkte pulcuklarla kaplıdır. Yumurtadan yeni çıkmış yavrular beyaz renktedir. Bir dişi gümüş böceği 100 kadar yumurta bırakır, hayat devresi bir yılda tamamlanır, gümüş böceklerinin erginleri 2-3 yıl yaşar. Un fabrikaları ve depoları, kütüphane, ev ve kağıt depolarında sık rastlanan böceklerdir. Gümüş böcekleri nemli sıcak ve loş yerleri severler, şekerli, unlu maddelerle, kağıt ve kağıt ürünleriyle beslenirler. Pamuk, naylon, kitap ciltleri, duvar kağıtları, nişastalı materyallerle beslenirler.
YILANLAR / YILAN İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Genel olarak fare gibi kemiricilerle, küçük sürüngenlerle, kertenkelelerle ve böceklerle beslenirler. Kemiricilerle beslendikleri için yararlıdırlar. Çok hızlı hareket edebilirler ve ağaçlara da tırmanabilirler. Gündüzleri aktiflik gösterirler. Ekim’le Nisan ayı arasında kış uykusuna yatarlar. Haziran ve Temmuz aylarında yumurtlamaya başlayan bu hayvanların dişileri, bir defada 10 kadar yumurta bırakabilirler.
Kuru yerlerde, çalılık ve taşlık alanlarda yaşarlar. Tarlalarda, bahçelerde ve ev yakınlarında görülürler. Bitki örtüsünün seyrek olduğu, kurak yerlerdeki taşlık ve çalılık yerlerde, evlerin yakınında, tavan aralarında yaşarlar. Toprak evlerin çatılarında da görülürler. Zararlarından fazla bahsetmeye gerek yok. Rahatsız edildiklerinde yada kendilerini korumak için saldırabilirler. Mücadelesinde yaşam alanları yok edilmelidir.
ÖRÜMCEKLER / ÖRÜMCEK İLAÇLAMA
Ev içerisinde köşelerde ve sundurmalarda ağlar örerler, örümcek ağlarının şekilleri türlere göre değişir. Bazı zehirli türler dışında bir zararı yoktur. Latrodectus mactans (Kara dul örümceği) zehirli türdür. Örümcek ağları sürekli temizlenmeli, ayrıca mayıs ayına kadar yapılacak birkaç ilaçlama ile popülasyon önemli ölçüde düşürülebilir. Örümcekten kurtulmak için periyodik ilaçlama yapılması gerekrir.
KULAĞA KAÇAN / KULAĞA KAÇAN İLAÇLAMA SERVİSİ
Genelde nemli ve yağmurlu zamanlarda evlere akın ederler. Bilinenin aksine zararsızdırlar. Kulağa kaçan ev duvarlarındaki çatlak ve yarıklardan, yürüme yolları ve garajdan, etraftaki sarmaşık tipi bitkilerden içeri girmektedir. Kulağa kaçan kurtulmak için ev etrafındaki bitki atıkları, taş yığınları gibi rutubet oluşturacak alanlar imha edilmelidir.
SALYANGOZ İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Sularda ve nemli çayırlarda yaşayan, değişik ebat ve şekillerde çok değişik türleri vardır. Kabuklu bir türdür. Gezdikleri yerlere sıvılarını bulaştırır. Bitkileri yiyerek yaşamları sürdürürler. Küçük türleri çoğu kez bahçelerde süs bitkilerini sararak kurumasına sebebiyet verirler.  İnsan bağırsaklarında yaşayan ve halk arasında bağırsak kurtları adı verilen ve çok çeşidi olan bu canlıların bazılarına ara konakçılık yaparak insanlara yayılmasında rol oynarlar. Bahçe ve çimenlik alanlarda özel yem şeklinde hazırlanmış mollusisit grubu ilaçları atmak sureti ile kolayca mücadele etmek mümkündür.
KIRKAYAK / KIRK AYAK İLAÇLAMA SERVİSİ
Genel olarak kırk ayak katlarda, balkonlarda, bodrumlarda, rutubetli ortamlarda, yaprakların altında ve gübrelik alanlarda yaşarlar. Boyları 3 ile 7 cm arasında değişmektedir. Sıcak, nemli ve saklanabilecekleri yerleri tercih ederler. Kırk ayakların Yumurtadan çıktıktan sonra ergin hale gelmeleri 75 -150 gün arasında değişmektedir.
İç ve dış alanlarda yuvaları,yaşam alanları tespit edilmeli ve periyodik olarak ilaçlama yapılmalıdır.
ÇEKİRGE İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Boyları 2,5 – 3,5 cm arasında değişen siyah veya kahverengi olan çekirgelerin kalın , köşeli gövdesi ve zıplamasını sağlayan uzun bacakları vardır. Genellikle dış alanlarda yaşayan çekirgeler; beslenme ve sığınma amaçlı olarak iç alanlara da girmektedirler. Işık tarafından çekilebilen çekirgeler; açık camlardan, bina duvarlarındaki çatlak ver deliklerden bina içerisine girerler. Özellikle kirli giysilere beslenme amaçlı zarar verdikleri bilinmektedir. Yaşam alanları; ekili araziler, ağaçlık alanlar, bina yakınlarındaki uzun otlar ve sarmaşık gibi yoğun bitkiler arası, keresteler ve taş yığınlarıdır. Çekirgelerle mücadelede önemli noktalardan birisi bina yakınlarındaki yaşam alanları yok edilmesi ve ilaçlanmasıdır.
AĞAÇ KURDU / TAHTA KURDU / MOBİLYA BÖCEĞİ İLAÇLAMA ŞİRKETLERİ
Eski tahta eşyalara, ağaç pencere, kapı, mobilyalara yerleşerek delikler açarak ilerlerler. Büyük toplu iğne başı büyüklüğündeki ağaç kurtları genellikle kahverengidirler. Kemirdikleri ağaçların tozları dökülür ve ölen ağaç kurtları mobilyaların altına düşer. Mobilyaların iç aksamında yuvalanırlar. Profesyonel haşere kontrol servisimiz özel formülasyonlar kullanılarak yok edebilmektedir.  Profesyonel olmayan haşere kontrol servislerinin kullandığı ilaçlarla ağaç kurdu ve tahta kurdu gibi haşerelerden kurtulmak imkansızdır.
ÇIYAN İLAÇLAMA ŞİRKETİ SERVİSİ HİZMETİ
3-10 cm arası büyüklükte 2-8 mm eninde yassı gövdesinde 17 çift anteni bulunan zehirli bir haşeredir. Evlerin loş, nemli ve karanlık bölgelerinde, taşların altında ve karanlık yerlerde yaşarlar. Geceleri böcek ve solucanlar ile beslenirler ve insanlara saldırmazlar. Terlik ve ayakkabı giyerken veya çıplak ayakla dolaşırken sokabilirler. Isırdıkları yerde koyu renkli iki adet iz görülür ve örümcekteki gibi zehirlenme belirtileri görülür. sırdıkları yer hemen temizlenmeli gerekirse biraz kanatılmalı ve hemen bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.
EV FARESİ / FARE HAŞERE İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Çok küçük ev faresi 3 cm civarındadırlar ve fındık faresi olarak ta anılırlar, renkleri genelde gridir,büyük kulakları, küçük gözleri ve burunları vardır.Fındık farelerinin pislikleri siyah pirinç büyüklüğünde ve ovaldir.Fındık faresi pisliğini etrafa saçar, yuvasını gıda merkezlerine yakın oyuk ve boşluklarda yapar, ev ve iş yerlerine yerleşir daha çok bodrum çatı ve insanın yaşadığı ortamlarda daha çök görülür çok iyi tırmanıcı ve sıçrayıcıdırlar. Çok çabuk ürerler, fındık fareleri gebelikleri 18-21 gün sürer ve her seferinde 5-8 arası yavru yaparlar. Yılda 5-10 döl verir. Çok güçlü koku duyuları vardır. Yetişkin bir ev faresi 0.5 cm delikten geçer ve 4 metre yüksekten atlayabilir.
LAĞIM FARESİ / SIÇAN İLAÇLAMA HİZMETİ
Ergin lağım faresi kuyruğu hariç 18-25 cm boyunda ve 200-600 gr ağırlığındadır. Küt burunlu, küçük kulak ve gözlere sahip, lağım fareleri kaba tüyleri kahverengi siyah karın bölgesi gri beyaz arası bir renktedir. Lağım fareleri daha çok kanalizasyon sistemi, binaların bodrum ve alt katları ile depolarda, bina dışında ise nehir kenarlarında, yol boyunca toprak altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yaparlar. Ergin lağım farelerinin dışkıları iki ucu küt kapsül şeklinde ve 20 mm kadar uzunlukta olabilir. 2-5 ayda ergin hale gelir, bir yıl yaşarlar. Gebelikleri 3 hafta sürer.Lağım fareleri bir keresinde 7-8 yavru doğurur ve yılda 3-6 döl verebilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilir, 15 metre yükseklikten atlayabilirler. Kemirmeyi severler ve en çok elektrik kablolarını kemirdiği için de sık sık yangınlara sebep olurlar.
ÇATI FARESİ / ÇATI FARESİ İLAÇLAMA SERVİSİ
Ergin çatı faresi, kuyruğu hariç 16-21 cm boyunda ve 80-300 gr ağırlığındadır. Sivri burunu, iri kulak ve gözleri olup, kahverengi veya siyah tüylere sahiptir, çatı fareleri çok iyi tırmanıcıdırlar. Bina içleri ve altında, çatısında, çöp ve odun yığınları içinde yaşarlar. Erginlerin dışkıları Çatı faresinin dışkısı gibi fakat sivri uçludur. Çatı fareleri 4 ayda ergin hale gelir ve 12 ay yaşarlar. Çatı fareleri bir keresinde 4-8 yavru doğurur ve yılda 6 döl verebilirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilirler. “Fareler Leptospirosis, Selmonella, Brucellosis, Kuduz ve Şap gibi bir çok hastalığı yayarak büyük tehlike teşkil ederler.”
KENE İLAÇLAMA – KENE SOKMASI – KENE ISIRIĞI – KENE İLE MÜCADELE
Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler. Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.
KARA FATMA İLAÇLAMA SERVİSİ
1-1,5 cm uzunluğunda parlak siyah renklidir. Erkeklerde iki kahve renkli kanat vardır. Dişiler oval erkekler ise daha ince yapıdadır, halk arasında KARAFATMA olarak da anılırlar. Genelde lağım sistemi, bodrum, depo, bina boşlukları ve daha az olarak ta ev içlerinde yuvalanırlar. Havalar ısınınca komşu binalara kadar her yeri istila ederler, kış aylarında ana yuvalarına çekilirler. Ömrü 6 aydır, her türlü gıda ve organik maddeyi yerler. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, Bilinçsiz amatörce yapılan mücadelelerle ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. Yaklaşık bir gecede 4,5 km yol kat edebilirler. Marketten ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir. Pazar eşyaları ile, sebzelerle veya kolilerle bilinmeden taşınmış olur. Apartman temizse sakinlerin dikkatli olması, ilk böcek geldiğinde ise o dairenin böcek yayılmadan ilaçlatılması gerekir. İhmal edilirse diğer dairelere de yayılarak rahatsızlık verir ve masraflara neden olur. Örneğin 30 daireli bir apartmanda 6-7 dairede üreme başlamışsa, bütün apartman dairelerinin komple ilaçlatması en doğru harekettir. Bu yapılmazsa böcekler daireler arasında dolaşır ve sorun zaman içinde kronikleşir. “Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Allerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar”.
FARELER
Sıçan ve fareler sevilmez kemirgenlerdir ve kimse bu kemirgenleri ev veya işyerinde görmek istemez. Kemirgenler dış alanda her türlü ortamda yaşar ve iç alanlara herhangi bir zamanda girebilirler ancak bu durum daha çok sonbaharda gerçekleşir. Bunun sebebi havaların soğuması değil, kemirgenlerin dış alandaki besin kaynaklarının tükenmesi ve yeni kaynak arayışlarıdır. Fareler mükemmel tırmanıcılardır ve çatı aralarından, havalandırmalardan, kablo yuvalarından, kanalizasyondan, bacalardan ve garajlardan binalara giriş yapabilmektedirler.fareler Özellikle kapı altlarından kolaylıkla geçerler.
Fareler her yerde, gerek şehirlerde gerek şehir dışlarında, ancak çoğunlukla yerleşim birimlerinin olduğu yerlerde yaşarlar. Binalarda sıçanlardan daha fazla görülmelerinin nedeni, daha küçük olduklarından 0,6 cm aralıklardan (kurşun kalem genişliği) geçebilmeleridir. Yuvalarını iç alanlarda veya yakacak odun araları, taş ve tuğlalar, yaprak yığınları ve diğer döküntüler arasında dış alanlarda yaparlar.
Farelerin en çok yiyecek maddesinin bol olduğu ambar, değirmen, kümes gibi yerlerde bulundukları, iç alanlarda taban ve pervaz araları, her türlü duvar delikleri, oluklar, dış alanlarda ise çöplük kenarları, toprak yığınları su kanallarında barındıkları dikkate alınmalıdır. Kurulacak yem istasyonları hedef dışı yaban ve evcil canlıların ulaşamayacağı;fare ve sıçanların hareket ve saklanma yerlerine yakın şekilde; söz konusu canlıların hızlı bir şekilde hareket edecekleri ve kısa sürede saklanma ihtiyacı duyacakları göz önüne alınarak; gürültüsüz ve sakin yerlere yerleştirilmelidir. Yemler çevre şartlarından etkilenmeyecek şekilde kap ve kutulara konulmalı; kesinlikle insan eline maruz bırakılmamalıdır. Bu amaç için özel imal edilmiş kapaklı ve kilitli fare ve sıçan yem istasyonları tercih edilmelidir. İstasyon kap ve kutular üzerine FARELER ZEHİRLİDİR fareler için uyarıcı yazı yazılmalıdır. İlaçlamada kullanılacak fare zehrinin fomülasyon mücadele ortamının ve farelerin beslenme özelliklerine uygun olarak seçilmelidir. örneğin;kanalizasyon; rutubetli ve ıslak ortamlarda tercih edilecek fomülasyon tipi mum bloklarıdır. Yem istasyonları belli aralıklarla yerleştirilmelidir, 7-10 günde bir kontrol edilerek azalan yemler takviye edilmelidir hiç dokunulmamış istasyonların yerleri değiştirilmeli veya azalan yemlere ilave edilmelidir.
FARELERİN VERDİĞİ ZARARLAR
* Ev ve işyerlerini istila eder, eşyaya zarar verir, kemirirler yiyeceklere zarar verir, tüketir ambalajlarını bozarlar.Farelerin Dışkıları kılları ve taşıdıkları mikro organizmalar yiyecekleri kontamine eder.Gıdaları ve gezdikleri çevreyi kirleterek resimleri ile beraber bulaşıcı hastalıkların insanlara yayılmasına neden olurlar. (veba, tifüs, weil, sodoko, hummalar, parazitler hastalıklar, kuduz salmonella bakterileri ve bağırsak enfeksiyonları gibi bir çok hastalık)
* Çiftlik hayatına zarar verirler. Süt ve yumurta üretiminde azalmaya hayvanlarda yarattıkları stres ve rahatsızlık ile ağırlık kaybına neden olurlar. Peptospirosis, salmonella, brucellosis ve şap hastalığını yayarak büyük tehlike teşkil ederler.
* Ahşap metal yerleri, boruları, elektrik kablolarını vs kemirirler. Elektrik kontağı ve yangına sıkça neden olurlar.
* Isırıklara ve diğer yaralanmalara neden olurlar korkutarak insanların sağlığını da bozarlar. Fareler sadece gemileri batırmakla kalmıyor, elektrik kablolarını da kemiriyor. Çünkü, bu hayvanların genetik kökenli diş problemleri var; ön dişlerindeki büyüme durmuyor. Bu nedenle fareler, ön dişlerinin büyümesini engelleyebilmek için elektirik kablolarını kemirme ihtiyacı duyuyor. Ancak elbette ki bu hem onlar hem de çevre için büyük bir risk taşıyor. Yüksek voltajlı kabloları kemiren bir fare yangın çıkmasını neden oluyor, ancak tabii ki bu yaptığından pişman olacak kadar uzun yaşayamıyor. Farelerin dişleri hafif çelikten bile daha sert olduğundan boruları, ince metalleri ve hatta beton blokları bile kolayca tahrip edebiliyor.
UZUN KUYRUKLARIYLA YÖN BULUYORLAR!
Çünkü kısa olsa kaybolurlardı. Kuyruk farenin sadece denge sisteminde değil, aynı zamanda yön bulma duyularında da etkili bir rol oynuyor. Farelerin kuyrukları vücut ısılarını da düzenliyor ve vücut ısısı yükseldiğinde bunu düşürüyor.

HAMAMBÖCEĞİ / HAŞERE İLAÇLAMA
Kalorifer böceği olarak da bilinen bu böcek açık kahverenginde ve ön göğüs bölgesinde iki koyu bant taşırlar. 10-12 mm boyundadır. Hamam böcekleri Çok kolay bir yerden bir yere geçebilir veya taşınabilirler. Bu haşere türü yumurta yöntemiyle ürer ve çoğalır. Hamam böcekleri içinde yumurta bulunan kapsüller halinde ürerler. Hamam böcekleri Her bir kapsül içinde 35-40 adet yumurta bulunur. Bu böcekler yumurtalarını sırtlarında taşıyarak gittikleri her yere yumurtalarını götürürler. 18 gün sonra yavrular yumurtalarda çıkar. Yıl içerisinde 8-10 defa yumurtlayabilirler.Dişi hamamböcekleri öldükleri anda bile yumurta bırakırlar. Bu hamamböceği türü bulunduğu alandaki her şeyi yiyebilir. Her türlü pisliği, mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar. Evlerde ilk yerleşecekleri mekanlar mutfak ve banyolardır. Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar. Nemli, sıcak ve pis yerlerden hoşlanırlar. Kazan dairesi, depo bodrum altı gibi yerlerde yoğun olarak bulunurlar. Genellikle gıda yerlerinde görülürler. Bu böcekler gıda zehirlenmeleri, verem, hepatit, mantar hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların mikroplarını taşırlar ve bulaştırırlar.AMERİKAN HAMAMBÖCEĞİ / HAŞERE İLAÇLAMA
Amerikan Hamamböceği: Ortalama 2-3 cm uzunluğundadır. Kanatlı kırmızımsı kahverenginde en büyük hamam böceği türüdür. Bu hamamböceği türü insanların yediği yemediği her şeyi yiyebilme özelliğine sahiptirler. 15 ay ömürleri vardır. Nemli, sıcak ve pis mekanları severler. Evlerde en çok mutfak ve banyolarda bu haşere türüne daha çok rastlanır. Karanlığı severler.Bu haşere türü çeşitli şekillerde yaşadığımız mekana girebilirler. Bir hamamböceğinin yaşadığımız mekana girmesi yüzlercesinin girmesi anlamındadır. Üreme sürekli devam eder ve kısa bir zaman sonra evimizi istila ederler. Bu böcekler oldukça dirençlidirler. Bilinçsizce, gelişigüzel yapılan bir ilaçlama bu böcekleri ortadan kaldırmaya yetmeyebilir. Bu haşerenin bireysel mücadelesi oldukça zordur. Bireysel mücadele ve satın alınan çeşitli ürünler ile yapılan kısmi mücadele başarılı olmadığı gibi zaman ve ekonomik kayba da yol açar. Aynı zamanda bu süre zarfında üremeleri de artar.bu haşere türü ile etkin bir mücadele, uygun ilaç ve periyodik uygulama gerekir.ORYANTAL HAMAMBÖCEĞİ  / HAŞERE İLAÇLAMA
Oval biçimli, parlak siyah ve çok koyu kahverengindedirler. Çoğalmaları ise periplaneta americana gibidir. 25-30 mm. boyundadırlar. Erkeklerin kısa kanatları işlevsel olup dişilerin ise körelmiştir. Anavatanları Asya olup buradan tüm dünyaya yayılmıştırlar. Erkeklerinin iki kahverengi kanadı vardır. Dişileri oval erkekler ise daha ince yapıdadır. Halk arasında KARA FATMA diye de tabir edilirler.Bu haşere türleri bodrum, bina boşlukları,lağımlarda ve ev içlerinde yuvalarını yaparlar. Ömürleri 6 ay kadardır. Her türlü gıda ve organik maddeyi yeme özelliğine sahiptirler. Her türlü pisliği,mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar. Bu böcekler gıda,su ve sıcağa duydukları ihtiyaçtan dolayı insanların yaşadığı her alanda görülürler. Özellikle evlerde ilk yerleşecekleri mekanlar mutfak ve banyolardır. Bu haşere türü zamanın büyük bir bölümünü yuvalarında geçirir. Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar. Dirençlidirler. Bilinçsizce yapılan amatör mücadelede ilaçlara karşı çok çabuk direnç kazanırlar. Bu böcekler gıda zehirlenmeleri, verem, hepatit, astım gibi hastalıkların mikroplarını taşır ve bulaştırırlar.TAHTA KURUSU / HAŞERE İLAÇLAMA
Heteroptera (yarım kanatlılar) takımının cimicidae ailesindendirler. Yaklaşık 75 değişik türleri olmasına karşın bizi en çok ilgilendiren “cimex Lectularius” türüdür. İnsan, memeli hayvan ve kuşların kanlarını emerek beslenirler. Erişkinleri 4-5 mm. Uzunluğunda, yassı oval ve kızıl kahverengindedirler. İtici bir koku salgılarlar. Emdikleri kanı sindirmeleri günlerce sürebilir ve bir kez beslenen tahtakurusu gerektiğinde bir yıl beslenmeden yaşayabilir. Tahtakuruları ısırdıkları yerde kızarıklık, kabartı ve kaşıntıya neden olarak rahatsız edicidirler. Genelde bulaşıcı hastalık vektörü değillerdir.PİRE / HAŞERE İLAÇLAMA
Siphonaptera takımını oluşturan küçük, kanatsız ve kan emerek beslenen böceklerdir. Sıcak ve ılıman iklim bölgelerini çok severler. Özel vücut yapıları sayesinde insan, memeli hayvanlar ve kemirgenlerin derilerine yapışarak kanlarını emerler ve Narlıdere değiştirirken birçok tehlikeli hastalığın taşınmasına neden olurlar. Erişkinlerin vücut uzunlukları 1-10 mm. arasında değişir. Yaşam süreleri birkaç hafta ile bir yıl arasındandır. Güçlü bacakları sayesinde boylarının 200 katını aşan mesafelere sıçrayabilir. Uzun bacaklı ve yassı vücutlu bu asalak yumurta, larva, pupa ve erişkin ve erişkin siklusu içerisinde çoğalırlar. Pupalar içinde olgunlaştıkları kozadan çıkar çıkmaz hemen tutunabilecekleri bir memeli veya kuş bulurlar. Bazı pireler tek bir Narlıdere türünde yaşadıkları gibi bazı türleri değişik Narlıderelarda yaşayabilir. Vebanın insanlara bulaşmasında baş rol oynayan pireler (Xenopsylla cheopsis) ortaçağda Avrupa nüfusunun yaklaşık dörtte birinin ölümünden sorumludur. Vebanın bulaştığı kemirgenler (özellikle fareler) dayanıklı değildir ve çabuk ölürler. Ölen Narlıderetan ayrılan pireler rahatlıkla insanlara ulaşarak bu hastalığı taşıyabilirler. Pireler veba’nın yanı sıra tifus ve tularemi hastalıklarını da bulaştırır.BİT / HAŞERE İLAÇLAMA
Phthiraptera takımından yaklaşık 3.300 değişik türü olan, küçük, kanatsız, yassı ve renkleri kirli beyazdan-siyaha varan asalaklardır. Çin’de insan bitinin de bulunduğu Anoplura alt takımı üyeleri emicidirler ve sadece memelileri Narlıdere olarak seçen bu alt takıma “gerçek bitler” de denilmektedir. İnsan vücut bitlerinin dışında tüm bitler, hayat evrelerinin tamamını Narlıdereladıkları canlının vücudunda geçirirler. Sadece vücut biti giysi kıvrımlarında barınır. Dişi bit sirke denilen yumurtalarını, tek tek veya topaklar halinde saç,tüy ve kıl diplerine bırakırlar. Tek bir dişi bit iki ay içerisinde 5000 yumurta bırakabilir.Bitler genellikle yaşadıkları Narlıdereları değiştirmezler. Özellikle evcil hayvanlarda aşırı çoğalmaları halinde hayvanın derisini tahriş ederek yaraların açılmasına ve sekonder enfeksiyonlara neden olurlar. İnsanda en çok görülen bit türü Pediculus humanus’tur. Vücut üzerinde yaşadığı bölgeye göre de değişik isimler alır. Baş biti (Pediculus humanus capitis), Vücut biti ( Pediculus humanus humanus ), Kasık biti (Pediculus humanus pubis) gibi. Bitlenme, şiddetli kaşıntı ve derinin tahrişi sonucu açılan yaralarda seconder enfeksiyonlara, özellikle çocuklarda impedigo denilen iltihaplı deri hastalığına yol açar. Ayrıca vücut biti tifus, siper humması reccurent humması gibi hastalıklara neden olan mikroorganizmalarında taşıyıcısıdırlar.DERİ BÖCEKLERİ  / HAŞERE İLAÇLAMA

Ergin 7-9 mm olgun larva 11-13 mm larva sarımsı kahverenkte vücut kıllarla kaplıdır. Vücut sonunda uzun bir kıl demeti bulunur.Kışı ergin olarak genelde ağaç kabukları altında geçirirler. Mayıs veya Haziran aylarında uçarak depo etrafına yumurtalarını bırakırlar. 10-15 günde açılan yumurtalardan çıkan larvalar etraftaki gıdalarla beslenirler. Pupa olmak için gıda ortamı, hatta tahta veya kurşun aksamında delik açarak pupa yeri hazırlarlar. 18-20 C’de yumurtadan ergine kadar 40-50 gün geçer. Yılda 1-5 defa döl verir. Ergin ömrü bir yıldır.Bu larvalar peynir, et ve salamı besin olarak tercih ederler. Ancak aynı cinse bağlı Dermestes maculatus türleri deri ve kürk depolarında önemli derecede zarar yapabilirler.SİYAH HALI BÖCEĞİ  / HAŞERE İLAÇLAMA
Ergin 3-5 mm olgun larva 7-8 mm vücut üzeri sert ve koyu kahverengi kıllarla kaplıdır. Yumurtalar 6-11 günde açılır. Erginler 35-40 gün yaşar. Larva dönemi besin durumuna göre 260-640 gün arasında değişir. Larvalar yün,ipek ve bunlardan imal edilmiş elbise, kürk, deri, kıl, tüy, ölü böcek, kitap ve süttozu ile beslenirler. Bu tip eşya ve yiyeceklerin olduğu depolarda sık rastlanır.TESPİH BÖCEKLERİ  / HAŞERE İLAÇLAMA
Bodrumlarda ağaç kabukları altında rutubetli yerlerde yaşar, tespih böceği kendisini küre şekline getirebilir. Uzunluğu 2 cm kadardır. Rutubetli ve sebze artığı olan her türlü yerde yaşar, tespih böceği mahzen çatı ve bodrum gibi yerleri severler. Saksı bitkilerine zarar verirler. Tehlike hissettiklerinde yumrularak tespih şeklini aldıkları için bu adı almışlardır.  KARASİNEK / HAŞERE İLAÇLAMA
Bu zararlılar ev sineği (musca domestica) olarak bilinirler. Diptera (çift kanatlılar ) muscidae ailesindendirler. Yerleşim yerlerinde ve hemen hemen her yerinde bulunurlar. Çöpler ve çürümekte olan organik atıklarla beslenirler. Ağız yapıları sokma-ısırma niteliği taşımadığı için yalayıcı-emici özellikte gelişmiştir. Bu nedenle insan ve memelileri sokmamakla birlikte bacakları ve vücutları aracılığı ile binlerce hatta milyonlarca zararlı madde ve mikroorganizmayı insanların yiyecek içeceklerine bulaştırmak suretiyle birçok hastalığın taşınmasında önemli rol oynarlar kara sinek, tahta kurusu, akrep, hamam böceği, bit pire gibi ilaca dayanıklı değildir.TATARCIK / HAŞERE İLAÇLAMA
Diptera (çift kanatlılar) takımının “phlebotamidae” ailesindendirler. Tüm sıcak ülkeler ve Akdeniz ikliminde bol miktarda bulunurlar sadece dişi cinslerinin kan emdiği bu sineklerin erişkinleri sivrisineği andırırlar. İyi uçucu olmadıklarından dolayı üredikleri alandan fazla uzaklaşamazlar. Çoğunlukla gündüzleri kuytu yerlerde saklanarak geceleri ortaya çıkar ve soktukları yerde şiddetli ağrı, kızarma ve kaşıntıya neden olurlar. Tatarcıkların dişileri genelde bir kez yumurtlar ve ölürler. Ancak bu evrimi bir kaç kez yenileyeni de vardır. Yumurta ve larvalar ya sulu organik atıklarda yada bataklılarda gelişirler. Şark çıbanı, kala-azar ve tatarcık humması gibi hastalıkların insanlara taşınmasında aktif rol oynarlar.  SİVRİSİNEK / HAŞERE İLAÇLAMA HİZMETİ
Bu cins sivrisinekler “Virüs Ansefaliti” ve sıcak bölgelerde görülen “filariasis” hastalıklarının taşıyıcılarıdır. Sivrisinek istirahat halindeyken gövdeleri dinlenme yüzeyine paralel, hortumları aşağı yönde eğiktir. Kanatları tek renktir. Temiz yada kirli tüm tatlı sulara yumurta bırakırlar. Yumurtalar kümeler halinde yüzerler. Larvaları su yüzeyinde 45 derecelik bir açı ile baş aşağı olarak asılırlar. Yaşam siklusları 10-14 gündür sivri sinekler ıslak nemli ortamı severler sivri sinekler genelde toplu olarak görülürler. GÜVE / HAŞERE İLAÇLAMA

Kelebeğin vücudu ve kanatları homojen olarak parlak altın renginde, kanat açıklığı 13 mm, olgun larva 13 mm dir. Dişi kelebek yumurtalarını gıda ortamına yapıştırarak tuttururlar. Larvalar kendilerine bir kolon örerek içerisinde beslenirler. Gıda bitince tekrar bir tüp daha örerek orada beslenmeye devam ederler. Bu tüpler elbiselerin yaka altı, dikiş araları, koltuk altı vb. yerlerde bulunur ağların varlığı ile içerisinde güve olduğu anlaşılmaktadır. Larvalar yün, ipek, kürk, deri gibi materyalleri mobilya döşemelerini yiyerek önemli zararlara neden olurlar. Uygun olmayan ortamda kolon içerisinde 8-24 ay dormant halde kalabilirler. Uygun koşullarda larva dönemi 30-35 günde tamamlanır. Pupa dönemi yazın 8-10 gün, kışın 21-28 gün sürer. Isıtılan binalarda yılda 3-4 döl, ısıtılmayanlarda 1 döl verir.YABAN ARILARI  / HAŞERE İLAÇLAMA
Yaban arıları ısırmaları ve insanlarda alerjik reaksiyonlara neden olarak zarar verirler. Yaban arıları ağaç dallarında ve fundalıklarda binaların tavan aralarında veya yer altında yuva yaparlar. Yaban arıları ile mücadelede bu hayvanları çekici yiyeceklerin ve su birikintilerinin ortadan kaldırılması önemlidir. Mekanik olarak tuzaklar içerisine çekici yemler konarak arıların buraya girmesi sağlanır ve girdikleri zaman çıkamazlar. Kimyasal mücadelede yuvaları direk ilaçlanır. İlaçlamanın; yaban arılarının içeride bulunduğu zaman yapılması çok önemlidir. AKREPLER / AKREP İLAÇLAMA SERVİSİ
Kıskaçları ve uzun kuyrukları ile kolaylıkla tanınabilirler. Akrepler kızdırıldığı zaman zehirli iğnelerini insanlara batırırlar. Akrepler geceleri hareket eder gündüzleri ise taşların altında, ağaç kovuklarında,molozlarda, tavan aralarında ve evlerin alt kısımlarında saklanır. Akrepler böcek,örümcek, kırkayak ve kara tespih böcekleriyle beslenirler. Çoğunlukla karnivordur, pek azı bitki öz suyu ile beslenirler. Akreplerin Bazıları bir yıl kadar açlığa dayandıkları tespit edilmiştir. Kurak yerler de ve özellikle sıcak bölgelerde bulunurlar. Akreplerin birçoğu toprakta derinlere iner ve yuva yaparlar. Akreplerin vücutları oransal olarak büyük olmalarına rağmen yassı yapılarından dolayı dar aralıklardan geçebilirler. Akrepler yumurtlamaz, bunun yerine canlı yavrular doğururlar; yavru doğumdan sonra bir süre annenin sırtında taşınır.Mücadelede saklandıkları alanın yok edilmesi büyük önem taşır. Pestisitlerin akreplerin sakladığı klozetler, boru giriş yerleri, tavan araları, bodrum katları gibi yerler, dışarıda taş yığınları ve odunluklar ilaçlanmalıdır. Ayrıca akrep sokmalarından korunmak için yatarken tavandan düşmelere karşı cibinlik kullanılabilir. Akrepler bahçeli evlerde villalarda da görülür. Akrepler merdivenlerden ve aydınlatma boşluklarından en üst daireye bile tırmanabilir.KARINCALAR / KARINCA İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Sosyal yaşayan, yapıları ve görevleri ile farklı sınıflardan topluluk oluştururlar. En kalabalık olan sınıf işçi kısmıdır. İşçilerin eşeysel organları körelmiştir.Besin sağlama, yuva yapma,savunma ve yavru bakımı gibi işlevleri yerine getirirler. Kraliçenin ise eşeysel organları oldukça gelişmiştir. Sadece yumurta bırakırlar. Çiftleşme döneminde kanatlı olmaları ile işçilerden ayrılırlar. Karıncaların bazıları 15-20 yıl yaşamaktadırlar. Erkekler; işçi ve kraliçeden belirgin olarak ince yapılı karınca olmaları ile ayrılır. Kanatlarını atmazlar, karıncalar çiftleşmeden hemen sonra yuvadan uzaklaşan erkekler birkaç gün içerisinde ölürler. Kraliçe ilk yumurtalarını martta bırakmaya başlar ve ilk yumurtadan kanatlı eşeysel bireyler oluşur. Karıncalar da eylülde yumurta bırakma durur. Bir çok tür besin depo eder ve özellikle tahıl tanelerini yuvalarına taşırlar. Evlerde istenmeyen görüntüler oluşturdukları için mücadele yapılmalıdır. Mücadelede yuvalarının tahrip edilmesi, kraliçenin bulunması ve elimine edilmesidir. Karıncalar kış süresince görüldükleri takdirde, iç mekanlarda yuva yaptıkları düşünülmelidir. Yazın dış mekanlarda yuva yapmayı tercih ederler. Kimyasal olarak; halk sağlığı alanında kullanılan Sağlık Bakanlığından ruhsatlı insektisitlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.GÜMÜŞ BÖCEĞİ / GÜMÜŞ BÖCEĞİ İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Vücut 7-10 mm. Erginin üst kısmı gümüş renkte pulcuklarla kaplıdır. Yumurtadan yeni çıkmış yavrular beyaz renktedir. Bir dişi gümüş böceği 100 kadar yumurta bırakır, hayat devresi bir yılda tamamlanır, gümüş böceklerinin erginleri 2-3 yıl yaşar. Un fabrikaları ve depoları, kütüphane, ev ve kağıt depolarında sık rastlanan böceklerdir. Gümüş böcekleri nemli sıcak ve loş yerleri severler, şekerli, unlu maddelerle, kağıt ve kağıt ürünleriyle beslenirler. Pamuk, naylon, kitap ciltleri, duvar kağıtları, nişastalı materyallerle beslenirler.YILANLAR / YILAN İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Genel olarak fare gibi kemiricilerle, küçük sürüngenlerle, kertenkelelerle ve böceklerle beslenirler. Kemiricilerle beslendikleri için yararlıdırlar. Çok hızlı hareket edebilirler ve ağaçlara da tırmanabilirler. Gündüzleri aktiflik gösterirler. Ekim’le Nisan ayı arasında kış uykusuna yatarlar. Haziran ve Temmuz aylarında yumurtlamaya başlayan bu hayvanların dişileri, bir defada 10 kadar yumurta bırakabilirler.Kuru yerlerde, çalılık ve taşlık alanlarda yaşarlar. Tarlalarda, bahçelerde ve ev yakınlarında görülürler. Bitki örtüsünün seyrek olduğu, kurak yerlerdeki taşlık ve çalılık yerlerde, evlerin yakınında, tavan aralarında yaşarlar. Toprak evlerin çatılarında da görülürler. Zararlarından fazla bahsetmeye gerek yok. Rahatsız edildiklerinde yada kendilerini korumak için saldırabilirler. Mücadelesinde yaşam alanları yok edilmelidir.ÖRÜMCEKLER / ÖRÜMCEK İLAÇLAMA
Ev içerisinde köşelerde ve sundurmalarda ağlar örerler, örümcek ağlarının şekilleri türlere göre değişir. Bazı zehirli türler dışında bir zararı yoktur. Latrodectus mactans (Kara dul örümceği) zehirli türdür. Örümcek ağları sürekli temizlenmeli, ayrıca mayıs ayına kadar yapılacak birkaç ilaçlama ile popülasyon önemli ölçüde düşürülebilir. Örümcekten kurtulmak için periyodik ilaçlama yapılması gerekrir.  KULAĞA KAÇAN / KULAĞA KAÇAN İLAÇLAMA SERVİSİ
Genelde nemli ve yağmurlu zamanlarda evlere akın ederler. Bilinenin aksine zararsızdırlar. Kulağa kaçan ev duvarlarındaki çatlak ve yarıklardan, yürüme yolları ve garajdan, etraftaki sarmaşık tipi bitkilerden içeri girmektedir. Kulağa kaçan kurtulmak için ev etrafındaki bitki atıkları, taş yığınları gibi rutubet oluşturacak alanlar imha edilmelidir.     SALYANGOZ İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Sularda ve nemli çayırlarda yaşayan, değişik ebat ve şekillerde çok değişik türleri vardır. Kabuklu bir türdür. Gezdikleri yerlere sıvılarını bulaştırır. Bitkileri yiyerek yaşamları sürdürürler. Küçük türleri çoğu kez bahçelerde süs bitkilerini sararak kurumasına sebebiyet verirler.  İnsan bağırsaklarında yaşayan ve halk arasında bağırsak kurtları adı verilen ve çok çeşidi olan bu canlıların bazılarına ara konakçılık yaparak insanlara yayılmasında rol oynarlar. Bahçe ve çimenlik alanlarda özel yem şeklinde hazırlanmış mollusisit grubu ilaçları atmak sureti ile kolayca mücadele etmek mümkündür.KIRKAYAK / KIRK AYAK İLAÇLAMA SERVİSİ
Genel olarak kırk ayak katlarda, balkonlarda, bodrumlarda, rutubetli ortamlarda, yaprakların altında ve gübrelik alanlarda yaşarlar. Boyları 3 ile 7 cm arasında değişmektedir. Sıcak, nemli ve saklanabilecekleri yerleri tercih ederler. Kırk ayakların Yumurtadan çıktıktan sonra ergin hale gelmeleri 75 -150 gün arasında değişmektedir.
İç ve dış alanlarda yuvaları,yaşam alanları tespit edilmeli ve periyodik olarak ilaçlama yapılmalıdır.  ÇEKİRGE İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Boyları 2,5 – 3,5 cm arasında değişen siyah veya kahverengi olan çekirgelerin kalın , köşeli gövdesi ve zıplamasını sağlayan uzun bacakları vardır. Genellikle dış alanlarda yaşayan çekirgeler; beslenme ve sığınma amaçlı olarak iç alanlara da girmektedirler. Işık tarafından çekilebilen çekirgeler; açık camlardan, bina duvarlarındaki çatlak ver deliklerden bina içerisine girerler. Özellikle kirli giysilere beslenme amaçlı zarar verdikleri bilinmektedir. Yaşam alanları; ekili araziler, ağaçlık alanlar, bina yakınlarındaki uzun otlar ve sarmaşık gibi yoğun bitkiler arası, keresteler ve taş yığınlarıdır. Çekirgelerle mücadelede önemli noktalardan birisi bina yakınlarındaki yaşam alanları yok edilmesi ve ilaçlanmasıdır.AĞAÇ KURDU / TAHTA KURDU / MOBİLYA BÖCEĞİ İLAÇLAMA ŞİRKETLERİ
Eski tahta eşyalara, ağaç pencere, kapı, mobilyalara yerleşerek delikler açarak ilerlerler. Büyük toplu iğne başı büyüklüğündeki ağaç kurtları genellikle kahverengidirler. Kemirdikleri ağaçların tozları dökülür ve ölen ağaç kurtları mobilyaların altına düşer. Mobilyaların iç aksamında yuvalanırlar. Profesyonel haşere kontrol servisimiz özel formülasyonlar kullanılarak yok edebilmektedir.  Profesyonel olmayan haşere kontrol servislerinin kullandığı ilaçlarla ağaç kurdu ve tahta kurdu gibi haşerelerden kurtulmak imkansızdır.  ÇIYAN İLAÇLAMA ŞİRKETİ SERVİSİ HİZMETİ
3-10 cm arası büyüklükte 2-8 mm eninde yassı gövdesinde 17 çift anteni bulunan zehirli bir haşeredir. Evlerin loş, nemli ve karanlık bölgelerinde, taşların altında ve karanlık yerlerde yaşarlar. Geceleri böcek ve solucanlar ile beslenirler ve insanlara saldırmazlar. Terlik ve ayakkabı giyerken veya çıplak ayakla dolaşırken sokabilirler. Isırdıkları yerde koyu renkli iki adet iz görülür ve örümcekteki gibi zehirlenme belirtileri görülür. sırdıkları yer hemen temizlenmeli gerekirse biraz kanatılmalı ve hemen bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.EV FARESİ / FARE HAŞERE İLAÇLAMA ŞİRKETİ
Çok küçük ev faresi 3 cm civarındadırlar ve fındık faresi olarak ta anılırlar, renkleri genelde gridir,büyük kulakları, küçük gözleri ve burunları vardır.Fındık farelerinin pislikleri siyah pirinç büyüklüğünde ve ovaldir.Fındık faresi pisliğini etrafa saçar, yuvasını gıda merkezlerine yakın oyuk ve boşluklarda yapar, ev ve iş yerlerine yerleşir daha çok bodrum çatı ve insanın yaşadığı ortamlarda daha çök görülür çok iyi tırmanıcı ve sıçrayıcıdırlar. Çok çabuk ürerler, fındık fareleri gebelikleri 18-21 gün sürer ve her seferinde 5-8 arası yavru yaparlar. Yılda 5-10 döl verir. Çok güçlü koku duyuları vardır. Yetişkin bir ev faresi 0.5 cm delikten geçer ve 4 metre yüksekten atlayabilir.LAĞIM FARESİ / SIÇAN İLAÇLAMA HİZMETİ
Ergin lağım faresi kuyruğu hariç 18-25 cm boyunda ve 200-600 gr ağırlığındadır. Küt burunlu, küçük kulak ve gözlere sahip, lağım fareleri kaba tüyleri kahverengi siyah karın bölgesi gri beyaz arası bir renktedir. Lağım fareleri daha çok kanalizasyon sistemi, binaların bodrum ve alt katları ile depolarda, bina dışında ise nehir kenarlarında, yol boyunca toprak altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yaparlar. Ergin lağım farelerinin dışkıları iki ucu küt kapsül şeklinde ve 20 mm kadar uzunlukta olabilir. 2-5 ayda ergin hale gelir, bir yıl yaşarlar. Gebelikleri 3 hafta sürer.Lağım fareleri bir keresinde 7-8 yavru doğurur ve yılda 3-6 döl verebilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilir, 15 metre yükseklikten atlayabilirler. Kemirmeyi severler ve en çok elektrik kablolarını kemirdiği için de sık sık yangınlara sebep olurlar.ÇATI FARESİ / ÇATI FARESİ İLAÇLAMA SERVİSİ
Ergin çatı faresi, kuyruğu hariç 16-21 cm boyunda ve 80-300 gr ağırlığındadır. Sivri burunu, iri kulak ve gözleri olup, kahverengi veya siyah tüylere sahiptir, çatı fareleri çok iyi tırmanıcıdırlar. Bina içleri ve altında, çatısında, çöp ve odun yığınları içinde yaşarlar. Erginlerin dışkıları Çatı faresinin dışkısı gibi fakat sivri uçludur. Çatı fareleri 4 ayda ergin hale gelir ve 12 ay yaşarlar. Çatı fareleri bir keresinde 4-8 yavru doğurur ve yılda 6 döl verebilirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilirler. “Fareler Leptospirosis, Selmonella, Brucellosis, Kuduz ve Şap gibi bir çok hastalığı yayarak büyük tehlike teşkil ederler.”KENE İLAÇLAMA – KENE SOKMASI – KENE ISIRIĞI – KENE İLE MÜCADELE
Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler. Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.KARA FATMA İLAÇLAMA SERVİSİ
1-1,5 cm uzunluğunda parlak siyah renklidir. Erkeklerde iki kahve renkli kanat vardır. Dişiler oval erkekler ise daha ince yapıdadır, halk arasında KARAFATMA olarak da anılırlar. Genelde lağım sistemi, bodrum, depo, bina boşlukları ve daha az olarak ta ev içlerinde yuvalanırlar. Havalar ısınınca komşu binalara kadar her yeri istila ederler, kış aylarında ana yuvalarına çekilirler. Ömrü 6 aydır, her türlü gıda ve organik maddeyi yerler. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, Bilinçsiz amatörce yapılan mücadelelerle ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. Yaklaşık bir gecede 4,5 km yol kat edebilirler. Marketten ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir. Pazar eşyaları ile, sebzelerle veya kolilerle bilinmeden taşınmış olur. Apartman temizse sakinlerin dikkatli olması, ilk böcek geldiğinde ise o dairenin böcek yayılmadan ilaçlatılması gerekir. İhmal edilirse diğer dairelere de yayılarak rahatsızlık verir ve masraflara neden olur. Örneğin 30 daireli bir apartmanda 6-7 dairede üreme başlamışsa, bütün apartman dairelerinin komple ilaçlatması en doğru harekettir. Bu yapılmazsa böcekler daireler arasında dolaşır ve sorun zaman içinde kronikleşir. “Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Allerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar”.FARELER
Sıçan ve fareler sevilmez kemirgenlerdir ve kimse bu kemirgenleri ev veya işyerinde görmek istemez. Kemirgenler dış alanda her türlü ortamda yaşar ve iç alanlara herhangi bir zamanda girebilirler ancak bu durum daha çok sonbaharda gerçekleşir. Bunun sebebi havaların soğuması değil, kemirgenlerin dış alandaki besin kaynaklarının tükenmesi ve yeni kaynak arayışlarıdır. Fareler mükemmel tırmanıcılardır ve çatı aralarından, havalandırmalardan, kablo yuvalarından, kanalizasyondan, bacalardan ve garajlardan binalara giriş yapabilmektedirler.fareler Özellikle kapı altlarından kolaylıkla geçerler.Fareler her yerde, gerek şehirlerde gerek şehir dışlarında, ancak çoğunlukla yerleşim birimlerinin olduğu yerlerde yaşarlar. Binalarda sıçanlardan daha fazla görülmelerinin nedeni, daha küçük olduklarından 0,6 cm aralıklardan (kurşun kalem genişliği) geçebilmeleridir. Yuvalarını iç alanlarda veya yakacak odun araları, taş ve tuğlalar, yaprak yığınları ve diğer döküntüler arasında dış alanlarda yaparlar.
Farelerin en çok yiyecek maddesinin bol olduğu ambar, değirmen, kümes gibi yerlerde bulundukları, iç alanlarda taban ve pervaz araları, her türlü duvar delikleri, oluklar, dış alanlarda ise çöplük kenarları, toprak yığınları su kanallarında barındıkları dikkate alınmalıdır. Kurulacak yem istasyonları hedef dışı yaban ve evcil canlıların ulaşamayacağı;fare ve sıçanların hareket ve saklanma yerlerine yakın şekilde; söz konusu canlıların hızlı bir şekilde hareket edecekleri ve kısa sürede saklanma ihtiyacı duyacakları göz önüne alınarak; gürültüsüz ve sakin yerlere yerleştirilmelidir. Yemler çevre şartlarından etkilenmeyecek şekilde kap ve kutulara konulmalı; kesinlikle insan eline maruz bırakılmamalıdır. Bu amaç için özel imal edilmiş kapaklı ve kilitli fare ve sıçan yem istasyonları tercih edilmelidir. İstasyon kap ve kutular üzerine FARELER ZEHİRLİDİR fareler için uyarıcı yazı yazılmalıdır. İlaçlamada kullanılacak fare zehrinin fomülasyon mücadele ortamının ve farelerin beslenme özelliklerine uygun olarak seçilmelidir. örneğin;kanalizasyon; rutubetli ve ıslak ortamlarda tercih edilecek fomülasyon tipi mum bloklarıdır. Yem istasyonları belli aralıklarla yerleştirilmelidir, 7-10 günde bir kontrol edilerek azalan yemler takviye edilmelidir hiç dokunulmamış istasyonların yerleri değiştirilmeli veya azalan yemlere ilave edilmelidir.FARELERİN VERDİĞİ ZARARLAR
* Ev ve işyerlerini istila eder, eşyaya zarar verir, kemirirler yiyeceklere zarar verir, tüketir ambalajlarını bozarlar.Farelerin Dışkıları kılları ve taşıdıkları mikro organizmalar yiyecekleri kontamine eder.Gıdaları ve gezdikleri çevreyi kirleterek resimleri ile beraber bulaşıcı hastalıkların insanlara yayılmasına neden olurlar. (veba, tifüs, weil, sodoko, hummalar, parazitler hastalıklar, kuduz salmonella bakterileri ve bağırsak enfeksiyonları gibi bir çok hastalık)* Çiftlik hayatına zarar verirler. Süt ve yumurta üretiminde azalmaya hayvanlarda yarattıkları stres ve rahatsızlık ile ağırlık kaybına neden olurlar. Peptospirosis, salmonella, brucellosis ve şap hastalığını yayarak büyük tehlike teşkil ederler.* Ahşap metal yerleri, boruları, elektrik kablolarını vs kemirirler. Elektrik kontağı ve yangına sıkça neden olurlar.* Isırıklara ve diğer yaralanmalara neden olurlar korkutarak insanların sağlığını da bozarlar. Fareler sadece gemileri batırmakla kalmıyor, elektrik kablolarını da kemiriyor. Çünkü, bu hayvanların genetik kökenli diş problemleri var; ön dişlerindeki büyüme durmuyor. Bu nedenle fareler, ön dişlerinin büyümesini engelleyebilmek için elektirik kablolarını kemirme ihtiyacı duyuyor. Ancak elbette ki bu hem onlar hem de çevre için büyük bir risk taşıyor. Yüksek voltajlı kabloları kemiren bir fare yangın çıkmasını neden oluyor, ancak tabii ki bu yaptığından pişman olacak kadar uzun yaşayamıyor. Farelerin dişleri hafif çelikten bile daha sert olduğundan boruları, ince metalleri ve hatta beton blokları bile kolayca tahrip edebiliyor.UZUN KUYRUKLARIYLA YÖN BULUYORLAR!
Çünkü kısa olsa kaybolurlardı. Kuyruk farenin sadece denge sisteminde değil, aynı zamanda yön bulma duyularında da etkili bir rol oynuyor. Farelerin kuyrukları vücut ısılarını da düzenliyor ve vücut ısısı yükseldiğinde bunu düşürüyor.

İlaçlama
İlaçlama

Yapı Market Tedarikçileri fuarına katıldık ..

Bu yıl ilk düzenlenen yapı market tedarikcileri fuarı büyük bir katılımla gerçekleşti. Fuarda gerek ustalar gerekse imalatçı firmalarla görüşme imkanına sahip olduk. USTALAR.COM standı ziyaretçilerden büyük bir ilgi topladı. Ziyaretci ve Katılımlar USTALAR.COM için çok olumlu değerlendirmeler yaptı. Bu projenin devam etmesi için tavsiyelerde bulundular.

Sponsor Firmamız : YELPAM KULP ürünlerini sergileyerek, yapı market tedarikcilerle görüşmeler gerçekleştirdi.

Yapı Market Tedarikcileri fuarı GÖrüntüsü
Yapı Market Tedarikcileri fuarı GÖrüntüsü

Aracınızın yağını değiştirmek

Aracınızın yağını kendiniz değiştirirerek, harcamalarınızı azaltabilirsiniz; bu, göründüğünden çok daha kolaydır.

Aracınızın yağını değiştirmek

Aracınızın yağını kendiniz değiştirirerek, harcamalarınızı azaltabilirsiniz ve bu, göründüğünden çok daha kolaydır. Ancak araç bakımı söz konusu olduğunda, güvenlik herşeyden önce gelir. Yani bu konuda ister acemi, ister deneyimli olun, Uzmanların, bu işi yapmanın en güvenli ve etkin yolu hakkındaki tavsiyelerine uyun. Aşağıda bu tavsiyeler adım adım yer almakta.

İhtiyaçlarınız
•Yaklaşık 5 litre motor yağı (motorunuza uygun viskozite, API performansı ve miktar için kılavuza bakınız.). Gerekli motor yağını shop’larda veya piyasadaki diğer satış noktalarında bulabilirsiniz.
•Yeni bir yağ filtresi birçok arabada, çeşitli boylarda “”çevirmeli”” yağ filtresi olarak kullanılır. (Motor yağı satış noktalarında aracınıza uygun tip ve boydaki filtreyi bulabilirsiniz.)
•Boşaltım tıpası anahtarı ya da (doğru büyüklükte) çatal anahtar ve bir yağ filtresi anahtarı. Bazı motorlarda, satıcınızdan alabileceğiniz özel bir alete ihtiyaç olabilir.
•En az 6-8 litre kapasiteli büyük bir boşaltım kabı ve bir huni.
•Temiz bez parçaları, el temizleme sıvısı ve/veya tek kullanımlık lateks eldiven.

1. Adım – Yaşınızı seçin

Kullanıcı kılavuzunuz, normal sürüş koşullarında tercih edeceğiniz belli bir yağ derecesi ve yağ değiştirmeden aracınızı kaç mil / km kullanabileceğiniz konusunda bilgi veriyor olmalıdır.

Ancak birbiri ardına yapılan kısa seyahatler, dur-kalk tipi trafik veya karavan ya da römork, hayatınızın olağan bir parçasi ise, motorunuzdaki ekstra lekelenme daha kısa aralıklarla yağ değiştirmeyi gerektirecektir.
Özel durumlar için kullanıcı kılavuzuna bakmayı ve tavsiyelere uymayı ihmal etmeyin.

2. Adım – Aracınızı hazırlayın

Aracınızın altına girmeden önce özel güvenlik tedbirleri için kullanıcı kılavuzunuza mutlaka bakın.

Asla aracınızı yükseltmek için kriko kullanmayın – bu kesinlikle fazla dengesiz olacaktır. Taşınabilir tekerlek rampaları bu iş için ideal ve çok daha güvenlidir. Tekerlek rampaları, aracı, tam da sizin altına girebileceğiniz kadar bir eğimle kaldırır. Rampanın kullanım şeklini dikkatle uygulayın, özellikle de güvenlik ile ilgili kısımlarını.

Zeminin düz olduğundan eminseniz, aracı, ön tekerlekler yükselecek şekilde rampanın üzerine sürün. El frenini çekin ve her iki arka lastiği tahta parçaları yardımıyla da kilitleyerek, aracın kaymasını / hareket etmesini engelleyin.
Aracınız manuel vitesliyse, birinci vitese; otomatik vitesliyse “Park” durumuna getirin.

Soğuk yağ, gerektiği gibi süzülmeyecektir; dolayısıyla, işe başlamadan önce yağın sıcaklığını arttırarak normal işlem sıcaklığına getirmek için, aracınızı sürün. Sonra motoru durdurun ve vakum oluşmasını engellemek amacıyla yağ dolum kapağını gevşetmek için, motor kapağını kaldırın. Bu, yağın alttan daha kolay boşalmasını sağlayacaktır.

3. Adım – Eski yağı boşaltın

Aracınızın altındaki yağ boşaltım tıpasını bulun. Motor / yağ karteri ya da alt panın arka alt kenarında olmalı.Boşaltım pan / tepsisini boşaltım tıpasının altına ve hafifçe, arkaya doğru yerleştirin. Anahtarı kullanarak, tıpayı saat yönünün tersine, serbestçe dönene dek çevirin. Elle çevirmeye devam ederek tıpayı çıkartın. Bu noktada, yağa dikkat edin çünkü aniden boşalabilir ve hayli sıcak olması kuvvetle muhtemeldir. Tıpayı tepsinin içine düşürmemeye çalışın ama düşerse de sorun değil.

Not: Boşaltım tıpalarının çoğunda, conta yıkama parçası bulunur; bunu kaybetmemeye dikkat edin!

4. Adım – Yağ filtresini çıkartın

Yağ filtresini, filtre anahtarı ile saat yönünün tersine çevirerek gevşetin. Elle çevirmeye devam edin ve sıcak egzoza dokunmamaya dikkat ederek filteyi tamamen çıkartın.
Yağ filtresi yağla dolmuş ve biraz ağırca olabilir. Dikkatle aşağı indirip motordan çıkartın ve içini boşaltım tepsisine boşaltın.

Not: Bazı yağ filtreleri yatay yerleştirilmiş olup, gevşettiğinizde, 200 ml’ye kadar kirli, sıcak motor yağı sızdırabilir. Endişelenmeyin, bu normal, ama hazırlıklı olup, yanınızda pek çok emici bez parçası buldurun.

5. Adım – Yağ filtresini değiştirin

Bez parçasıyla motorun üzerindeki filtre yuvasının içi ve çevresini iyice silin.Sonra yeni bir filtre alıp, parmağınızla, mühür vazifesi gören sızdırmaz contaya (filtrenin yuvarlak kenarı) ince bir tabaka halinde (yeni ya da kullanılmış) yağ uygulayın.

Yeni filtreyi dikkatle, ince yağ hattına oturtup, saat yönünde çevirerek yerleştirin.
Yerine oturdu mu, filtre, kolayca takılacaktır. Filtreyi elle sıkıştırın ama aşırı sıkı olmamasına da dikkat edin.
Yağ tıpasını ve bakır contayı temizleyip, hizalayarak, yerine takın.
Tıpayı elle çevirerek yerleştirin ve anahtar / kıskaç ile sağlamlaştırın. Yine aynı şekilde, fazla sıkı olmamasına dikkat edin.

6. Adım – Temiz yağ ekleyin

El frenini dikkatlice açın ve bırakın aracınız, rampadan aşağı arkaya doğru yavaşça kayarak yer hizasına gelsin. (Bu noktada motoru çalıştırmayın yoksa çeşitli hasarlar meydana gelebilir.)

Motorun üzerinde, genelde yağ tenekesi sembolüyle işaretlenmiş Yağ Dolum kapağını göreceksiniz. Kapağı açın ve motoru, doğru seviyeye kadar doldurduğunuzdan emin olmak için çubukla ölçerek, gereken yağ miktarıyla doldurun.

Kapağı yerine takıp, kenarlara akmış yağ varsa, temizleyin. Motor çalışır çalışmaz, yağ ışığı sönmelidir.

Motoru birkaç dakika çalıştırıp, kapattıktan sonra, yağ seviyesinin doğruluğundan emin olmak için çubukla bir kez daha ölçün. Bu aşamada, biraz daha yağ eklemeniz gerekebilir, bu normaldir.

Son olarak, öncekiler kadar önemli bir adım da, aracın altını sızıntı var mı, diye kontrol etmektir – özellikle, yağ filtresi ve boşaltım tıpasının altına bakın.

7. Adım – Kullanılmış yağdan kurtulun

Bitti mi sandınız? Henüz değil! En son ve bazı açılardan en önemli adım, aracınızdan boşalttığınız kullanılmış yağdan gerektiği gibi kurtulmaktır. Kullanılmış motor yağı, zehirli atık niteliğinde olduğundan çevreye zararlıdır ve güvenli biçimde atılması hayati önem taşır.

Kullanılmış yağı güvenli şekilde nasıl atabileceğinize dair, servisinize danışın. Servisteki teknisyenler bunu sizden alıp, dönüştürülmesi veya güvenli biçimde atılmasi için gerekeni yapar; ya da sizi başka alternatiflere yönlendirebilecek çözümler önerirler.

Her yağ değişiminin, tarih ve km. bazında yazılı kaydını tutun. Böylelikle bir daha ne zaman yağ değiştirmeniz gerektiğini daha kolay bilirsiniz.

Otomobillerinizde kış bakımı hakkında bilmek istedikleriniz ,

Araba motorları yazın daha fazla ısınır bu yüzden yağın kontrol edilmesi gerekir. Yağ değişim zamanı geldiğinde iş işten geçmiş olabilir o yüzden sık sık yağın seviyesi ve durumu (yağın içinde bulunan partiküller ) kontrol edilmelidir.

Yağ değişimi veya tamamlanması, Yağ filtresi değişimi yapılmalıdır.
Yazın tozlu ortam daha fazla olacağından hava filtresi ve polen filtresi kış aralığından daha sık değişmeli, mutlaka sık aralıklarla kontrol edilmelidir. Çünkü hava filtrelerindeki tıkanıklık daha fazla yakıt tüketilmesine sebep olmaktadır.

Hava filtresi değişimi ve Polen filtresi değişimi yapılmalıdır.
Lastik basınçları yazın sıcaklıkla birlikte kendiliğinden artabilir. Mutlaka kontrol edilmeli ve kışlık lastikler yazın kullanılmamalıdır.

Lastiklerin basınç kontrolü ve değişimi yapılmalıdır.
Bilinenin aksine silecek lastikleri yazın daha çabuk bozulur. Cam silecek suyuna yazlık, yani içinde yağ çözücü maddeler bulunan cam suyu konmalıdır.Fiskiyeler control edilmelidir.

Silecek lastikleri kontrol edilmeli.Yazlık cam suyu kullanılmalıdır.
Yazın uzun yolculuklar daha fazla yapıldığından her an yola çıkılacakmış gibi çok nokta kontrolü yapılan bir bakımdan geçirilmelidir.

Yaza özgü çok nokta kontrollü bakım yapılmalıdır.
Yazın hız limitleri kışa oranla daha fazla zorlandığından ön düzen direksiyon ve servo kontrolü yapılmalı, lastik balansları kontrol edilmelidir.

Rot ayarı yapılmalı, Balans ayarı yapılmalıdır.
Klima gazı, klima kompresör yağı ve fanlar kontrol edilmelidir.Klima gazı kontrol edilmeli ve tamamlanmalıdır.Akü asit yoğunluğu yazın daha fazla değişebilir veya akü gözlerinde su kaybı olabilir, mutlaka kontrol edilmelidir.

Akü asit yoğunluğu ve gücü kontrol edilmelidir.
Motor soğutma suyu seviyesi ve kaçakları kontrol edilmeli, antifriz seviyesi yaz kış aynı olmalıdır.

Antifriz ve su eksiği tamamlanmalıdır.
Araçtaki tüm sıvıların kontrolü yapılmalı ve eksikler tamamlanmalıdır. Özelliğini kaybedenler ve değişim zamanı gelenler mutlaka değiştirilmelidir.

Fren ve direksiyon hidrolikleri kontrol edilip eksikler tamamlanmalıdır.
Bujiler ve tüm aydınlatma sistemi kontrol edilmeldir. Yazın daha çok yolculuk edilebileceğinden ön ve arka fren balataları kontrol edilmeli gerekirse değişmelidir. Ayrıca stepne ve kriko muhakkak kontrol edilmelidir.

Yapı Malzemelerinde “Kalite Belgesi Şartı” geliyor …..

Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, kalite standart belgesi olmayan malzemelerin artık inşaatlarda kullanılamayacağını belirterek, “Eğer bir kapı kilidi, bir tuğla belgesi yoksa inşaatlarda kullanılamayacak. Malzemeyi inşaatta denetleyeceğiz. Yolda değil.” diye konuştu.

Müstakil Sanayici İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Sakarya Şubesi’nin Sakarya ve Ticaret Odası’nda gerçekleştirdiği 13. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Bakan Demir, ekonomik gelişmeler ve bakanlığın çalışmalarını değerlendirdi.

16. büyük ekonomi olan ve kendisinden daha büyük ekonomilere sahip ülkelerin gösteremediği performansı bugün gösteren bir Türkiye’nin bulunduğunu ifade eden Demir, şunlarĞ 2000 ± söyledi: “Bu asla tesadüfi değil. Bunu herkes aklına koysun. Olur ya bazen düşünürken ‘nasıl olsa o zorlu dönem geçti, burada tesadüflerde vardır’. Hayır, her bir günü, her bir haftası ve her bir ayı hesap edilmiştir. Bunun için istikrar var. Kolay kolay olmuyor ki istikrar. Topyekün bir ülkede her alanda istikrar varsa, turizminden futboluna, sporuna ne alanına varırsanız varın, sekiz yılda ne badireler atlattı bu iktidar… Hangi alanlarda onu zora sokmak, zafiyete düşürmek noktasında çok etkin, hatta geçmişteki bir çok girişimlerden çok daha etkili girişimleri yaşadı. Ama milli irade, milletle birlikte aşmasını bildi. Rahmetli Özal ve ekibi nerelerden vurulmaya çalışıldığı hep gözümün önünden şerit gibi geçti. Bugün de aynısı, biliyor musunuz? Hiç farkı yok. Ama bir şey var bugün… Bugünkü kadrolar zafiyete uğratılma noktasında açık vermeyen bir şekilde, tarzda yürüyüş yapıyor.”

Türkiye’nin AK Parti sorumluluğunda üçüncü seçime gittiğini vurgulayan Demir, partisinin oyunu artırarak çıkacağını dile getirdi. Anayasa değişikliğiyle Türkiye’nin iki üç yıl içinde özgürlükler ve demokrasi anlamında, insan hak ve hürriyeti, insanın kendisinden, insan olmaktan kaynaklanan özelliklerini onurlu bir şekilde yaşayabilmesinin önünü açan seviyeye geleceğini kaydeden Demir, Haziran seçimlerinin en önemli kampanyasının ana omurgasını Anayasa değişikliğinin oluşturacağına işaret etti.

“MİMARLIK VE MÜHENDİSLİK ALANINDA KAMU HİZMETİ ETKİN ŞEKİLDE VERİLECEK”
Meclis’teki bütçe görüşmelerinde konuşulan ‘bakanlık zayıfladı. İçi boşaltıldı’ şeklindeki iddiaların doğru olmadığını söyleyen Bakan Demir; “Bayındırlık ve İskan Bakanlığı içerik değiştiriyor. Eskiden bakanlığımız kamunun bütün alt ve üst yapılarını yapan kuruluştu. Şimdi yapımcı kısmı işletmeci bakanlıklara devredildi. İllerde il özel idareleri yürütüyor. Biz de yapıyoruz ama kurumların bize göndermesi durumunda. Artık mimarlık ve mühendislik uygulamalarıyla ilgili Anayasa’da kamuya verilen görevleri ve sektörde oluşacak olan sistemi, politika üreten, yasalarını mevzuatlarını düzenleyen ve çalıştıran bir bakanlık olarak hedefliyoruz.” dedi.

İmar Kanunu’nda yaptıkları değişiklikle birlikte özel müteahhitlik denilen alanda yasa ve yönetmelik çıkardıklarını anımsatan Demir, vizyonlarından bir tanesinin de bürokrasiyi ortadan kaldırmak olduğunu belirtti. İşlemlerin net ve seri bir şekilde, özellikle mimarlık ve mühendislik alanında kamu hizmetinin etkin şekilde verilmesini sağlayacaklarını anlatan Demir, şunları kaydetti: “Yapı Denetimi Yönetmeliği de şu anda bitmek üzere. Şubat ayında inşallah yayınlatmaya çalışacağız. Yeni bir yazılım hazırlıyoruz tekrar. En ufak bir esnek noktası kalmayacak şekilde yapı denetimi sistemi şu anda tüm Türkiye’ye yaygınlaştı. 2011 yılı içinde tamamen hayata geçmiş olacak. Yönetmelikte bazı düzenlemeler yapıyoruz. 65 yaşın üzerinde olan teknik elemanlara yapı denetçi belgesi artık vermiyoruz. 12 yıl bir fiil çalışma şartı vardı. Bunu 5 yıla düşürdük. Daha genç arkadaşlarda görev alır hale geldi. Her yapı denetimine tabi denetlenen inşaat ayrıca bizim bayındırlık tarafından denetlenip denetlenmediği mutlaka kontrol edilecek. Artık bu işin kaçak göçeği kalmadı. Yine çıkardığımız bir yetkiyle birlikte malzeme denetimi yapılacak. Kalite standart belgesi olmayan malzeme artık inşaatlarda kullanılamayacak. Bunu da yapı denetim yönetmeliği ile net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Eğer bir kapı kilidi yada bir tuğla kalite belgesi yoksa inşaatlarda artık kullanılamayacak. Biz onu inşaatta denetleyeceğiz. Yolda değil.”

“YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞ BİNASINI İZLEYEBİLECEK”
2012 yılı başından itibaren bir yapımcının ustalara iş verebilmeleri için, ustaların o işi yapabileceğine dair belgeleri bulunma şartı aranacağını kaydeden Demir, bunun üzerine sigorta kavramını geliştireceklerini ifade etti. Geliştirdikleri yeni bir yazılımla tüm istatistiki bilgilere ulaşabileceklerine vurgu yapan Demir, ”Tüm yapılarla ilgili en küçük detaya kadar, doğal gaz hattından, su hattından, kanalizasyon sistemlerinin tamamı elektronik ortamda milimetrik olarak kayıt altında tutuluyor olacak. Zamanı gelince çalışmamızda yurt dışında ise binasını izliyor olacak oradan vatandaş. Mimarisi oluşturuldu, yazılımı devam ediyor. İnşallah 2012 yılı sonuna kadar vatandaşın kendi binasını izlemeyi de temin etmeyi planlıyoruz. Bu sistemi yerel yönetimler ve valiliklerle beraber işleteceğiz. Ruhsat verirken o sistemi beraber kullanacağız.” şeklinde konuştu.

“ORTA HASARLI BİNALARDA TEK ÇÖZÜM: KENTSEL DÖNÜŞÜM”
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında oluşan orta hasarlı konutların sorununu da değerlendiren Demir, şunları belirtti: “Orta hasarlı konutlar, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın yetki alanında. Bu binaların bir bölümü rutsatlı, bir bölümü de kaçak ruhsatız binalar. Ruhsatsız kaçak binalara ruhsatlı bina muamelesi yapamazsınız. Yapsanız da bunlar çürükse, ruhsatlı ya da ruhsatsız fark etmiyor. Ruhsatlı binayı tespit ettiğinizde farklı bir şey ortaya çıkıyor. Tek çözüm kentsel dönüşüm. Bina sahiplerinin de buna destek vermesi lazım. Bir tespit varsa, deprem olduğunda yıkılma ihtimali olanların mutlaka yıkılması lazım. Orta hasarlı bina güçlendirmeyle dayanıklı hale getirilebilecekse, güçlendirilmeli. Bu konuyla ilgili olarak Belediye Kanunu’nda değişiklik yaptık. Daha kapsamlı bir kentsel dönüşüme ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız TOKİ ile irtibata geçer veya kendisinin dönüşüm projesi varsa Bakanlık olarak İller Bankası’ndan her türlü katkıyı sağlamaya çalışırız. Bunu tamamen siyaset alanının dışında çözmemiz gereken problem olanı olarak algılayıp, toplumu da böyle bilgilendirmek lazım. Bu konuda bina sahiplerinede görevler düşüyor.”

MÜSİAD: GENEL SEÇİM ÖNEMLİ BİR EŞİK
MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan ise 2011 genel seçimini Türkiye’nin dünyadaki pozisyonunu belirleme açısından oldukça önemli gördüğünü söyledi. ‘Bu sene önemli bir eşikteyiz’ diyen Vardan, “2011 seçimlerinin Türkiye’nin dünyadaki pozisyonunu belirleme açısından oldukça önemli olarak görüyorum. Bütün arkadaşlarımızın da bu şekilde bir düşünceye sahip olduklarını düşünüyorum. Daha demokratik bir ortamın oluşması için referandumda çıkan sonuçla beraber önemli bir eşiği atladık. 2011 Haziran seçimlerinin de bu eşiği ortaya çıkardığını ve atlamamız durumunda Türkiye’nin çok farklı bir boyutta olacağını düşünüyoruz. 2011 yılında tüm bunlar sürdüğü takdirde belki 2009’dan 2010’a geçişte olduğumuz gibi hızlı bir büyüme değil ama yine bir büyüme beklentisi içindeyiz.” ifadesini kullandı.